Entegrasyon Bakanı Öney ne diyor?

Alman ve Türk medyası bir kaç haftadır Baden-Württenberg Eyaleti’nin çiçeği burnunda Entegrasyon Bakanı Bilkay Öney’in yaptığı açıklamaları tartışıyor.
Yazılıp çizilenlere göre, Öney, Welt am Sonntag gazetesine verdiği beyanatta şu üç şeyi söylemiş:
– Türklere vizenin kaldırılmasına karşıyım. Almanya’da ne kadar çok Türk olursa o kadar çok huzursuzluk olur.
– Türkler, Almanlardan beş misli daha fazla TV seyrediyor.
– AB dışından gelen göçmenlerin yerel seçimlerde oy kullanmasına karşıyım.
Yenilir yutulur gibi olmayan bu sözlerin göçmen kökenli bir “uyum bakanı”nın ağzından çıkması elbette düşündürücü.
Öney, söz konusu ifadelerin Welt am Sonntag gazetesinde yayınlanmasından sonra yaptığı açıklamalarda doğrudan, “Bunlar benim sözlerim değil” diyemiyor.
Sadece çarpıtıldığını ve yayınlanması için kendisinin onayına başvurulmadığını söylemekle yetiniyor.
Keza, gazeteye karşı hukuki yollara başvurmamasını da “Oyunlara gelmek istemediğim için avukatlarımın tavsiyesiyle davadan vazgeçtim” şeklinde açıklıyor.


BASINA GÖRE YAKLAŞIM FARKI

Alman basınında konuyla ilgili yer alan haber ve yorumlarda “Öney’in popülizmi” (Die Zeit) eleştirilirken, Türk gazetelerinde tahmin edilebileceği gözü kapalı bir sahiplenme hakimdi.
Eğer bunları Türkiye kökenli bir siyasetçi değil de bir Alman siyasetçi söylemiş olsa idi, emin olunuz ki, Türk basını belki de haklı olarak “İkinci Sarrazin” manşetini atıp, ifade edilenlerin ne kadar saçma olduğunu sıralayacaktı.
Ama klişeleri dile getiren bir Türk olunca, demek ki değişebiliyor.
Belirtildiği gibi; Öney Welt am Sonntag gazetesine söz konusu cümleleri içeren bir açıklama yapmadığını söylemiyor, sadece çarpıtıldığını ve onay alınmadan yayınlanmasından şikayetçi. Bununla kalmayarak gelişmelerden partisinin etkilenmemesi gerektiğini ifade ediyor: “Vatandaşlarıma sesleniyorum. Çıkan haberlere bakıp huzurunuzu bozmayın. Partilere tepki göstermeyin. Bu haberler çok yanlı ve amaçlı. Her sözüme dikkat etmek zorundayım. Doğru olmayan şeyleri zaten söyleyemem.”
Öney’in söz konusu klişeleri nasıl bir ortamda, hangi bağlamda ya da hangi amaçla dile getirdiğini bilemiyoruz.
Ama; bildiğimiz bu klişelere yer veren ve bunun üzerinden bir yaygaranın koparılmasına neden olan gazete (Die Welt) ve onun sahibi Springer Verlag (Bild’i de bu yayınevi çıkarıyor) bu ülkede sürekli Türkiye ve diğer ülkelerden gelen göçmenlere karşı klişeleri kullanarak önyargıları körüklemeye çalışıyor.
Böyle bir yayın çizgisine sahip olan gazete ve gazetecilerin, Öney’in söyledikleri karşısında Türkiye kökenli göçmenleri savunuyormuş gibi görünmeleri epey komik oluyor.
Çünkü asıl niyet göçmenleri korumak değil, bir göçmen bakanın da aslında kendileri gibi düşündüğünü kanıtlamaya çalışmaktır.
GÖÇMEN KÖKENLİ  SARRAZİNLER
Bütün toplumlarda, ortamlarda hep “kraldan çok kralcılar” vardır. Bu durum Almanya’da yaşayan Türkiye kökenliler arasında da mevcut. Kendisini Alman devletine, basınına göstermek, sadakatte kusur etmediğini kanıtlamak, dolayısıyla kraldan çok kralcı olmak isteyenler epey fazla. Bunların önemli bir bölümü bunu kariyer, rant, hırs için yapıyor.
Bir kısmı da gerçekten de dünya görüşü Sarrazin ile aynı olduğu için öyle davranıyor.
Alman yoksullarını, göçmenleri ve Türkiye kökenlileri aşağılayan Thilo Sarrazin’in kitabının tanıtım toplantısında Necla Kelek’in yanında oturması tam da böyle bir durum.
Bu nedenle göçmenler içinde Sarrazin ile aynı görüşleri savunanların ortaya çıkması kimseyi şaşırtmamalı. Çünkü; insanların olaylara, gelişmelere yaklaşımını belirleyen asıl şey onların dünyaya nasıl baktıklarıdır.
Dünyaya nerede olursa olsun, mağdurların, ezilenlerin, mazlumların, yok sayılanların, hor görülenlerin cephesinden bakmayanlar elbette Sarrazin’in mantığı ile göçmenlere yaklaşacaktır.
Bu nedenle; Bakan Öney tartışma konusu yapılan konular ve nasıl bir uyum anlayışına sahip olduğunu doğru dürüst kamuoyuna açıklarsa, o zaman hangi cephede olduğu daha net bir şekilde görülebilecektir.
Yani; en iyisi vakit geçirmeden ne demek istediğini, nasıl bir Almanya istediğini doğru dürüst açıklasın. Bunu yapmadığı sürece yalanlamadığı sözlerin zannı altından kurtulamaz. (YH)