Aydınlardan açıklama: Barışın yolu mezarlardan değil, mutabakattan geçer

Rakel Dink, Orhan Pamuk,  İshak Alaton, Prof.Dr. Halet Çambel, Prof.Dr. Şerif  Mardin, Prof.Dr. Turgut Tarhanlı, Prof.Dr. Nermin Abadan Unat, Kandil’e hava harekatı ve artan savaş söylemine karşı bir „barış çağrısı“ yayınladı.
Yapılan çağrıda şöyle denildi:  “Savaşmakla, çatışmakla, bastırmakla, sindirmekle, yok etmekle olmaz, barışmakla olur!  Otuz yıldır on binlerce can alan, yüz binlerce can yakan, milyonlarca insanı derinden yaralayan bir çatışmanın yeniden başlaması kabul edilemez.
Savaş, çatışma, operasyon, silah, mayın, top, tüfek, ateş, barut, hapis, tehdit çözmez; sağduyulu diyalog çözer. El kırmak çözmez; el uzatmak, el sıkışmak çözer.  Barış diz çöktürmek değildir, öylesi kalıcı barış olmaz. Barışmanın yolu güç gösterilerinden ve toplu cenazelerden geçmez, hakları temel alan mutabakattan geçer.
Kürt meselesinin çözümü için barışmaktan yana bir süreç acilen başlatılmalı, başta hükümet olmak üzere, tüm siyasi parti ve çevreler bu sürece katkıda bulunmalıdır.
Çareyi savaşmakta, çatışmakta değil, barışmakta gören bizler, TBMM’de grubu olan partileri, Meclis’in açılmasını beklemeden bir araya gelmeye çağırıyoruz. Ortak aklı oluşturacak, sürekli bir diyalog ortamı hazırlayacak  adımları atmaya davet ediyoruz. BDP’nin  bu sürece katılmasının kritik önemde olacağını düşünüyoruz.“

KÜRT SORUNUNA BARIŞÇIL ÇÖZÜM GETİRİLSİN

PROF. DR. MİTHAT SANCAR:

Savaşın tırmandırılması halkların yararına değil, 30 yıllık tecrübemiz bize bunu öğretti ve büyük yaralar açtı. Topyekün savaş konseptinde ısrarlı davranılacağına dair mesajlar son derece tehlikelidir. Buna karşılık PKK’nin de reste restle karşılık verecek bir tarzda olmaması gerekiyor. BDP’nin de Meclise dönmeye yönelik açıklamaları böylesi bir dönemde olumludur.

PROF. DR. GENÇAY GÜRSOY:

Kuşkusuz iki tarafın da içine sinecek bir barış olmalıdır. Devlete biat etmeyi öngören barışı ne Kürt halkı sindirebilir ne de böyle bir barış kalıcı olabilir. Ben devletim, şiddet kullanma hakkı sadece bana aittir şeklindeki görüş geçmişin yüzyılın otoriter baskıcı rejimlerinin görüşüdür. Eğer siz bütün siyaset yollarını tıkarsanız şiddete davetiye çıkarmış olursunuz. Siyasetin yollarını açmak lazımdır. Bu mümkündür. Yapılacak ilk şey İmralı görüşmelerini yeniden başlatmaktır. KCK davalarının çıkmaza sürüklenmesinin önüne geçilmelidir. TMY’de bazı değişiklikler yapılabilir. Böyle 1-2 ufak değişiklik dahi yükselen gergin ortamı değiştirebilir.”

TİHV BAŞKANI, PROF. DR. ŞEBNEM KORUR FİNCANCI:

Son dönemlerde, yaşanan  operasyonlarda gencecik insanlar öldü. 40 bine yakın ölüden bahsederken bunlara yenilerini eklemek  üzere söylemler yapmak niye? Şu dönemde artık şiddetin dilinden vazgeçmek gerekiyor.

PROF. DR. EROL KATIRCIOĞLU:

Ülkede son dönemde yapılan operasyonlar, buna karşı yaşamını yitiren genç bedenler çok acı. Ancak her şeye rağmen bugün barışa dünden daha fazla yakınız. Tersi çabası olanlara karşı, toplumumuzda savaşın bitmesine ilişkin talep daha fazla. Her şeye rağmen barışın bu ülke topraklarına gelmesi yönündeki çabalara dur durak bilmeden devam etmek gerek.

SANATÇI ORHAN ALKAYA:

Hakikatin kan dökerek bertaraf edilemeyeceğini sayısız defa deneyimlemiş bir ülkede, bütün sözler söylendi esasen. Yeniden İttihatçı maceracılığa yeltenmenin ipuçlarını görüyor olmam ise, umarım sadece benim paranoyamdır. Makro politikanın bölgede büyük yıkımlar ve şapşal hezimetlerle sonuçlandığı bu dönemde, herkese akıl fikir sağduyu ve tarih bilinci, fazlasıyla gerekmektedir.

TİYATRO ELEŞTİRMENİ ÜSTÜN AKMEN:

Türkiye halkları bayram kutlayamaz. Bayram kutlamak, ülkenin demokrasi güçleri ve var olan durum arasındaki mücadelesinin sonucuna bağlı. Bir yıl içerisinde bilmem kaç adet PKK’liyi etkisiz hale getirdiklerini dillendiren anlayışın körelmesine bağlı. O etkisiz hale getirilen bilmem kaç adet insanın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Kürtlerin çocuğu, kardeşi, bacısı, oğlu olduğunun düşünülmesine; ateş düşen o evlerde de kardeşlik köprülerine darbe vurulduğunun bilinmesine; Mehmetçik ile Kürt Mehmet’in cenazesinde aynı hüznün duyumsayabilmesine bağlı.Yani bitmesi istenilmeyen bir savaşta iki halkın çocukları “şehitler” ve “ölüler” diye ayrıştırılırken bayram kutlanamaz, kutlanılmamalı.

TİYATRO VE SİNEMA SANATÇISI DERYA ALABORA:

Yıllardır yaşanan şiddetin, bunca ölen insanın  hangi tarafa faydası dokundu gencecik insanların yok edilmesinden başka.Türlü vaatlerle başa gelen  yöneticiler iktidarın büyüsüne kapılıp vaatlerini çok çabuk unuttu. Biz bu savaşın kimlere yaradığını çok iyi biliyoruz ama gencecik bedenler üzerinden elde edilen rant artık son noktasında. İnsanlara gereken özgürlüklerin verilmesi, konuşma ortamının sağlanması gerekiyor.Yine aynı acıların yaşanmasına izin vermemek lazım. 40 bin insanın daha ölmesine kimsenin tahammülü yok. Diğer ülkelerde yaşanan olayları bırakıp kendi ülkemizdeki acıların çözümü için hep birlikte mücadele etmeliyiz.