Göçmenler hangi televizyonları izliyor?

Uzunca bir süredir, Almanya’da yaşayan göçmenlerin geldikleri ülkelerin mi, yoksa Alman televizyon kanalları, radyoları ve gazetelerini mi izlediği tartışılıyor. Öne çıkan genel kanı ise, göçmenlerin Alman medyasından çok geldikleri ülkelerin medyasını izledikleriydi.

İki büyük kamu televizyonu tarafından yapılan “Medya ve Göçmenler” başlıklı araştırma pek çok konuda klişeleri, önyargıları tersine çeviriyor. 14 yaşından büyük 3 bin 300 kişi arasında yapılan ve Almanya’da yaşayan 15.7 milyon göçmen kökenlinin yüzde 59’nun eğilimlerini tespit eden araştırmada, en büyük göçmen gruplarının medya ile ilişkileri incelendi.

Buna göre Almanya’da yaşayan göçmenlerin yüzde 76’sı (2007’de yüzde 72) düzenli olarak Alman televizyonlarını, yüzde 60’ı radyoları, yüzde 53’ü de internet sitelerini takip ediyor. Sadece geldikleri ülkelerin medyasını izleyenler ise azınlığı temsil ediyor. Araştırmaya göre göçmenlerin yüzde 13’ü sadece geldikleri ülkelerin televizyonlarını, yüzde 2’si radyolarını, yüzde 5’i de internet sitelerini takip ediyor.

TÜRKİYE KÖKENLİLER DİKKAT ÇEKİYOR

Sadece geldikleri ülkelerin televizyonlarını izleyen göçmenler arasında ilk sırada ise Türkiye kökenliler geliyor. Bütün göçmenlerin ortalama yüzde 13’ü geldikleri ülkelerin televizyonlarını izlerken, bu oran Türkiye kökenliler arasında yüzde 29, Yunanistan’dan gelenler arasında yüzde 5, İtalya’dan gelenler arasında yüzde 15, Polonya’dan gelenler arasında yüzde 6, eski SSCB ülkelerinden gelenler arasında ise yüzde 7.

Sadece Türk televizyonu izleyen Türkiye kökenlilerin yüzde 71’inin kadınlar olması ise dikkat çekiyor. İzlenen programların başında ise duygusal diziler geliyor.

Türkiye kökenlilerin yüzde 48’i hem Almanca hem Türkçe, yüzde 13’ü sadece Almanca televizyonları izliyor.

Keza tv izleme süresi bakımından da Türkiye kökenliler ilk sırada. Aynı araştırmaya göre Almanya genelinde kişi başına ortalama televizyon izleme süresi 220 dakika iken, bu süre Türkiye kökenliler arasında 224 dakikayı buluyor. Bu sürenin 177 dakikasında ise Türkçe televizyonlar izleniyor.

İNTERNET KULLANIMI HIZLA ARTIYOR

Yerliler ve göçmenler arasında yapılan kıyaslamalarda, TV ve internet üzerinden bilgi edinmelerde yerli-göçmen arasında çok büyük farklılıklar bulunmaz iken radyo dinleme konusunda fark yüze 79 ile 51. Bu oran Türkiye kökenliler arasında ise çok daha düşük (yüzde 33). Göçmenler arasında son yıllarda internet kullanımında önemli bir mesafe kat edilmiş, özelikle de gençler arasında (yüzde 59).  Gençlerin yüzde 53’lük bölümü Almanca, yüzde 22’si geldikleri ülkelerin internet sitelerini takip ediyor.

Göçmenler arasında Alman gazetelerini okuma oranı yüzde 30 (2007’de yüzde 39), geldikleri ülkelerin gazetelerini okuma oranı ise yüzde 8 (7) düzeyinde olarak tespit edilmiş.

PARALEL TOPLUM SÖZ KONUSU DEĞİL

ARD ve ZDF adına araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Batı Almanya Radyo Televizyon Kurumu (WDR) Müdürü Monika Piel, “Sonuçlar Almanya’da göçmenlerin paralel toplum şeklinde yaşamadığını gösteriyor. Özellikle de genç göçmenler arasında Alman medyasını izleyenlerin oranı oldukça yüksek. Bu durumun uyum tartışmalarında büyük bir rol oynayacağını sanıyorum” dedi.

NE DEDİLER?

WDR Uyum Danışmanı Gualtiero Zambonini:

Alman medyası ile gelinen ülkenin medyasının izlenmesi konusundaki araştırma sonuçları benim için ilginç oldu. Örneğin, her iki kültürü bilen gençler hem Alman hem de Türk medyasını izliyor. Bu normal bir durumdur. Bunun Alman medyası tarafından da yansıtılması gayet doğal. İnternetin kullanımındaki artış da dikkat çekici. Özellikle genç göçmenlerin interneti kullanımı Alman akranlarıyla aynı seviyede. Çok fark yok. Bana göre şu anda kesin olarak “Bütün Türkler şunları izliyor” diye bir şey söyleyemeyiz. Yaşa, eğitim durumuna, sosyal kökene ve Almanya’da bulunduğu süreye bağlı olarak göçmenlerin izlediği medya organları da değişiyor. Benim tezim, genel bir toplumsal dönüşümden geçiyoruz ve Türkiye kökenli göçmenler de bunun içinde. Dolayısıyla da onlar arasında da Alman televizyonlarını izleme oranı sürekli artıyor.

Bana göre Türkiye’den gelen göçmenlerin daha çok televizyonları karışık bir şekilde, Türkçe ve Almanca olarak, izlemeleri normalleşmenin bir parçası. Ben de İtalya’dan gelmiş biriyim ve hem İtalyanca hem de Almanca kanallara bakıyorum. Çağımızda medya sınırları aşarak alıcısına, izleyicisine ulaşıyor ve bunu iyi bir durum olarak görüyorum.

Benim endişem, özellikle gençlerin Alman medyasını kullanmaması. İzleme var, ancak yeterli değil. Bu konuda çalışmalar yapmamız gerekiyor.

Genel olarak halen Alman medyası, göçmenlere 70’li, 80’li yılların gözüyle bakıyor. Yani Sicilya’dan gelen İtalyanlar, Anadolu’dan gelen Türkler anlayışı sürüyor. Halbuki, şu anda dördüncü nesil var ve bir çok insan burada büyüdü, okulunu burada bitirdi. Bu realite halen anlaşılamamış ve sorunun en önemli kısmı da buradan kaynaklanıyor.

Prof. Dr. Klaus Schönbach: Bana göre bütün göç ülkelerin; Avustralya, ABD, Hollanda gibi Almanya’nın da sorunu, gelen ilk göçmenlerin çoğu eğitimsizdi. Gelenlerin önemli bölümü basit işleri yapabilen; çamaşırcı, aşçı gibi insanlardı. Bu nedenle eğitim seviyesinin yükselmesi Almanca’nın öğrenilmesiyle basın yayın organlarının takip edilmesi söz konusu olabilir. Bu bir doğal süreçtir. Fazla endişeye kapılmamamız gerekiyor. Yabancı bir ülkeden gelen, eğitimi olmayan insanların rejisör olmasını bekleyemeyiz. Ancak bunu sonraki ya da daha sonraki nesiller yapabilir. Şu anda bunu yaşıyoruz da. Yapılan araştırmaya baktığımızda bu konuda göçmen gençlerin Alman gençlere yaklaştığı görülüyor.

Almanya’nın Sesi Radyosu Müdürü Baha Güngör: 50 yıldır Almanya’da yaşayan birisi olarak ARD ve ZDF’in yaptığı araştırmadan çıkardığım sonuç, Türkler hala en büyük sorun yaşayan grup olarak öne çıkıyor. Ben bunu, araştırmaya katılan Türklerin Almanya’da sevilmediklerinden, istenmediklerinden yola çıkarak böyle yanıtlar verdiğini düşünüyorum. Türkiyeli göçmenler Almanya’da istenmediklerini düşündükleri gibi kendileri de Almanya’yı pek sevmiyorlar. Burada elbette bir din faktörü var.

Göçmenler arasında nesiller değiştikçe medyayı izleme, kendisini bu ülkeye ait hissetme değişiyor. Benim isteğim, Almanların Türkleri, Türklerin Almanları normal bir şekilde, ülkenin parçası olarak görmesidir. Bunun için Türklere var olan klişelerle değil, gerçeklerle yaklaşmak gerekiyor. (YH)