Belgeler Erdoğan’ı yalanlıyor

YÜCEL ÖZDEMİR

Türkiye Başbakanı Erdoğan’ın “Alman vakıfları PKK’ya para aktarıyor” şeklindeki iddiasının temelsiz olduğu ortaya çıktı. Federal Dışişleri Bakanlığı iddiaya tepki göstererek, “Böyle bir şey söz konusu değil” dedi. Yardımda bulunduğu ileri sürülen KfW yetkilileri Yeni Hayat’a hangi belediyelerin kendilerine başvurduğunu, hangi projelere destek verdiklerini açıkladı.

Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın “PKK’yı dolaylı olarak finanse ediyorlar” diye hedefe koyduğu Alman kurumları, iddiaların gerçeği ifade etmediğini belirttiler. Alman Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü de böyle bir şeyin mümkün olmadığını açıkladı.

Başbakan Erdoğan’ın Makedonya ziyareti dönüşü uçakta yaptığı, “Alman vakıfları BDP’nin yönettiği belediyelere yaptığı yardımlarla dolaylı olarak PKK’yı finanse ediyor” şeklindeki açıklamasına ilk tepki Federal Dışişleri Bakanlığı’ndan geldi. Bakanlık sözcüsü, “PKK Almanya ve AB’de yasaklanmış ve faaliyetleri takip edilen bir örgüt. Bu nedenle Alman vakıflarının bu örgüte yardımda bulunması söz konusu değildir. Böyle bir durum olduğunda mutlaka takip edilecektir” denildi.

Erdoğan’ın açıklaması karşısında şaşkınlık içine düştüklerini belirten bakanlık sözcüsü, bundan 9 yıl önce Alman vakıfları hakkında ajanlık davası açıldığını, ancak yargılama sonrasında berat ettiklerini hatırlattı.

EN BÜYÜK KREDİYİ AKP BELEDİYELERİ ALDI

Erdoğan, CHP ve BDP tarafından yönetilen belediyelere hangi Alman vakıflarının yardımda bulunduğuna açıklık getirmemekle birlikte, Federal Mecliste grubu bulunan partilerin yan kuruluşları olan Konrad Adenauer Vakfı (CDU), Friedrich Ebert Vakfı (SPD), Friedrich Neumann Vakfı (FDP), Heinrich Böll Vakfı (Yeşiller) ve Rosa Luxemburg Vakfı (Sol Parti) tarafından söz konusu belediyelere alt yapı ve imar konusunda yardım yapılması mümkün görünmüyor. Toplantı ve etkinlik düzenleme, yayın çıkarma konusunda çalışmalar yapan, bu nedenle daha çok siyasi yönlendirme, etkileme amacı bulunan bu vakıfların, altyapı vb. hizmetleri konu alan yardımları yapması, Almanya’daki yasal çerçeve nedeniyle mümkün değil.

Bu durumda suçlamalara konu olan Alman kuruluşların düşük kredi sağlayan Kalkınma Bankası (Entwicklungsbank-KfW) ve Uluslararası İşbirliği için Alman Toplumu (GIZ) adlı kuruluş olduğu üzerinde duruluyor.

Ancak, her iki kurumun Türkiye’de yaptıkları yatırımlara ve verdiği kredilere bakıldığında özel olarak parti ve bölge farkı gözetilmeden faaliyetlerde bulundukları görülüyor.

EN ÇOK PARAYI KIRIKKALE VE KAYSERİ ALDI

Federal Kalkınma ve Ekonomik İşbirliği Bakanlığı’na (BMZ) bağlı olarak çalışan KfW Bank tarafından gazetemize verilen bilgiye göre, en büyük projeler AKP tarafından yönetilen Kırıkkale ve Kayseri’de gerçekleştirilmiş. Son yılların en büyük projesi 23.6 milyon Euro ile 2008’de Kırıkkale’de gerçekleştirildi. Ayrıca AKP’nin denetiminde olan Ankara, İstanbul, Düzce, Fethiye gibi kentler de KfW’den kredi ya da hibe aldı.

KfW tarafından verilen bilgiye göre, Türkiye’de şu ana kadar Kayseri (su şebekesi), Diyarbakır (kanalizasyon) ve Denizli’nin (çöp) de aralarında bulunduğu 18 proje için toplam 700 milyon Euro kredi verilmiş.

Halen aralarında Bursa, Samsun, Batman ve Siirt’in de olduğu 6 su şebekesi, kanalizasyon ve çöp arıtma projesi de devam ediyor. Bunlar için ayrılan kredi miktarı da 150 milyon Euro. Başbakan Erdoğan’ın konuşmasında Batman ve Siirt’e vurgu yapması, asıl olarak KfW’nin verdiği desteği kastettiği yönündeki iddiaları güçlendiriyor.

Yine KfW, 150 milyon Euro’ya mal olması planlanan 6 projeye onay vermiş durumda. Planlama aşamasında yer alan kentler şunlar: Antalya, İzmir, Muş, Düzce, Diyarbakır ve Batman.

Bu dağılıma bakıldığında KfW’nin AKP, CHP ve BDP’den ikişer belediye ile anlaşmaya vardığı görülüyor. Ne var ki, Başbakan Erdoğan bu dağılım içinde partisinin yönettiği Muş ve Düzce illerinin üstünü kapatarak, BDP ve CHP’nin yönettiği illeri öne çıkarmıştı.

GALATA KÖPRÜSÜ DE KfW KREDİSİYLE YAPILDI

Başbakan Erdoğan, BDP ve CHP’li belediyelerin Alman vakıfları tarafından desteklendiğini ileri sürüyor, ancak KfW tarafından gazetemize verilen bilgiye göre çok sayıda AKP’li belediye bu kuruluşun sağladığı kredilerden yararlanmış durumda. Örneğin Yeni Galata Köprüsü, Bursa’daki tramvay hattı ve Yatağan Termik Santrali bu bankadan alınan kredilerle yapıldı.

Türkiye ve Almanya arasında yapılan anlaşmalar çerçevesinde belirlenen kriterlere göre şu ana kadar 20 değişik belediyeye toplam yaklaşık 1 milyar Euro borç ya da düşük kredi veren KfW, doğrudan Hazine ile çalışıyor ve paralar da bu yolla belediyelere iletiyor.

KfW sözcüsü, Türk Hazinesi’nin bilgisi olmadan hiç bir belediye para aktarmalarının söz konusu olmadığını vurguladı.

ERDOĞAN NEYİ HEDEFLİYOR?

Asılsız olduğu ortaya çıkan suçlamaların, BDP ve Kürt halkına yönelik baskıların özel olarak arttığı bir döneme rastlaması bir tesadüf değil elbette. En sıradan belediye hizmetlerinde bile Kürt belediyeleri köşeye sıkıştırmaya çalışan hükümet, Alman ya da diğer uluslararası kurum ve kuruluşlara da Kürt hareketiyle ilişkilerini sınırlama mesajı vermiş oluyor. Muhalif belediyelerin halk nezdinde güven kaybına uğratılması da işin bir başka boyutu. Ancak suçlamalara konu olan kredilerin daha fazlasını AKP’li belediyelerin almış olduğunun ortaya çıkması, hükümetin ikiyüzlülüğünü de gözler önüne seriyor

GIZ: PARTİ VE BÖLGE AYRIMI YOK

Türkiye’deki belediyelere yardımda bulunduğu ileri sürülen kuruluşlardan Uluslararası İşbirliği için Alman Toplumu (GIZ) ise Başbakan’ın açıklamalarının kendi çalışmalarıyla ilgili olmadığını açıkladı. KfW gibi GIZ de Federal Kalkınma ve Ekonomik İşbirliği Bakanlığı’na (BMZ) bağlı olarak çalışıyor. Daha doğrusu bakanlığın belirlemiş olduğu bütçeyi belirlenen hedefler doğrultusunda kullanıyor.

GIZ’in şu anda Türkiye’de desteklediği 6 proje söz konusu. Bunların başında Anadolu’daki sanayi ve ticaret odalarının altyapısının iyileştirilmesi, Anadolu’da ekonomik yatırımları teşvik etme, çevreye uyumlu teknolojilerin kullanılması geliyor.

GIZ basın sözcüsü, bütün bu yardım ve teşvikleri yaparken hiç bir zaman parti ayrımı yapılmadığını belirterek, desteklenen bölgeler arasında Kürt illerinin az olduğuna işaret etti. (YH)