Irkçılara karşı gücümüzü birleştirelim

Oslo’daki katliamdan sonra Avrupa’da sağ popülizm ve fikir kundakçılarının rolü tartışılıyor. Siz bu tartışma hakkında ne düşünüyorsunuz?
Benim için tartışmanın tümü garip ve sahtekarca. Bugün Norveç saldırısı dolayısıyla şaşkınlık içinde olduğunu söyleyenlerin önemli bir bölümü ırkçı ve sosyal şoven düşmanlıklar ve açıklamalar yaptılar, korku ve panik yaratarak önyargıları körüklediler. Ben bunları ciddiye almıyorum. Özeleştiri ve tarih bilinci başka bir şeyi gerektiriyor.
Sağ popülistlerden Sarrazin taraftarlarına kadar bir çok kesimin saldırıyı gerçekleştiren ile arasına mesafe koyması, üzüntülerini dile getirerek, katili Neonazi çevrelerden gelen kaçık bir kişi olarak tanımlayarak, “her şeyi yanlış anladı” değerlendirmelerinde bulundular. Ya da tepkileri histeri çığlıkları olarak niteleyerek, yurttaş haklarının kısıtlanması için güvenlik ve polis devleti çağrılarında bulundular. Aynı şekilde Alman basının bir bölümü de bu bulanıklaştırma taktiğine katıldı ve aniden İnternet’te ırkçı nefreti ve sağ popülizmi keşfetti. Ama yine de bunların bir kısmı “düşüncü özgürlüğü” adına yine korumaya alındı ve yaptıkları ırkçılık İslam eleştirmeni olarak nitelendirildi.
Ne var ki; katil yoktan var olmadı, tersine doğrudan toplumun “ortası”ndan geldi. Onun bu katliamı yapmasına neden olan savunduğu ideolojik içerik “popülist” partilerin ve tek tek bireylerin programlarından, yayınlarından ve açıklamalarından farklı değil. Yine uzun süre sağ popülist ırkçı İlerici Parti’nin üyesi ve çeşitli çevreler ile bağlantı içindeydi.
Bu olaydan sonra Almanya’da, Norveç saldırısının sonuçları ve etkisinin nasıl olacağı, siyaset, medya ve toplum içinde ırkçılık üzerinde yeniden bir tartışmanın başlaması sadece üzülmeye değerden de fazla bir durumu içeriyor.
Elbette ırkçılık karşıtı projeler için ayrılan bütçelerde kesintiler yapıldı ve aşırı sağ ile solu aynılaştıran “Aşırılık Şartı” (Extremismusklausel) ile genel bir zanlı durumu yaratıldı.

Almanya’da hangi sağ popülist partiler var ve bunlar hangi politikaları izliyorlar?
Almanya’da pek çok “sağ popülist” ve ırkçı küçük parti bulunuyor. Örneğin bunların bir kısmı “yurttaş hareketi” maskesi altına gizlenmiş ve olumlu bir çağrışım yaratmak için “pro”, “özgürlük”, ya da “demokrasi” ve “insan hakları” kavramlarını kullanarak demokratik bir görünüm sergilemeye çalışıyorlar. Faşist partiler NPD, DVU ve REP’in eski taraftarlarının çatısı altında toplandığı “Pro Deutschland” ve eskiden CDU üyesi olan bir eyalet milletvekili tarafından kurulan “Freiheit” (Özgürlük) önümüzdeki Eylül ayında Berlin’de yapılacak senato seçimlerine, katılacak. Halen küçük grupçuklar halinde olan bu sağcı parti ve örgütler, aralarındaki rekabet ve kadro yetersizliği yüzünden zayıftırlar. Ancak Avrupa’nın diğer ülkelerinde durum biraz daha farklı.

Almanya’da antifaşistler, sol örgüt, partiler, göçmen örgütleri, sendikalar ve çeşitli birlikler bu sağ popülistlere karşı ne yapıyor?
Biz, Sağ Popülizme Dur inisiyatif olarak ilişki ağını geliştirerek, toplumun sağa kayışını engellemeye ve dayanışmacı, ırkçılık karşıtı antifaşist bir çalışmanın güçlendirilmesine yoğunlaşmış durumdayız. Bu çerçevede ırkçılığa ve sosyal şovenizme karşı yaptığımız eylemlerin yanı sıra gelişmelerin arka planı, içeriği ve şahsiyetler, örgütler, bağlantılar konusunda aydınlatma çalışmaları yapıyoruz. Bu çerçevede “Berlin’de sağ popülizm” başlığı altında bir broşürü geçen hafta basına tanıttık. Buna paralel olarak “Irkçı nefrete ve sosyal dışlanmaya karşı birlikte hareket edelim” sloganıyla bir kampanya başlattık. Kampanya çerçevesinde sadece “Pro-Hareketi” tarafından 27/28 Ağustos’ta Hollandalı ırkçı Geeert Wilders’in davetli olduğu Anti-İslam Kongresi’ni ve 3 Eylül’de İsviçre’deki SVP’nin yöneticilerinden Oskar Freysinger’in “Özgürlük Partisi” tarafından seçim kampanyasını başlatmak üzere davet edilmesini değil, aynı zamanda ırkçı ve sosyal şoven politikaların güçlenmesine neden olan sosyal sorunları da protesto edeceğiz. Bu çerçevede çok farklı eylemler ve etkinlikler planlamış bulunuyoruz.

(Tamamı Almanca sayfalarında yayınlanan söyleşinin özetidir)