Van’da bilanço ağır: 400’den fazla ölü

Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) de yaptığı bir açıklamayla, depremin acılarını sarmak, barış ve kardeşliği büyütmek için Avrupa’da yaşayan tüm emekçileri, din, dil, ırk ayrımı gözetmeden dayanışmaya çağırdı:
Van halkının yaralarını birlikte saralım!

Depremde hayatını kaybeden insanlarımızın yakınlarına ve tüm halkımıza başsağlığı diliyor, geride kalanların acılarına ortak olmak istiyoruz, yaraların sarılmasına bizim de katkımız olsun diyoruz!
Yaşanan her afetin ardından yapılan ‘acıları saracağız’ nakaratlarından bıktık. Çünkü acılar sarılmadığı gibi, birkaç hafta sonra binlerce insan kaderine terk ediliyor. Kocaeli depreminin üzerinden 15 sene geçmesine rağmen hala başını sokacak evi olmayan depremzedeler var.
Sandıklı depreminin mağdurları çadırlarda yaşıyor. Ve hep olduğu gibi depremde de en çok mağdur olan yine yoksullar, isçiler, emekçiler oluyor. Bunun için işçiden işçiye, emekçiden emekçiye, yoksuldan yoksula, insandan insana elimizi uzatıyoruz.

Acılar dayanışmayla azalır, halkın yaraları birlik ve kardeşlikle sarılır!
Yüzyıllardır birlikte yaşayan, acılarını sevinçlerini paylaşan, Türk ve Kürt halkının her zamandan daha fazla dayanışmaya, birliğe ve beraberliğe ihtiyacı olduğu günlerden geçiyoruz. Ancak insanlıktan nasibini almamış kimi ırkçılar, arkasında büyük bir acı bırakan bir doğal felaket karşısında bile Kürt halkına yönelik ayrımcı tutumlarından vazgeçmiyorlar…
Depremin Kürt illerinde olmasına sevinebilecek kadar ileri giden bu zihniyeti ve devletin deprem bölgesine yardım etme sorumluluğu ve görevini sanki bir lütufmuş gibi gösterme gayretine giren hükümeti kınıyoruz.
Depremin acılarını sarmak, barış ve kardeşliği büyütmek için Avrupa’da yaşayan tüm emekçileri, din, dil, ırk ayrımı gözetmeden dayanışmaya çağırıyoruz.
“Evsiz-barksız kalan bir emekçinin evine bir tuğla da benden olsun“, „anasız-babasız kalan çocuğun üç öğünü de benden olsun“, „karda-kışta ortada kalan bölge halkının battaniyesi, çadırı, sobası olayım” diyen herkesi Van halkının yanında olmaya davet ediyoruz.
Karınca kararınca Van halkının acılarına ortak olmak için başlattığımız kampanyaya katılalım. Toplanan yardımları, 17 Ağustos depreminde yaptığımız gibi, oluşturacağımız bir heyetle doğrudan halka ulaştıracağız.
Yardımlar için: DİDF, Postbank Köln, Van Depremi, Konto numarası: 319683509 BLZ: 37010050

Van’da bilanço ağır: 400’den fazla ölü
Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), 25 Ekim Pazar günü saat 16.00’da Van’da meydana gelen 7.2’lik depremin bilançosunu açıkladı. Buna göre, toplam 432 kişi yaşamını yitirdi, bin 352 kişi yaralandı, 2 bin 262 bina yıkıldı. Ancak, gazetemiz yayına hazırlandığı sırada (25.10) hem Van’da hem de Erciş’te çok sayıda kişinin enkaz altında olduğu bildirildi. Bir yandan enkaz altında yüzlerce kişi kurtarılmayı beklerken Başbakanlıkla ilişkiye geçen Azerbeycan, İran ve Bulgaristan dışında destek ve yardım teklifleri geri çevrildi. Sadece bununla da kalınmayarak kurtarma ekiplerinin yardımları da reddedildi. Örneğin Almanya’dan gelen kurtarma ekibi DTRG’i (Disaster Response Team Germany), AFAD yani Afet Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından kabul edilmeyerek geri gönderildi.
Avrupa Parlamentosu (AP) siyasi grup başkanları Türk hükümetinän Van’daki depremzedelere yönelik dış yardımları reddetmesine tepki gösterdi.
AP sosyalist grup başkanı Martin Schulz yaptığı açıklamada, Türk hükümetinin aldığı kararı yadırgadığını belirterek, “Erdoğan hükümeti, Van’daki depremzedelere yönelik dış yardımları reddedebilir, ama o zaman çok büyük bir mağduriyet içinde olan depremzedelere gerekli tüm yardımları ulaştırması gibi bir görevi de var” dedi.
Gazetemiz baskıya girerken, yardımların dağıtılmaması ve çadırların çok yetersiz olması nedeniyle çileden çıkan depremzedelerin sokağa döküldüğü ve polisin de depremzedelere gaz bombalarıyla müdahale ettiği bildirildi. Binlerce kişinin „Vali istifa“ sloganı ile tepkisini gösterdiği ve 1’i polis 3 kişinin yaralandığı olaylarda, 1 kişinin gözaltına alındığı belirtildi. Gerginliğin değişik yerlerde sürdüğü Maraş Caddesi üzerinde toplanan çok sayıda depremzedenin de yardımların dağıtılmaması ve kurtarma çalışmalarının gecikmesine tepki gösterdiği, gelen polis ekiplerinin depremzedelere gaz bombalarıyla müdahale etmesi üzerine, olayların yayılarak devam ettiği bildirildi.

AFAD’A GÖRE HER ŞEY YOLUNDA
AFAD açıklamasında şu bilgilere yer verildi: „48 il ve 39 kurumdan arama kurtarma, sağlık ve ilk yardım personeli ile ekipmanları, 13 Türk Hava Yolları, 18 askeri ve 2 adet özel kargo uçağı olmak üzere toplam 33 adet uçak ve araçlarla hava ve karadan bölgeye sevk edildi. Başkanlığımızdan 20 kişilik bir teknik heyet Van’a intikal etti. Ayrıca, çeşitli illerden 200 teknik personel görevlendirildi. 3 adet askeri kargo uçağı ile personel ve malzeme transferi yapmak üzere, Ankara-Van arasında ulaşım zinciri oluşturuldu.”

DEPREM BÖLGESİNDE TABLO BAMBAŞKA
AFAD bir „seferberlik“ tablosu ortaya koyarken, deprem bölgesinde ise yaşananlar çok farklı olduğunu gösteriyor. Barınma başta olmak üzere yiyecek, giyecek, su gibi birçok ihtiyacın hâlâ karşılanmadığı belirtiliyor. Çadır bulmakta zorluk çeken, geceyi soğuk havada açıkta veya kendi imkanlarıyla naylondan yaptıkları derme çatma çadırlarda geçiren depremzedeler, arama ve kurtarma ekiplerinin yetersizliği ve çalışmaların ağır yapılmasından da yakınıyorlar.

KIŞANAK: KURTARMA ÇALIŞMALARI YETERSİZ
Öte yandan başta Van Belediye Başkanı ve BDP yöneticileri olmak üzere pek çok kesim yaptıkları açıklamalarda kurtarma çalışmalarının yetersiz olduğunu ifade etti. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ve ilçe belediye başkanlarıyla Erciş’in Çelebibağı Beldesi’nde incelemede bulunan BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, kurtarma çalışmalarının yetersiz olduğunu söyledi.
Gültan Kışanak yaptığı açıklamada, meydana gelen depremin çok sayıda yurttaşın hayatına mal olduğunu ve binlerce kişinin de yaralandığını belirterek başsağlığı diledi.

DEPREME KARŞI HAZIRLIK YOK
Kışanak, „Bir kez daha ortaya çıktı ki deprem kurtarma çalışmalarında sıfır noktasındayız“ diyerek, ilk gittiği Erciş’ten örnekler verdi. Arama kurtarma çalışmalarının Erciş’te çok geç başladığını ve 100’e yakın apartmanın enkaz haline gelmesine karşın arama kurtarma çalışmalarının sadece 3-4 noktada yapıldığını söyledi. Kışanak, „Erciş’te çalışmalara çok geç başlandı, hem yetersizdi, hem koordinasyon yoktu. Hem de çalışmaları yürütenler uzman kişiler değildi. Can kurtarma konusunda yetersizdi“ dedi.
Kurtarılan insanların ihtiyaçları konusunda ciddi bir hazırlık olmadığını ve koordinasyon problemleri bulunduğunu ifade eden Kışanak, eleştirilerini şöyle sürdürdü: „17 Ağustos depreminden sonra Türkiye en çok depremi konuşmasına rağmen, yaşanan felaket bir kez daha Türkiye’nin depreme karşı hazırlıklı olmadığını, devletin bu konuda hiçbir tedbir ve önlem almadığını ortaya çıkardı. Öyle görünüyor ki, bu yaraları halk kendisi saracak.“ BDP’li belediyelerin ve demokratik kitle örgütlerinin ortak yürüttüğü kampanyaların güçlendirilerek büyütülmesi çağrısı yapan Kışanak, tüm halka bulunduğu il ve ilçelerde bu kampanyalara katılım göstermesini istedi. Kışanak, belediye, parti ve kitle örgütlerinin bu yardımları halka ulaştıracak ağları kurduğunu belirterek, halkın da bunlara destek olmasını talep etti.

HALK ALDATILIYOR
Van Belediye Başkanı Bekir Kaya, kayıplarla ilgili verilen rakamların doğruyu yansıtmadığını dile getirerek, halkın kandırıldığını söyledi. Valiliğin ortak çalışmayı reddettiğini belirten Kaya, yurttaşların sokakta olduğunu ve çadırların verilmediğini kaydetti.
Van Belediye Başkanı Bekir Kaya, kentte yaşanan ve şu ana kadar resmi olarak açıklanan yüzlerce ölü, bin 352 yaralanın olduğu depremle ilgili Kriz Masası’nın kurulduğu Belediye Garajı’nda basın toplantısı düzenledi. Yapılan çalışmalar ve gelen yardımlar hakkında bilgi veren Kaya, Diyarbakır, Hakkari, Muş, Ağrı, Mardin, Bitlis, Kars, Siirt, Şırnak merkez ve ilçeleri başta olmak üzere yardım için seferber olan belediyelere teşekkür etti.
Van’ın depreme hazırlıksız olduğunu belirten Kaya, resmi olarak yapılan açıklamalarla halkın kandırıldığını belirtti. Kaya, „Bizler depremden sonra Valilik ile ortak çalışma yürütmek istedik. Ancak bu talebimiz kabul edilmedi. Hatta kentte kurulan Kriz Masası’na bile dahil edilmedik“ dedi. (VAN)

EMEP’TEN DAYANIŞMA ÇAĞRISI

Van’da yaşanan depreme ilişkin bir açıklama yapan Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Selma Gürkan, “Yoksulluk içindeki yurttaşların yaşadığı kerpiç evler, içinde yaşayanlara mezar oldu. Devletin sorumlusu olduğu yoksulluk, yanlış yapılanma, denetimsizlik, yandaşlara ihale edilen kamu binaları ölümleri daha da arttırdı” dedi.
Gürkan sözlerini şöyle sürdürdü; “Kürt halkının demokratik hak ve özgürlük talebi karşısında F-16’lardan Skorsky’lere, TOMA’lardan panzer ve tanklara kadar tüm güçlerini seferber eden hükümetin yaşanan doğal olayın bir felakete dönüşmesindeki sorumluluğu büyüktür. 1999 yılında yaşanılan büyük deprem felaketinden sonra dolaylı deprem vergisi oluşturulmuş ancak fonun miktarı ve nereye aktarıldığı belli değildir. Deprem bölgesi olduğu bilinen Van’da olası felaketlere karşı hiçbir önlem alınmaması ölü sayısını arttıran temel bir faktördür” dedi.

DAYANIŞMA ÇAĞRISI
Emek Partisi’nin tüm ülkede tam bir seferberlik halinde Vanlılarla dayanışma içinde olduklarını belirten Gürkan, “Başta işçi sınıfımız, kamu emekçilerimiz ve sendikalarımız olmak üzere, tüm halkımızı Van halkıyla dayanışmaya çağırıyoruz. Türk, Kürt, Arap, Laz, Çerkez, tüm kimliklerden ve inançlardan halkımızın, Van, Erciş ve Bölge halkıyla dayanışma içinde olması, aynı zamanda barışın, kardeşliğin güçlü bir mesajı olacaktır” dedi.
Emek Partisi ülke genelinde bir yardım kampanyası başlatırken, Genel Başkan Selma Gürkan ve EMEP Bölge Örgütü de Van ve Erciş’e giderek incelemelerde bulundu. (YH)

Enkazın altından ırkçılık çıktı

Depremler için genel bir kanı vardır; deprem değil binalardır insanları öldüren. 23 Ekim Pazar günü Van’da meydana gelen 7.2 şiddetindeki depremde de yaşanan buydu. Fakat bu defa insanlığı öldüren başka bir etken daha vardı: Nefret. Geçtiğimiz günlerde Hakkari’de yaşanan çatışmada ölen askerlerin ve bir ülkenin içine girdiği toplu histeri hali… İntikam yeminleri eden Cumhurbaşkanı, operasyon sözü üstüne söz veren Başbakan ve tanktan toptan önce Kandile giren medya…
Irkçı siteler, lanetleme etkinlikleri hatta toplu linçe sevk eden organizasyonlar durumun hiç de sanal olmadığının kanıtı. İnsanları klavyenin başında kimseyi görmeden kelime sarf edebilme rahatlıkları hatta TV ekranlarından açıktan ırkçı kafatasçı nefret yüklü söylemleri toprağın altına sadece bedeni değil tüm insani değerleri de gömüyor.
Hakkari’deki çatışmaların sonrasında gerçekleşen Van Depremi ne yazık ki varolan nefretin, insani değerlerin tümünün nasıl toprağın altına gömdüğünü gösterdi. Bunun üzerine Çağdaş Gazeteciler Derneği de bir açıklama yayınladı.

ÇGD: SPİKERLER DİKKAT ETSİN!
Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) bir açıklama yayımlayarak ekranlardaki ve sosyal paylaşım sitelerindeki ırkçı, faşist yorumlara karşı sorumlu davranılması çağrısında bulundu.
Van’da meydana gelen depremin ardından, en az ölümler kadar sosyal medyada yer alan yorumların da can yakıcı olduğunu belirten ÇGD, İnternet sitelerinin, hoşgörüsüzlüğün, ırkçılığın, ayrımcılığın en açık biçimde yapılabildiği alanlar haline geldiğine dikkat çekti.
Canlı yayında haber spikerinin “Deprem doğuda da olsa Van’da da olsa üzülüyoruz” ifadeleri, programcının maalesef bilim adamı konuklarından da alkış alan “Önce taş at, polisi, askeri kuş gibi avla, sonra yardım iste. Herkes haddini bilsin” sözleri, gelinen noktada, medya yöneticilerinin acil olarak önlem alma gerekliliğini ortaya koyduğunu açıklayan ÇGD, bütün medyayı bu noktada sorumlu davranmaya davet ederek, ırkçılık, ayrımcılık yapılan haber ve yorumlara İnternet sitelerinde yer verilmesinin suç olduğunu anımsattı. (YH)

Tüzel: DEVLETİN ÇÜRÜYEN YÜZÜ
Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel de konuya ilişkin açıklamalarda bulunarak, ‘Van’daki deprem felaketinde devletin çürüyen yüzünün ve rantçı anlayışının görüldüğünü’ söyledi. Bölgedeki gelişmelere dikkat çekerek “Bunlar devletin asıl niteliğinin değişmediğini bir kez daha gösteriyor. Bütün bunlar yokmuş gibi başta Başbakan olmak üzere, devlet erkanının oralara üşüşmesi, sahte bir acı ve gözyaşı sergilemeleri, ikiyüzlülük her yerde karşımıza çıkıyor. Bu acılar unutulmamalı, unutturulmamalı. Devletin sorumluluğu sorgulanıp, üzerine gidilmeli” dedi.

‘SİLAHLAR SUSSUN’
Tüzel, en büyük tesellinin ise halkın birbirinin yaralarını sarması, büyük bir dayanışma göstermesi olduğunu söyledi. Son dönemde artan çatışmalara ve ırkçı söyleme de dikkat çeken Tüzel, “Umut ediyorum ki, deprem felaketi hem devlet, hem PKK güçleri açısından en azından bu dönemde silahların susmasına, savaşın durdurulmasına vesile olur” dedi. Yaklaşan bayramı da hatırlatan Tüzel, hem depremin acıları, hem de yaklaşmakta olan bayram nedeniyle en azından bir çatışmasızlık ortamının sağlanması gerektiğini ifade etti. Kongre Divanı’nın önümüzdeki günlerde basın toplantısı düzenleyerek, “silahları susturun” çağrısı yapacağını açıkladı.