Hükümetin yoksulluk karnesi

Mehmet Salim
Angela Merkel geçen hafta çıktığı Afrika turunda, kıtadaki yoksulluk üzerine bolca konuştu ve Almanya’nın bunun için yardımda bulunacağına dair sözler verdi. Tam bu arada Birleşmiş Milletler (BM) bünyesindeki Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komisyonu Almanya’daki sosyal durum üzerine bir rapor yayınladı. Rapordaki rakamlar (bkz. kutuya), Almanya’da da toplumsal durumun hiç içaçıcı olmadığını gösteriyor. Aslında raporda yeni bir şey yok. Yeni olan, daha önce çeşitli kurumların açıkladıkları rakamların Almanya’nın da güvendiği BM gibi bir kurum tarafından tekrarlanmış olması.

LİSTE DOLUSU OLUMSUZLUK
İşsizlik, yoksulluk, yabancı kökenlilerin dışlanması, emeklilerin durumu gibi konularda birçok olumsuzluğun yaşandığına yer verilen raporda, hükümetin daha önce verdiği iyileştirme sözlerini tutmadığı belirtiliyor. Almanya’da nüfusun yüzde onüçünün yoksulluk sınırının altında yaşadığını ve 1 milyon üçyüz bin kişinin işi olmasına rağmen gelirlerinin yetmediğini açıklayan rapor, bundan dolayı bu insanların devlet yardımına muhtaç olduklarına işaret ediyor. Raporda, bu durumun Almanya gibi bir ülkede toplumsal yaşamı derinden etkilediğine dikkat çekiliyor.
Raporda özellikle çocuk yoksulluğunun kaygı verici boyutta olduğu, iki buçuk milyon çocuğun yoksulluk içinde yaşadığı da kaydediliyor. Yoksul çocuklara verilen devlet yardımının çok düşük olduğu belirtilerek, her dört öğrenciden birinin sabahları kahvaltı yapmadan okula gitmek durumunda kaldığı, birçok okulda sıcak yemek verilmediği, bundan dolayı birçok çocuğun yeterince beslenemediği için okuldaki başarısının olumsuz etkilendiği ifade ediliyor. Çocuklara yönelik Hartz IV Yasası çerçevesinde yapılan zammın yeterli olmadığı ve bu konuda yapılan hesaplamaların yeniden gözden geçirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Komisyon iki Almanya’nın birleşmesinin üzerinden yirmi yıl geçmesine rağmen işsizliğin Doğu’da Batı’dakinden hala iki kat yüksek olduğu ve hükümetin bu konuda gereken önlemleri almadığı üzerinde de duruyor.
Raporda ayrıca, özürlülerin ve kadınların yaşadığı dezavantajlara işaret ediliyor.

YABANCI KÖKENLİLER DIŞLANIYOR
Komisyonun özellikle eleştirdiği konulardan birisi de Almanya’da yaşayan yabancı kökenlilere yönelik ayrımcı politikalar. Yabancı kökenli insanların yaşamın birçok alanında ayrımcılıkla karşılaştığını belirten komisyon, ikinci kuşak da dahil olmak üzere yabancı kökenlilerin birçok engelle karşılaştığı ve bu durumun çok ciddi boyutta olduğu vurgulanıyor. Yabancı kökenlilere yönelik eğitim, çalışma hakkı gibi konularda gerçekten önlem alınmak isteniyorsa öncelikle varolan önyargıların ortadan kaldırılması gerektiğine işaret ediliyor. Özellikle eğitim alanında yabancı kökenlilere gereken şansın verilmediği ve bunun kaygı verici düzeyde olduğu belirtiliyor.
DGB Yönetim Kurulu Üyesi Annelie Buntenbach da bu sorun hakkında bir açıklama yaparak, hükümetin bu konuda artık önlem alması ve herkese eşit şans tanınması gerektiğine dikkat çekti.
Almanya’da yaşayan ilticacıların durumuna da değinilen raporda, devletin ilticacıları yeterince desteklemediği -örneğin yeterli olmayan Hartz IV yasalarından bile yararlanmadıkları- ve çoğu zaman sefalet içinde ve tıka basa yerlerde yaşamak zorunda kaldıkları belirtiliyor ve iş hayatına katılmalarının engellendiği, sağlık güvenceleri konusunda problemler yaşadıkları ifade ediliyor.
Raporda, “Komisyon Alman devletinin, yaşlı insanların bakım yurtlarındaki durumunu düzeltmek için yeterince önlem almadığı konusunda ciddi olarak kaygı duyuyor. Bu kişiler insanlık onuruna yakışmayacak koşullar altında yaşıyorlar ve yeterli bakım hizmeti verilmiyor“ denilerek durumları giderek kötüleşen yaşlılarla ilgili olarak da hükümet uyarılıyor.
Birçok kişi ve kuruluş BM Raporu hakkında açıklama yaparak hükümetin özellikle yoksullukla ilgili bir an önce önlem alması gerektiğini belirttiler. DGB yaptığı açıklamada raporu hükümetin ‚yoksulluk karnesi‘ olarak değerlendirirken, hükümeti yığınların kötü koşullarını inkar etmekle suçladı. Konu hakkında Sol Parti parlamento sözcüsü de Tagesspiegel Gazetesi’ne yaptığı açıklamada, raporun artık Almanya’da sosyal devletin olmadığını gösterdiğini söyledi.
BM Komisyonu her beş yılda bir yayınladığı raporunda üye ülkelerdeki sosyal durumu ele alıp tavsiyelerde bulunuyor.

HÜKÜMET ÖNERİLERE KULAK TIKIYOR

Komisyon daha raporunun başında Almanya’daki sosyal ve kültürel hakların iyileştirilmesi konusunda daha önce yaptığı önerilerin uygulanmadığını açık bir dille vurgulayıp hükümeti eleştiriyor. Bunun için hükümetten, yeniden ayrımcılığın ortadan kaldırılması, yoksullukla mücadele edilmesi ve Almanya’da yaşayan herkes için demokratik hakların garanti altına alınması konusunda adımlar atmasını talep ediyor.
Federal Sosyal Bakanı Ursula von der Leyen ise, BM Raporu ile ilgili yaptığı açıklamasında, ‚verilerin bilimsel olmadığı‘ ve büyük çoğunluğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığını belirterek eleştirilere sert tepki verdi. Oysa yayınlanan birçok araştırma ve istatistik, raporda belirtilen rakamları destekliyor. Neredeyse her ay yayınlanan araştırmalar Almanya’da zenginlerle yoksullar arasındaki uçurumunun giderek derinleştiğini açık bir şekilde gösteriyor. Sadece bağımsız kuruluşların yaptığı araştırmalar değil, aynı zamanda hükümet tarafından yayınlanan resmi rakamlar da komisyonun rakamlarını doğruluyor.
Örneğin bu ayın başında, emekli ve yaşlı insanların yoksullaşmasına dair Federal Sosyal Bakanlığın yayınladığı rakamlar da bunu doğruluyor. Verilere göre 2001-2010 arasında emeklilik parası yüzde 0,82 artarken eşya fiyatları yüzde 1,6 olarak arttı. Şu an atmışbeş yaş üstü dört yüz bin insan sosyal yardım alıyor.
Yine hükümet son dönemde işsizliğin giderek düştüğünü övünerek açıklamasına rağmen uzun süreli işsizler daha önce olduğu gibi iş bulamıyor; krizden dolayı bankalara ve finans kuruluşlarına milyarlarca Euro para aktarılırken, halkın eğitim, sağlık gibi temel ihtiyaçlarına gelince para yok deniyor. Sosyal alanlarda sürekli bütçe kısıtlamasına gidiliyor.
Toplumun bir kesiminin yaşam standardı kötüleşip, geçim sıkıntısı çekenlerin sayısı artarken, diğer taraftan da Almanya’da krize rağmen zenginler daha çok kazanıp gelirlerini katlıyorlar. Kısa bir süre önce yayınlanan Dünya Zenginlik Raporu’na göre 2010 yılında ülkedeki zenginler varlıklarını yaklaşık yüzde on civarında artırarak rekor düzeye çıkarttılar. Rapor, Almanya’da 924 bin milyonerin olduğunu ve bunların karlarının yüzde 7,2 arttığını da bildiriyor.
(Spiegelonline)

BM Raporu’ndan rakamlar

Rapora göre Almanya’da toplam nüfusun yüzde 13’ü yoksulluk sınırının altında yaşıyor ve bunun 2,5 milyonu çocuk ve gençlerden oluşuyor. Öğrencilerin yüzde yirmi beşi kahvaltı yapmadan okula gidiyor ve onsekiz yaşın altındaki gençlerin yüzde otuzu (13,6 milyon) eğitim alanında riskli koşullarda büyüyorlar. Birçok genç eğitimini tamamlamadan okuldan ayrılıyor ve bu sayı giderek artıyor.