Avrupa’da yükseltilen ırkçılık

NORVEÇ: Katil Breivik’in de bir zamanlar üyesi olduğu İlerici Parti (PP) ülkenin ikinci büyük siyasi gücü konumunda. 169 sandalyeli mecliste 41 sandalyesi olan PP, sık sık göçmenlere ve Müslüman ülkelerden gelenlere karşı açıklamalarda bulunuyor. Ülkede Müslümanların gelmesinin engellenmesini savunan PP, okullarda başörtüsünün yasaklanmasını, başörtülü öğrencilerin velileriyle birlikte sınırdışı edilmesini savunuyor.

FRANSA:
1972 yılında Jean-Marie Le Pen tarafından kurulan aşırı sağcı parti Ulusal Cephe (FN), oy artışını sürdürüyor. Diğer taraftan sadece 1980-1985 yılları arasında 130 kişi ırkçı saldırıların kurbanı oldu. Ve son yıllarda Fransa’da da “Ülke İslamlaşıyor” korkusu yayılmaya çalışılıyor. Yapılan son anketlere göre önümüzdeki yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde FN’nin oyunu artırması bekleniyor.

İNGİLTERE:
ABD ile bağlantılı Neonazi grupların etkili olduğu İngiltere’de ilk Nazi partisi 1962’de Ulusal Sosyalist Harekatı adıyla kuruldu. 1982’de İngiliz Ulusal Parti kuruldu. Şu anda AP’de iki üyesi olan parti Euro’ya girilmesine karşı çıkarken, yabancıların İngiltere’den çıkarılmasını istiyor. Yine “Adolf Hitler mücadele grubu” adlı Neonaziler özellikle İskoçya ve İrlanda’da göçmenlere yönelik saldırılarla gündemde.

İTALYA: Mussolini’nin liderliğinde Avrupa’da faşistlerin ilk iktidara geldiği ülke olan İtalya’da ırkçıların örgütlenmesi 2. Dünya Savaşı’nın ardından da devam etti. Mussolini taraftarların kurduğu İtalyan Sosyalist Hareketi (MSI)’nin oy oranı kimi zaman yüzde 8’lere kadar çıktı. MSI 1995’de kapatılırken, yerini Ulusal İttifak (AN) aldı. Şu anda hükümete destek veren Kuzey Ligi, ülkede önde gelen radikal sağcı partilerin başını çekiyor. Bu her iki ırkçı parti daha sonra Berlusconi liderliğindeki Forza İtalia ile birleşmişti.

HOLLANDA:
Irkçı lider Pim Fortuyn’in listesi 2002 seçimlerinde yüzde 17’lik başarı sağlarken, 2004 yılında İslam eleştirmeni Theo van Gogh’ın öldürülmesiyle Müslüman göçmen karşıtlığı ve bununla bağlantılı radikal sağcılık yükselişe gelişti. Yine Hollanda’da da Neonazi gruplar, Alman NPD partisini örnek olarak Hollanda Halk Birliği adıyla legal siyasetteler. İslam karşıtlığı çıkışlarıyla tanınan Geert Wilders’in başını çektiği “Özgürlük” partisi son genel seçimlerde büyük bir başarı elde etti ve Hıristiyan-Liberal hükümeti dışarıdan destekleyen bir güç oldu.

BELÇİKA:
Flaman Menfaati (VB) adlı ırkçı örgüt yıllardan beri ülkede faaliyetlerini sürdürüyor. 2010’da yapılan seçimlerde 120 sandalyeli federal mecliste 13 milletvekili kazandı. Cami, İslam, çokkültürlülük gibi konuları işleyerek güç toplayan ırkçı örgütün, Avrupa’nın diğer ülkelerindeki örgütlerle yakın ilişkisi bulunuyor.

AVUSTURYA:
Sağ popülizm olarak adlandırılan ırkçı hareketin ilk zemin bulduğu ülkeler arasında Avusturya geliyor. Jörg Haider’in başını çektiği FPÖ, 2000 yılındaki seçimlerde yüzde 24 oy almış ve hükümet ortağı olmuştu. FPÖ daha sonra bölünse de gücünü korumaya devam ediyor. En son Viyana’da yapılan belediye seçimlerinde yüzde 25 oy aldı.

İSVİÇRE: Ülkede göçmen ve İslam karşıtlığının başını Halk Partisi (SVP) çekiyor. Ülkedeki göçmenleri “kara koyun”a benzeten ırkçı parti ayrıca ülkede camilere minare yapılmaması konusunda halk oylamasına gidilmesini sağlamış ve istediği sonucu almıştı.

POLONYA: Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Polonya’da aşırı milliyetçiler yeniden siyaset sahneye çıktılar. Sağın yükselişinin en önemli nedeni işsizlik ve nüfusun önemli bir kesiminin yurt dışında çalışması. 25 yaş altı gençlerin yarısının işsiz olduğu Polonya’da diğer ülkelerin aksine Almanlar, eşcinseller ve Romanlar hedefte.

İSVEÇ: Batı Avrupa’da Neonazi gruplar ile radikal sağın en fazla örgütlü olduğu ülkelerin başında İsveç geliyor. Geniş basın ve düşünce özgürlüğünden faydalanan radikal sağ gruplar değişik isimlerle örgütleniyorlar. Avrupa’daki Neonazilere kitap, broşür ve CD gibi materyallerin sağlandığı İsveç’te ırkçılar 1998 yılında Adalet Bakanı’na bombalı bir mektup gönderdiler. 1999 yılında ise 3 kişinin ölümü, 2 gazetecinin yaralanmasına neden olan bombalı bir saldırı düzenlediler. Geçen yıl yapılan seçimlerde göçmenleri ve İslamı hedef gösteren İsveç Demokratları 20 milletvekili kazanarak, büyük bir sansasyon yaratmıştı.

FİNLANDİYA:
Geçtiğimiz Nisan ayında aşırı sağcı “Gerçek Finler”in sandıktan yüzde 19’luk bir başarı elde ederek üçüncü parti olarak çıkmasıyla gözler bu ülkeye de çevrildi. Timo Soini’nin başkanlığındaki partinin hedefinde sadece AB ve Euro yok. Diğer Avrupalı milliyetçiler gibi göçmenleri ve İslam karşıtlığını seçim malzemesi yapan Gerçek Finler Partisi kürtaja da karşı çıkıyor ve “Doğum oranını yükselteceğiz” diyor.

DANİMARKA:
Irkçı ve yabancı düşmanı akımların en büyüğü olan Halk Partisi, işbaşındaki hükümeti dışarıdan destekliyor. Irkçı partinin mecliste 25 sandalyesi var. Hükümetin politikalarında rol oynuyor. En son sınır kontrollerinin başlatılmasına vesile oldu.

İSPANYA:
Faşist lider Franco’nın yıllarca iktidarda olduğu İspanya’da yılda ortalama 4 bine yakın ırkçı saldırı meydana geliyor. Radikal sağcı grupların gündeminde ise kaçak göçmen akışı var. Hatta 5 Şubat 2000’de El Ejido kentinde Marokolu göçmenlere ait 500’ye yakın işyeri yerle bir edildi. Polis kentte ancak 2 gün sonra kontrolü sağladı.

MACARİSTAN: Rejim değişikliğinin ardından ülkede birçok faşist grup örgütlenmeye başlandı. Hatta Macaristan, Avrupa’daki Neonazilerin tatil ülkesi olarak biliniyor, çünkü Nazi bayrakları ve sembolleri serbest. Ve ülkede silahlı faşistler cirit atıyor. Görünütü hedeflerinde Romanlar ve eşcinseller var. En tehlikeli grup ise binlerce silahlı üyesi bulunan ve ‚Savunma Kuvvetleri‘ anlamına gelen Vedero.

BULGARİSTAN:
Irkçı ATAKA Partisi, özellikle ülkedeki Müslüman azınlığı hedef alıyor. Temmuz 2009’da yapılan seçimlerde 240 sandalyeli mecliste 21 sandalye kazandı.