Kürecik Üssü, İsrail kalkanı

Ender İmrek

Türkiye, İsrail ve Kıbrıs Rum Kesimi, dolayısıyla Yunanistan ile ilişkileri germeye devam ediyor. Rum Kesimi’nin enerji sondaj araştırmalarına yanıt vermekte gecikmedi. Türkiye, Kıbrıs Türk Kesimi Yönetimi ile alelacele yaptığı anlaşmayla hazırlıklara başladı. Ayrıca savaş gemileri de açık denizlerde seyir etmeye başladı.
Başbakan Erdoğan Libya’dan sonra İran ve Suriye’ye yönelik emperyalist planların bir parçası haline geldiğini gizlemenin vesilesi olarak bu iki sorunu suyunu çıkarıncaya kadar kullanacaktır.
Zira İsrail ve Rum karşıtlığı üzerinden içeriye seslenerek politika yapmanın şerbet tadında bir iş olduğu, AKP ve egemenler tarafından bilinmektedir. Irkçılık ve şovenizm her zaman sömürü ve baskı ile yönetmek isteyen iktidarların temel kaynağı olmuştur. İç ve dış düşman korkusu ve düşmanı alt etme coşkusu ve şahadeti propagandasının ne denli etkili olduğunu da bilmektedirler.
AKP, içeride Müslüman halka İsrail ve Yunan karşıtlığı, Arap dünyasında İsrail karşıtlığı ile prim yapmayı, gerçeklerin üzerini kapatmayı hesaplıyor
Erdoğan, Müslüman Arap halklarının kendi diktatörlüklerine karşı biriken öfkesinin, emperyalistlerin hesabına işler hale gelmesinde görev aldığını ve emperyalistlerin dümen suyunda gittiğini, halkların katliamlarla karşı karşıya kalmasında eşbaşkan ya da ortak olduğunu gizlemek için her yolu denemek istemektedir.
ABD’nin kışkırtmaları, savaş ve şiddetin arttırılması politikası giderek ivme kazanırken, Türkiye hükümeti ABD’nin ve diğer emperyalist güçlerin bölgedeki ileri karakolu olarak tahkim edilmektedir. Kürecik’te kurulması tasarlanan NATO Füze Kalkanı-Erken Uyarı Radar Sistemi de bu amaç kapsamında ele alınmaktadır. AKP Hükümeti ABD’nin savaş stratejisinde baş rol kapmanın sevinciyle hareket ederken, İsrail’e kalkan olduğunu gizlemektedir.
Kapitalizmin krizle boğuştuğu günümüz dünyasında emperyalist güçler iş birlikçilerini de harekete geçirerek dünya halklarının başına yeni çoraplar örmenin hesabıyla hareket ederken, bu hesaptan pay sahibi olmak, yeni savaş ve çatışma bölgelerinde görev almak ve ortaya çıkacak yeni durumdan ganimet paylaşmak hesabına girildiği her geçen gün daha çok anlaşılırken, Türkiye hükümeti, bu süreçte ABD’nin işbirlikçisi oluyor.
“Türkiye Başbakanı İsrail’i titrettiğini, Rumlara da haddini bildireceğini belirtiyor. ABD ziyareti sırasında Başbakan Erdoğan ile fotoğraf çektirmek isteyen bir genç kızın “Heyecandan elim ayağım titriyor” gibi insani ifadesinden bile malzeme  çıkarmak üzere “Biz kimseyi titretmedik, İsrail’den başka” demesi bilinç altındaki hesapların bir sonucu olsa gerek.
Erdoğan İsrail düşmanlığı ve Rum düşmanlığı yaparak içeride prim yapma savaşını kazanacağını düşünüyor olmalı.
Bir dönem bölge ülkeleri ve komşu devletlerle “sıfır sorun” propagandası üzerinden prim yapmak isteyen AKP’nin, günümüzde ise gerilim ve savaş kışkırtıcılığı üzerinden prim yapmak istediği görülüyor.
ABD gezisinde yaptığı bir açıklamada Suriye’ye yönelik yeni tehditler savuran Başbakan Erdoğan, en kısa zamanda Hatay’daki çadırlara giderek burada açıklamalarda bulunacağını açıklarken de düşmanlaştırma ve ısındırma çalışmalarını sürdürmektedir.
Gezisi boyunca ABD’nin bir numaralı adamı edalarıyla hareket eden ve ABD’nin savaş stratejisine hızla uyum sağlayıp görev ve sorumluluklarını harfiyen yerine getireceğini gösteren Başbakan Erdoğan, “Kürecik NATO Füze Kalkanı-Erken Uyarı Radar Sistemi” projesinin Türkiye halklarını nasıl bir tehlikenin içine çektiğini gizlemeye çalışmaktadır.
İsrail’in İran’a olası füze saldırısı karşısında Türkiye’yi kalkan haline getiren AKP, sadece Malatya halkını değil, tüm bölgeyi ve tüm Türkiye’yi ateşin içine atmaktadır.
Şimdi İsrail karşıtlığı ile Müslüman halkın gönlünü çelen, oy avcılığı yaparak üçüncü dönem hükümet ve iktidar haline gelen AKP’nin, İsrail’e nasıl kalkan olduğunun ve başta İran olmak üzere, Suriye ve diğer Arap halklarına karşı Türkiye’nin ve Türkiye halklarının nasıl ABD çıkarları için harcandığının anlaşılması gerekiyor.
Başta Malatya halkı olmak üzere, tüm Müslüman halkın, AKP’nin bu iki yüzlü tutumunu görerek harekete geçme zamanıdır.
Savaşa ve şiddete karşı olan herkes sorumlulukla karşı karşıyadır. ABD ve İsrail’in işgal ve kıyım politikalarına karşı olan her insan sorumluluk altındadır. AKP’ye oy veren milyonların AKP’nin savaş politikasına oy vermediklerini göstermelerinin tam zamanıdır.
Sünni-Alevi, Türk-Kürt, her dilden ve her inançtan Malatya halkı başta olmak üzere tüm halkımızı “Kürecik NATO Füze Kalkanı-Erken Uyarı Radar Sistemi”ne karşı 2 Ekim’de Malatya’da yapılacak mitinge katılmaya ve bulundukları yerde harekete geçerek tutum almaya çağırmayı bir insanlık görevi sayıyorum.