Zenginlerin işi zor, hem de çok zor!..

Bir tarafta mali kriz derinleşerek devam ederken diğer tarafta ABD, Fransa ve Almanya’nın ‘önde gelen’ zenginleri, “biz daha fazla vergi vermek istiyoruz” diye ‘feryat’ ediyorlar. Tartışmalarla ‘daha fazla vergi ödemek isteyenlerin’ servetlerini sömürü ve gasp ile elde ettikleri gerçeğinin üstü örtülmek isteniyor. Hükümetin vergi affı ise ikiyüzlülüğün diğer bir yanı.

Warren Buffet, 80 yaşında, beyaz saçlı nur yüzlü Amerikalı bir ihtiyar. Aynı zamanda milyarder. Forbes dergisinin araştırmalarına göre dünyanın üçüncü zengini. 50 milyar Dolar ‘kişisel’ servete sahip olan Buffet, 15 Ağustos günü New York Times gazetesine “Artık devlet zenginleri şımartmaktan vazgeçmeli” başlığıyla yazdığı bir makaleyle, dünyanın gündemine oturdu.
Geçtiğimiz yıl 6 milyon 938 bin Dolar vergi ödediğine dikkat çekerken, bu miktarın servetinin vergilendirilmesi gereken bölümünün yüzde 17,4’üne tekabül ettiğini yazan Buffet, “Büromda çalışan 20 elamanımın vergi yükleri bile daha fazla. Onlar yüzde 33 ila 41 arası, ortalama olarak yüzde 36 vergi ödüyorlar” diye isyan ediyor. Buffet yazısında daha da ileri gidiyor: “Yoksul ve orta sınıfa mensup insanlar bizim için Afganistan’da savaşırlarken ve birçok Amerikalı ayın sonunu getirme derdindeyken biz süper zenginlere daha fazla vergi indirimi getiriliyor.”
“Ben ve arkadaşlarım, milyarder dostu bir kongre tarafından yeterince şımartıldık” diyen Buffet, hükümetten ülkenin yüklerini adil dağıtmasını talep ederek makalesini son veriyor. Buffet’in bu çağrısına birçok ABD’li milyarder destek verdiğini açıkladı. Obama hükümetinden ise konuya ilişkin her hangi bir açıklama gelmedi.

‘VATANA HİZMET ETMEK  İSTİYORUZ’
Buffet’in makalesi Atlantik okyanusunun bu yakasında da yankı buldu. 16 Fransız milyarder ortak bir mektup yayınlayarak, “zor durumda olan ülkemize yardımcı olmak istiyoruz” dediler. Bütçe açığını dengelemek için tasarruf paketi hazırlayan Sarkozy hükümetine gönderilen mektupta, Fransız zenginlerin, “Dayanışma ruhu içinde” daha fazla vergi vermeye hazır oldukları belirtiliyor ve şöyle deniyor:  “Bizler, Fransız sisteminden ve Avrupa’nın uygulamalarından çok yararlandığımızın bilincindeyiz. Bunu devam ettirebilmek için katkıda bulunmak zorundayız.”
Mektubu imzalayanlar arasında kozmetik ürünleri üreten L’Oreal firmasının varisi ve Avrupa’nın ‘en zengin kadını’ olan Liliane Bettencourt, petrol tekeli Total’in sahibi Christophe de Margerie, Peugout-Citroen’in sahibi Phillipe Varin ve Societe Generale bankasının şefi Frederic Oudea da bulunuyor.
Fransa’nın patronları, sunulacak özel katkının ‘adil kriterlere göre ve herhangi bir sermaye ya da vergi kaçakçılığına yol açmayacak şekilde hesaplanması’ gerektiğini de mektupta belirtiyorlar.

‘BİZDE DAHA FAZLA VERGİ  VERMEK İSTİYORUZ’
Amerikalı ve Fransız zenginlerden sonra Almanya’dan da benzeri sesler gelmeye başladı. Almanya’da ‘daha fazla vergi vermek isteyenler’ ikiye bölünmüş durumda. İlk grup içinde yaklaşık 50 kadar varlıklı bulunuyor. Bunların arasında ‘sıradan’ milyarderler bulunduğu gibi  birkaç ‘sol görüşlü’ milyoner de bulunuyor.
Hamburglu milyarder Peter Krämer, 2005 yılında dönemin büyük koalisyonuna yaptığı bir çağrıda, “Almanya’yı gerçek zenginler için vergi cenneti olmaktan çıkartın” demişti. Almanya’da vergi ödememek ya da daha öz ödemek için ‘70 bin civarında özel yasal  uygulama’ yolu bulunduğunu söyleyen Krämer, “Bu, adaletsizliği artırıyor” diyordu. Ardından, 2009 yılında yine aynı grup 500 bin Euro’dan fazla servete sahip olanlardan yüzde 1 vergi alınmasını talep ederek kamuoyuna çıktılar. 2009 ve 2010 yılları için yüzde 5 servet vergisi alınmasını talep eden ‘sol görüşlü’ milyonerler de, „2011’den itibaren bu oran yüzde 1 olabilir” diyorlardı. Şimdi yine aynı grup, aynı taleple kamuoyu karşısına çıktılar. “1997’de servet vergisinin kaldırılması sayesinde  2011 yılına kadar servetimiz yüzde 14 arttı” diyen ‘sol görüşlü’ milyonerler, “Artık bizden daha fazla vergi alın” diyorlar.


‘DOĞRU HARCANIRSA DAHA FAZLA VERGİYE RAZIYIZ’

‘Daha fazla vergi vermek isteyen’ ikinci grup içinde Almanya’nın gerçek zenginleri bulunuyor. “Sosyal romantizmden uzak” olduklarını ifade eden bu grubun içinde ise Otto Grubu’nun sahibi Michael Otto, işitme cihazı üreten Kind firmasının sahibi Martin Kind, Sigortacı Jürgen Hunke bulunuyor.
Yukarıda adları geçenlerin en önemli özelliği, “doğru harcanması” durumunda daha fazla vergi vermeye razı olmaları! Örneğin Kind, “Eğer devlet alınacak fazla vergileri borçları ödemede kullanacağı güvencesi verirse ben buna razı olurum” diyor.
Otto Grubu’nun şefi Otto’da aynı görüşte. Fakat Otto, alınacak verginin “doğru yere harcanması” koşulunun yanı sıra arttırılması düşünülen verginin de “doğru vergi” olmasını istiyor. Servet vergisi tartışmalarına son verilmesini isteyen Otto, “Gelir vergisinin biraz artırılması gereksiz tartışmalara da son verecektir” diyor. Böylece bay Otto sadece “şef” olarak aldığı maaşın vergisinin artmasına “razı” olur görünürken gerçekte devletten servetine dokunulmayacağı güvencesini istiyor!

GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMAZ
Dünyaya veda etmesine beş kalmış 80’lik ihtiyar Buffet’in (sınıf ayrımlarına da atıfta bulunarak) “bizden daha fazla vergi alın” demesi veya birkaç ‘solcu’ milyonerin (muhtemel vicdan azabı çektikleri için) servetlerinin yüzde 1’inden feragat etmek istemeleri birçok insana sempatik gelebilir.
Bilmeyenler için hatırlatmakta fayda var: Buffet 2006 yılında servetinin yüzde 85’ini adım adım beş farklı vakıfa devredeceğini ve ölümünden sonra ise servetinin sadece yüzde 1’ini (500 milyon dolar!) varislerine bırakacağını ilan etmişti. Almanya’daki ‘solcu’ milyonerler uzun süredir değişik sosyal grupları maddi olarak teşvik ediyorlar. Yani bunların tutumunda prensip olarak bir yenilik yok.
‘Daha fazla vergi vermek istiyoruz’ kampanyasıyla yeniden altı çizilen gerçek şu: Bonkörlük yapan bu beylerin hiçbiri ellerinde bulundurdukları servetten vazgeçme niyetinde değiller! Böyle bir niyetleri olmadığı gibi bu tür tartışmalarla, ellerinde tuttukları servetin yüz milyonlarca emekçinin iliklerine kadar sömürülmesiyle, dünya halklarının ezilmesiyle sağlandığı gerçeğinin de üstü örtülmek isteniyor!
Almanya’da ‘daha fazla vergi vermek isteyenler’ arasında öne çıkan Bay Otto’nun imparatorluğundan bir örnek vererek sermaye sınıfının “adalet” ve “adil” olma anlayışlarını ortaya koyalım. Almanya’nın en büyük paket taşıma işletmelerinden biri olan “Hermes Paketdienst”in yüzde 99’u Otto’ya ait. Hergün onbinlerce paketi sahibine ulaştıran Hermes’in ne bir şoförü ne de bir paket taşıma aracı var. Neredeyse bütün şoförler kendi araçlarıyla “serbest işletmeci” olarak paket taşıyorlar. Yani araç masraflarının, vergilerinin yanı sıra sağlık ve emeklilik sigortalarını da kendileri ödemek zorundalar. 25 Ağustos günü ARD-Monitor programı tarafından yayınlanan bir haberde, günde 100 paket dağıtan bir şoförün benzin masrafları çıktıktan sonraki saat ücretinin 1.80 Euro olduğu belirtildi. Sağlık ve emeklilik sigortaları için aidatlar bunun içinde yok.
16,6 milyar Dolar ile dünyanın 38., Almanya’nın ise ikinci en zengin hanedanı olan Otto’ların serveti binlerce işçi ve emekçinin sömürüsü, geleceğinin karartılması sayesinde gerçekleşti. Bu durumu Otto’nun birkaç puan daha fazla vergi ödeme “arzusu” da değiştirmiyor.

Vergi kaçıranlar ödüllendirildi

Almanya ve İsviçre arasında imzalanan bir anlaşmayla, yıllardır İsviçre’ye para kaçıran ve vergi ödemeyen zenginler birkez daha ödüllendirildiler.
Federal Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble, İsviçreli meslektaşı arasında imzalanan ve 2013 yılında yürürlüğe girecek sözleşmeyle İsviçre bankalarında bulunan paralar için çözüm bulundu. Buna göre Almanya, İsviçre’ye para kaçıranları takip etmeyecek ve dava açmayacak. Karşılığında ise duruma göre en fazla yüzde 34 vergi alacak. Normal koşullarda para kaçırıldığı tespit edildiğinde söz konusu miktarın yüzde 48,5’i vergi olarak alınırken ayrıca hapis veya para cezası gündeme geliyordu.
Bu sözleşmeyle vergi kaçıranlar cezai takibattan kurtuldukları gibi maddi olarak da ödüllendiriliyorlar.
Sözleşmede ayrıca bundan böyle Alman devletinin (geçtiğimiz yıllarda diğer ülkelere para kaçıranların listesi cd olarak Alman devletine sunulmuştu) değişik kanallardan ulaştığı özel bilgileri dikkate almayacağı, sahip olduğu diğer özel bilgileri de 2013 yılından itibaren kullanmayacağı yer alıyor.
İsviçre bankalarında bulunduğu tahmin edilen 100 milyar Euro için bankalar, Almanya’ya 2 milyar Frank ödeyecekler ve konu kapanacak! (YH)

KİM VERGİ KAÇIRIYOR?

Yürürlükte olan vergi yasaları, özellikle büyük servet sahiplerini ve sermayeyi gözeten içeriğe sahip. Bazı kaynaklar Almanya’da 70 bin yasal vergi kaçırma yolu olduğuna dikkat çekiyorlar. Ama bu kadar olanağa karşın zenginlerin gözü doymuyor.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü OECD tarafından 2010 yılında yayınlanan bir raporda, “Almanya’da yeterince denetim yapılmadığı için yıllık 100-120 milyar Euro dolayında vergi kaybı olduğunun tahmin edildiği” kaydedilmişti.
Dönem dönem gazetelerde çıkan haberlerde, “Almanya’da vergi kaçırmak artık halk sporuna dönüştü” gibi değerlendirmelere rastlamak da mümkün. Ancak bu “halk sporunu”, halkın sadece yüzde 10’luk bir bölümü yapabiliyor. Toplumsal servetin yüzde 63’ünü elinde tutan yüzde 10! İşçi ve emekçilerin vergileri ise her ay ücretlerinden kesiliyor veya günlük ihtiyaçların temin edilmesi sırasında ödeniyor.