EWO2:Müzik birleştirir

Çiğdem Ronaesin
12 yıl önce Mannheim’da kurulan EWO2 müzik grubu, eşitlik, özgürlük ve çevre sorunlarına duyarlılığıyla tanınan farklı bir müzik grubu. DİDF’in 50. Yıl Emek Şenliği’nde de sahne alan grup üyeleri, yaptıkları müzik ve güncel konulara ilişkin sorularımızı yanıtladı.

Grubunuz ne zaman ve nasıl kuruldu?
Grubumuz bu biçimiyle bir proje çerçevesinde, 10-12 yıl kadar önce kuruldu. Devrimci Rus şairi Wladimir Majakowski üzerine bir program yapmıştık. Majakowski Rus devriminde aktif yer almış ve 1930 yılında yaşamına son vermiş bir sosyalist. O tarihten bu yana düzenli olarak değişik konularda albümler hazırladık. En son albümümüz ise İtalyan işçi şarkılarından esinlenen Avanti Popolo. Demokratik, tarihsel ve güncel işçi türkülerini yeniden düzenliyor ve yeni biçimiyle daha çok insana ulaştırmayı hedefliyoruz. Bunun gerekli olduğunu düşünüyoruz, çünkü böylesi türkü ve şarkılar sadece klasik tarzda söylenmemeli. Rock ve dünya müziğinden katkılarla zenginleştiriyoruz.

Göçün 50. Yılı’nda Emek Şenliği’ne katıldınız, burada nasıl bir program sundunuz?

Burada göç konulu şarkılar mı söylesek diye düşündük. Bu nedenle Hans, göç üzerine bir Amerikan şarkısı söyledi. Ayrıca bir de, bizim için önemli olan Fransızca bir şarkı seslendirdik. Çünkü bu yıl, tarihteki ilk işçi devleti olan Paris komününün 140. yıldönümü. Bu maalesef bugün fazlaca bilinmiyor, zira bu kanla bastırılan ilk sosyalist hareketti ve bu nedenle, halkın gerçekten birlikte karar verebildiği bu dönemi anmak için nostaljik şarkılar söylüyoruz.
Etkinlikte gençlerin Çav Bella şarkısını hep birlikte söylemeleri beni çok coşkulandırdı. Konuşmalar biraz uzundu. Müziğe daha fazla yer verilmeliydi çünkü, müzik birleştirici olma konusunda çok daha etkin bir öğe. DİDF, böyle birşeyi organize edebilen, başarılı geçmişi olan, canlı bir topluluk. Ne yazık ki bizim programımızda Türkçe veya Kürtçe bir şarkı yoktu. Bize tarihsel arka planı olan bir şarkı önerirseniz, üzerinde çalışıp bir dahaki sefere onu da sunarız.

Göç politikası üzerine genel olarak neler söylemek istersiniz?
Örneğin Fransa’da göç politikası değil, tersine tam sağcı bir Sarkozy politikası var. Sarkozy, bir göçmen kadını kadınlardan sorumlu bakan da yaptı fakat fazla kalamadı; çünkü göstermelik bir fonksiyonu vardı. Burada ise, benim fikrime göre (Bernd) şimdiki göçmenlerin bir dönem Ruhr bölgesine gelen Polonyalılar gibi olabilmesi için çok zaman gerekir. Şu anda Polonyalı isimler Alman isimleri gibi algılanıyor. Buna karşın Türklerin görünüşleri ve isimleri halen yabancı olarak algılanıyor. Bunun değişmesi için daha birçok neslin değişmesi gerektiğine inanıyorum.
Ben (Hans) göçü oğlumla birlikte yaşıyorum. Oğlumun çok uzun süreden beri Türk bir arkadaşı var ve doğal olarak onların içinde büyüdü. Sınıfında da Gymnasium’a gelen ve yükselme çabası içinde olan birçok Türk kızı var. Bunu da başarıyorlar ve bu toplumumuzun uzun vadeli doğal seyrinde değişimini sağlayacağı için bana umut veriyor. Ancak çocuklarımızı buna göre yetiştirirsek, birlikte oluşum mümkün olur.