Ruhsal hastalıklar patladı

Bilim insanları Avrupa’nın 30 ülkesinde ve 100 çeşit psikolojik hastalığın yaygınlık oranlarını araştırdılar. Yapılan araştırma 164,8 Milyon insanın yani toplam nüfusun üçte birinden fazlasının sözkonusu hastalıklardan birinden etkilendiği ortaya çıktı. Bilim insanları, karmaşık bir yapıya sahip olan kafanın da vücudun diğer bölgeleri gibi mevcut koşullardan daha fazla etkilendiğini söylüyorlar.
Avrupa Nöropsikofarmakoloji Koleji tarafından yapılan araştırmaya göre AB sakinlerinin yüzde 38.2’si anksiyete, uykusuzluk, şizofreni ve bağımlılık gibi nörolojik hastalık veya sorunlarla mücadele ediyor.
Üç yıl süren, 27 Avrupa ülkesi ve İsviçre, İzlanda ve Norveç’i kapsayan araştırmada 514 Milyon kişinin sağlık durumları incelendi. Tüm ülkelerde aşağı yukarı benzer oranlar tesbit edilirken, hastalığın gençler ve çocuklar arasında da yaygınlaşmasına dikkat çekiliyor.
Araştırmaya göre beyin hastalıkları Avrupa ülkelerindeki hastalıkların yüzde 26.6’sını teşkil ediyor. Araştırma tüm yaşlardaki nörolojik veya zihinsel hastalıkları kapsıyor.
En sıklıkla yaşanan hastalık yüzde 14 ile anksiyete (bunaltı-bunalım) olurken, AB’lilerin yüzde 7’si uykusuzluk, yüzde 6,9’u ağır depresyon, yüzde 6,3’ü somatoform bozukluklar (psikolojik rahatsızlıkların bedene yansıması), yüzde 4’ü alkol veya uyuşturucu bağımlılığı sorunu yaşıyor. Ayrıca gençlerde yüzde 5 oranında hiperaktivite ile birlikte dikkat boşluğu, 85 yaşın üzerindekilerin yüzde 30’unda ise bunama sorunu görülüyor.
Avrupa Nöropsikofarmakoloji Koleji’ye göre ayrıca milyonlarca hasta beyin sarsıntısı, beyin travması, Parkinson hastalığı ve Multiple skleroz’la (beyni ve omuriliği tutan özbağışıklık hastalığı) mücadele ediyor.
2005’te yapılan önceki araştırmaya kıyasla genel bir artış gözlenmiyor ancak ömrün uzamasından kaynaklı olarak bunamanın arttığı kaydediliyor.
Araştırma Grubu Başkanı Dresden Üniversitesi’inden Hans Ulrich Wittchen, hastaların tedavilerinde de dramatik şikayetlere dikkat çekerek, hastaların ancak üçte birinin tedavi gördüğü, bunların da profesyonel yöntemlerle yapılmadığını ve çok geç başlandığını belirtiliyor. Wittchen, bakım ve önlemlerin acilen alınması çağrısında bulunarak, hastalığın kendisi, yaygınlığı, ağırlık ve sonuçları konusunda bilgisiz olmamanın, ona karşı mücadeleyi de zorlaştırdığını söyledi.
Araştırmacılar bu durumun diğer bir nedenini de, psikolojik hastalıkları marjinalleştiren, damgalayan toplumsal ve siyasal eğilim olduğunu belirtiyorlar. Bunun üstüne gelen ruhsal ve nörolojik bozuklukların çeşitleri ve tedavi yöntemleri konusunda toplumdaki bilgisizlik ve sağlık politikalarının yetersizliği. „Her düzeyde acil ve hedefli olarak harekete geçmeliyiz“ diyen araştırmacılar, „her şeyden önce, çocuk ve ergenlerde erken tanı ve tedavi geliştirilmesi gerekmektedir. Sadece hedefli ve kapsamlı erken müdahale hızla yükselen artışın önüne geçebilir” diyorlar. (YH)