Dünya ekonomisi için tehlike çanları

OECD, IMF, IMFC, DB, G8, G20 bütün uluslararası kurumlar birbiri ardına ekonomik gelişmenin yılın son çeyreğinde kötüleşeceğini açıkladılar. Artan devlet borçları, ekonomideki durgunluğun birbirini tetiklediğini belirten kurumlar, acil önlemlerin alınmasını talep ediyorlar. Bu arada OECD, birliğe bağlı ülkelerde işsizliğin, özellikle de gençler arasındaki işsizliğin hızla arttığına dikkat çekti. Bu arada dünyanın birçok ülkesindeki gençlik hareketlerini de göz önünde bulunduran  G20 “gençlik işsizliğinin nedenlerini ortaya çıkarmak” üzere “Task Force” kurdular.

Dünya ekonomisiyle ilgili düzenlenen zirvelerin sonu gelmiyor. İçinde bulunduğumuz ekonomik durum gözönüne alındığında zirveler pek de nedensiz değil. Ne var ki “çözüm bulma” amacıyla yapılan zirveler genelde yeni sorunlarla, yeni çelişkilerle sona eriyor! Örneğin “Yunanistan’ı kurtarma” iddiasıyla yapılan bir AB Maliye Bakanları Zirvesi, bazı ülkelerin, “biz bu kurtarma operasyonuna kesin katılmayız ve şartlar böyle olduğu süre sözleşmeleri veto ederiz” türünden tutum almasına neden oluyor.

ABD, AB ÜZERİNDEKİ BASKIYI ARTIRIYOR

AB içinde çelişkiler giderek büyüyüp ve sertleşirken, diğer yandan AB ve ABD arasındaki çelişkiler de hızla artıyor. AB’nin içinde bulunduğu “borç krizini” kısa sürede çözmesi gerektiğini söyleyen ABD, “Eğer AB sorunlarını çözemezse o zaman bu bölgesel kriz bütün dünya ekonomisini etkisi altına alır” görüşünü savunuyor.

Önümüzdeki yıl 400 milyar dolarla piyasalara müdahale etme kararı alan ABD Merkez Bankası Fed., “Avrupalı dostlarımızdan, özellikle de Almanya’dan daha kararlı bir tutum bekliyoruz” görüşünü savunuyor. Almanya’nın AB içinde asıl belirleyici güç olduğu konusunda herhangi bir şüpheye meydan vermeyecek tarzda yapılan açıklamalarda, “Almanya bir bütün olarak AB ekonomisinden sorumlu olduğu gerçeğine uygun davranmalı” diye konuşan ABD Maliye Bakanı, “Borçları azaltma politikası çok önemli olmasına karşın bu her zaman ve sürekli doğru bir politika değildir. Bazen borç yaparak ileride daha az borçlanmanın yolu hazırlanabilir” dedi.

AB ve özellikle de AB içinde kredi derecelendirme kurumlarının AAA notu verdikleri ülkeler üzerinde baskıyı artırmaya yönelen ABD, pratik olarak kendi güdümünde olan bu kurumlara özel açıklamalar yaptırmaktan da geri durmuyor. Bu kurumlar tarafından yapılan açıklamalarda, “AB’deki AAA notlu altı (Almanya, Avusturya, Fransa, Finlandiya, Hollanda ve Lüksembourg) ülke bu notu kaybetmek istemiyorlarsa, borç krizini çözmek üzere farklı yollar denemekten kaçmamalılar” denildi.

Bu açıklamalarının ardından Almanya ve Fransa’nın devlet tahvillerinin sigortaları kısa bir süre için tavan yapıp yeniden düştüler. Almanya’da yayınlanan bazı ekonomi gazetelerinin yorumlarına göre bu sadece, AAA notu olan ülke tahvilleri üzerinde bir denemeydi. Aynı gazetelerde ABD ve AB arasında artan “görüş ayrılıklarına” dikkat çekilirken, her zaman olduğu gibi, aklı selim davranmak gerektiğine ve “içinden geçilen bu zor dönemde kimsenin büyük sorunları tek başına çözecek durumda olmadığı belirtilerek yazılara nokta koyuluyor.

“İŞBİRLİĞİ VE CESUR ADIMLAR GEREK”

Dünya Bankası (DB) ve Uluslararası Para Fonu IMF’nin geleneksel sonbahar toplantısı sonunda yayınlanan bildirgede, “Euro Bölgesi’ndeki mevcut borç krizi başta olmak üzere küresel ekonominin içinde bulunduğu tehlikelere karşı olağanüstü ihtiyat, işbirliği ve cesur adım” çağrısı yapıldı.
Dünya ekonomisinin “tehlikeli bir aşamaya girdiği” belirtilirken, “IMF ve DB üyesi ülkelerin olağanüstü ihtiyatla hareket etmeleri, işbirliği yapmaları ve cesur adımlar atmaya hazır olmaları gerek” denildi.

Bu şekilde IMF içinde ABD’nin ağırlığı bir kez daha ortaya çıkarken, ABD’nin etkinliği olduğu bütün emperyalist kurumları AB’deki rakiplerine özelde Almanya’ya karşı kullanmakta kararlı olduğunu da ortaya koydu.

“Bugün, küresel ekonominin yüzyüze olduğu tehlikelerle mücadele yolunda kararlı biçimde hareket etme kararı aldık. Bu tehlikeler arasında ülkelerin borç riskleri, finansal sistemdeki kırılganlıklar, ekonomik büyümenin zayıflaması ve yüksek işsizlik oranı yer alıyor. Koşullarımız değişkenlik göstermekte, ancak ekonomilerimiz ve finans sistemlerimiz birbiriyle yakından bağlantılı. Dolayısıyla güveni ve finans istikrarı yeniden tesis etmek ve küresel büyümeyi yeniden canlandırmak için toplu şekilde hareket edeceğiz” denilen bildirgede, gelişmekte olan ülkelerin kaydettiği ekonomik büyümenin önemli olduğu ancak dünya ekonomisini dönüştürecek düzeyde olmadığı da belirtildi.

“GELİŞMİŞ ÜLKELERDE BÜYÜME HIZI DÜŞECEK”

DB ve IMF’nin dünya ekonomisinin gidişatı ile ilgili kaygıları daha önce Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından da dile getirilmişti.

Eylül başında OECD tarafından yayınlanan bir raporda, gelişmiş ekonomilerin ekonomik büyüme görünümünün bu yılın son çeyreğinde daha da kötüleşeceği bildirilmişti. “Geçici Ekonomik Değerlendirme Raporu” başlığı altından yayınlanan raporda da, hükümetlerin tasarruf politikaları, düşen tüketici ve iş dünyası güveni gözönüne alındığında gelişmiş ekonomilerdeki ekonomik büyümenin yılın ikinci yarısında yavaşlayacak” denilmişti.
Rapora göre, sanayileşmiş G-7 ülkeleri (ABD, Japonya, Almanya, Fransa, İtalya, İngiltere ve Kanada), üçüncü çeyrekte yıllık bazda yüzde 1,6 ve dördüncü çeyrekte ise sadece yüzde 0,2 büyüyecek. Japonya hariç G-7 ülkelerinin yılın ikinci yarısında yıllık bazda yüzde 1’den az büyüyeceği belirtildi.
OECD Şef İktisatçısı Pier Carlo Padoan, raporu sunarken yaptığı açıklamada, “Üç ay öncesiyle karşılaştırıldığında büyüme görünümünün daha da kötüleştiğini, büyümenin durgunlaştığı söylenebilir” demişti.
”OECD ülkelerinde büyümenin yavaşladığına tanıklık ediyoruz diye konuşan Padoan, özellikle Euro bölgesindeki bazı ülkelerdeki borç sorunu ve hükümetlerin büyümeyi desteklemede çok az seçeneğe sahip olması gerçeğinin piyasalardaki güvenini düşürdüğünü söyledi.

G7 ÜLKELERİNİN DURUMU İYİ DEĞİL
Dünyanın en büyük ekonomisi ABD’nin üçüncü çeyrekte yıllık bazda yüzde 1,1 büyüyeceği ve dördüncü çeyrekte büyümenin yavaşlayarak yüzde 0,4’e düşeceği belirtilen raporda, “Büyümedeki yavaşlama özellikle Avrupa’nın en büyük ekonomisi Almanya’yı etkileyecek. Almanya üçüncü çeyrekte yıllık bazda yüzde 2,6 büyüdükten sonra dördüncü çeyrekte yüzde 1,4 oranında daralacak” denildi.

Diğer yanda yılın üçüncü çeyreği ve dördüncü çeyreğinde yıllık bazda olmak üzere sırasıyla Fransa yüzde 0,9 ve yüzde 0,4, İngiltere yüzde 0,4 ve yüzde 0,3, Kanada yüzde 1 ve yüzde 1,9 büyüme sağlayacağı da raporda yer aldı. Rapora göre borç ve bütçe açığı sorunuyla uğraşan Euro bölgesi ülkesi İtalya ise üçüncü çeyrekte yıllık bazda 0,1 daralacak, dördüncü çeyrekte ise sadece yüzde 0,1 büyüyecek.
Diğer yanda Japonya’nın bu yılın üçüncü çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,1 büyüyeceğine dikkat çekilirken, “Japonya ekonomisi, dördüncü çeyrekte ise büyümeyecek” denildi.

OECD ÜLKELERİNDE İŞSİZLİK HIZLA ARTIYOR

Diğer yandan OECD’nin istihdamla ilgili raporunda işsizlik sorununa değinildi. 34 üyesi olan OECD’nin istihdam raporunda, “2007’de başlayan mali kriz endüstri ülkelerinde 13 milyon işyerini yok etti” denildi. Buna göre OECD ülkelerinde toplam 44 milyon emekçi işsiz konumdaydı.

“İşsizlerin önemli bir bölümü 12 aydan daha fazla bir süredir işsiz konumdaydı” denilen raporda, “Bu işsizlerin yüzde 50’si, yani 22 milyonunun 15-24 yaş grubundakiler olması ürkütücü” görüşüne yer verildi.

“İyi ve üst düzey işler özellikle gençler açısından erişilmesi giderek zorlaşıyor” denilen raporda, “Giderek artan bir oranda genç insana sadece süreli sözleşmeli işler sunuluyor. Geçmişte bu tür işlerin bir sıçrama tahtası olduğu kanısı hakimken bugün bu işlerin gençleri çıkmaz sokağa soktuğunu görmekteyiz” denildi.

15-24 yaş grubundakilerin işsizlikten en fazla etkilenen kesim olduğuna yapılan vurguda, “Bu grubun istihdam içindeki oranı yüzde 10 geriledi” denildi.

Raporda ayrıca OECD ülkelerinde reel ücretlerin gerilemesine de dikkat çekilirken, “Reel ücretlerdeki düşüş olduğu gibi ücretler arasındaki farkın sürekli büyümesi de ürkütücü bir hal aldı” denildi.

Bu arada dünyanın birçok ülkesindeki gençlik hareketlerini de göz önünde bulunduran  G20 “gençlik işsizliğinin nedenlerini ortaya çıkarmak” üzere “Task Force” kurdular. “Gençlik işsizliğinin göz ardı edilemeyeceğine dikkat çeken G20 üyeleri, “Bu konuda iyi ve örnek alabileceğimiz önlemleri ortaya koymak, yaşanan sorunların nedenini araştırmak üzere özel bir komisyon kurduk” dediler. Yapılan açıklamaya göre kurulan komisyon bir süreyle gençlerin içinde bulunduğu durumu inceleyecek ve bir takım sonuçlara varacak. (YH)