Göçün 50. yılında göçmen örgütlenmesi

Almanya’ya göç eden Türkiye kökenli işçiler ilk yıllardan itibaren “işçi dernekleri” etrafında bir araya gelmeye başladılar. 1970’li yıllarda başlayan federasyonlaşma döneminde asıl belirleyici olan Türkiye’deki siyasi parti ve akımların etkisi oldu. Bu durum göçün üzerinden 50 yıl geçmesine rağmen devam ediyor.

Alman topraklarına ilk olarak Polonya’dan “misafir” işçilerin getirilerek çalıştırıldığı biliniyor. Maden ve çelik işletmelerinde çalıştırılmak üzere 1870’li yılların başından itibaren getirilen Polonyalı işçiler, her ne kadar dini değerler bakımından aynı inanca sahip olsalar da dil ve kültür bakımından pek çok farklılıklar bulunuyordu. Yazılı kaynaklar Almanya’da ilk olarak Polonyalı işçiler tarafından 1890 yılında dönemin Bismark rejiminin “Germenleştirme politikasını” devreye koyması üzerine, savunma amacıyla dernekler, kiliseler ve sendikalar kurulduğunu gösteriyor. ‚Kendini koruma‘ amaçlı olarak ortaya çıkan bu ilk “yabancı işçi” dernekleri doğal olarak zamanla Polonyalıların sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışan kurumlar haline geldi.

Aynı yıllarda Caritas adlı kurum Polonya’dan gelen göçmen işçilerin sorunlarıyla ilgilenmeye başladı. İkinci Dünya Savaşı’nın bitmesinden sonra duyulan işgücü ihtiyacını karşılamak için İspanya, Portekiz ve İtalya’dan gelen işçilerle de bu kurum ilgilenirken, Diakoni adlı kuruma ise Yugoslavya’dan, Türkiye’den, Tunus’tan ve Fas’tan getirilen işçilerle ilgilenme görevi verildi.

1955’ten itibaren önce Avrupa, sonra Türkiye, ardından Magrip ülkelerinden getirilen işçiler, özellikle 70’li yıllardan itibaren kendi dünya görüşlerine, inançlarına göre dernekler, camiler kurmaya başladılar. Her ne kadar göçmen işçilerin tanıştıkları ilk örgütlenmeler Alman sendikaları olsa da, zamanla buna bir de göçmenler tarafından kurulan çok farklı dernekler, federasyonlar eklendi.

TÜRKİYE’DEN GELENLERİN KURDUĞU İLK DERNEKLER

Çeşitli kaynaklara göre, Almanya’da Türkiyeliler tarafından ilk dernek, okumak üzere gelen üniversite öğrencileri tarafından 1954 yılında Münih’te Alman-Türk Öğrenciler Birliği adı ile kuruldu. 1957 yılında Berlin ve Karlsruhe’de ve daha sonra diğer kentlerde kurularak sayıları artan öğrenci dernekleri 1962 yılında Münih’te biraraya gelerek Almanya Türk Öğrenci Federasyonu (ATÖF) çatısı altında birleştiler. İşgücü anlaşmasıyla gelen işçilere tercümanlık başta olmak üzere değişik yardımların yapıldığı ATÖF derneklerinde üye olanlar arasında ilk başta siyasal görüş ayrılığı pek öne çıkmıyordu. Ancak 1968 gençlik hareketi, Türkiye’deki siyasal gelişmeler ATÖF içinde yoğun tartışmalara ve bölünmelere neden oldu. Ve sonuçta ATÖF 1977 yılında dağıldı. Üye ve yöneticilerinin önemli bir bölümü daha sonra HDF ve FİDEF’in kuruluş sürecine katıldı.

Türkiyeli işçilerin kurduğu ilk işçi derneği ise, göç anlaşmasının imzalandığı 1961’den bir yıl sonra Köln’de kuruldu. O dönem Türkiye Başkonsolosluğu’nun da bulunduğu Clodwigplatz’ta kurulan Köln ve Çevresi Türk İşçileri Derneği, ilk etapta sadece bir buluşma yeri olma özelliği taşıyordu. Göçün ilk aylarında hafta sonlarını, izinli günlerini tren istasyonlarında (Bahnhof), kent merkezlerinde, Alman birahanelerinde ya da işçi yurtlarında geçiren işçiler, zamanla aynı ülkeden, hatta aynı kentten geldikleri hemşehrileriyle buluşma, memleket hasreti giderme ihtiyacını Köln’de olduğu gibi “işçi derneği” adı altında kuruluşlarla karşılamaya başladılar. Köln’den sonra ilk dernekler Nürnberg, Münih başta olmak üzere Türkiyeli işçilerin yoğunlaştığı diğer şehirlerde kurularak yaygınlaştı.

İşçilerin fabrikadan geriye kalan boş zamanını değerlendirmeleri için fazla imkanlarının olmaması, zamanla aslında kahvehane olan “işçi derneklerinin çoğalmasını beraberinde getirdi.

O yıllarda gelen işçilere ya da bir bütün olarak yabancılara işletme/işyeri açmak için gerekli izin (Gewerbe) verilmediği için, bir kaç kişinin bir araya gelerek dernek adı altında lokal (aslında kahvehane) açması çok daha kolaydı. Günümüzde ise bu yönteme daha çok derneklere sağlanan vergi kolaylığından yararlanmak için başvuruluyor.

Varlığı günümüzde de devam eden “Türk-Alman Dostluk Derneği” statüsündeki kahvehane geçmişi bu gerçeğe dayanıyor.

Göçün ilk yıllarda kurulan bu “dernek-kahvehaneler”, dil bilmeyen ilk kuşak işçiler için tam anlamıyla bir sosyal-iletişim merkezi işlevi gördüler. Tercümanlık, berberlik, ‚helal et‘ satımı, kiralık ev bulma, iş bulma gibi ihtiyaçların tümü neredeyse bu kahvehanelerde karşılanıyordu.

Bu kahve-dernekler içinde elbette siyasi tartışmalar, siyasi görüşlere göre kimi ayrışmalar da yaşanıyordu.

Ve 1960’lı yılların ikinci yarısından itibaren Türkiye’de yükselen toplumsal muhalefet ve siyasi kamplaşmalar doğal olarak Almanya’daki “misafir işçiler” arasında da yankı buldu. Keza o yıllarda henüz camiler yaygın olmadığı için, konsolosluklarda görev yapan din görevlileri sık sık işçileri yurtlarda ve mescitlerde ziyaret ediyorlardı. İbadetlerin topluca yapıldığı yerlerse genellikle işçi yurtları idi.

CEMAATLERİN ÖRGÜTLENMESİ

1960’lı yılların başında kurulan “Türk İşçileri Derneği”nde çok farklı kesimler yer almakla birlikte, 1966’da milliyetçi ve muhafazakar kesimler tarafından “Türk Birliği” adı altında bir cami-dernek kuruldu. ‚Süleymancılar‘, ‚Erbakancılar‘ ve ‚Türkeşçiler’in içinde yer aldığı bu “Türk Birliği” içinde taraflar arasında sık sık yaşanan tartışmalar 1973 yılına kadar devam etti ve bu dönemden itibaren her cemaat kendi derneğini kurmaya başladı. (Şeriat ve Refah, Metin Gür, Sf. 13)

Aynı zamanda Almanya’dan Türkiye işçi alımının durdurulduğu yıl olan 1973’te ilk olarak Süleymancılar, „İslam Kültür Merkezleri“ kurdular. Ardından sırasıyla, 1975’de, bugünkü İslam Toplumu Milli Görüş’ün (IGMG) önceli olan Avrupa Milli Görüş Teşkilatı (AMGT) kuruldu. 1976’da Avrupa Türkiyeli Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (TDF) ve Almanya Türk Öğrenciler Federasyonu (ATÖF) etrafında biraraya gelen dernekler de Almanya Türkiyeli İşçiler Federasyonu’nu (ATİF) kurdu. Avrupa’nın değişik ülkelerinde aynı doğrultuda faaliyet sürdüren ATİF dernekleri daha sonra bir araya gelerek Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu’nu (ATİK) oluşturdular.

1977’de Türkiye Halkçı Devrimci Federasyonu (HDF) kuruldu. Daha sonra TDF ile bir grup dernek Federal Almanya İşçi Dernekleri Federasyonu (FİDEF) adı altında birleşti. İlk derneği 1973’te kurulan Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) ise 1980’de kuruldu.

MHP’nin Almanya kolu olan Türk Federasyonu 1978 yılında, Demokrat Parti/Adalet Partisi’nin uzantısı olarak Hürriyetçi Türk-Alman Dostluk Cemiyeti’nin (Hür-Türk) 1979’da kuruldu. Eski MHP’li Musa Serdar Çelebi’nin başını çektiği bir grup 1987’de Türk Federasyonu’ndan ayrılarak Avrupa-Türk İslam Birliği’ni (ATİB) kurdu.

1982 yılına kadar daha çok büyükelçilik, konsolosluklar ve çeşitli dinci-milliyetçi örgütler aracılığıyla Türkiye kökenli işçiler üzerinde etkili olmaya çalışan Türkiye Cumhuriyeti ise, 1982 yılında Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) adı altında dernek-cami kurdu.

12 Eylül darbecilerinin özel olarak örgütlediği DİTİB’in bugün Türkiye kökenli göçmenler arasında etkili olmasında, arkasına aldığı devasa devlet desteği bulunuyor.

Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) ise en geç kurulan örgütler arasında yer alıyor (Ocak 1991).

Türkiye kökenliler tarafından kurulan örgütler arasında Almanya Türk Toplumu (ATT) belli farklılıklar içeriyor. Alman devleti tarafından resmen muhatap olarak kabul edilen, her konuda görüşüne başvurulan ATT, 1995’te Hamburg’da kuruldu. Çeşitli veli, spor, meslek derneğini çatısı altında buluşturan ATT, Almanya’dan yüklü miktarda maddi yardım da alıyor. Türkiye’deki siyasi tartışmalara, çatışmalara pek girmeyen ATT, asıl olarak üstlendiği lobicilik faaliyeti sayesinde muhatap görülüyor.

KÜRT DERNEKLERİ DAHA ÖNCE KURULDU

Almanya’daki Kürt derneklerinin geçmişi de eskilere dayanıyor. Irak’tan Almanya’ya okumak üzere gelen Kürt gençler 1956 yılında “Avrupa Kürt Öğrenciler Birliği” adı altında bir dernek kurdu. (Selbstorganisationen von Migrantinnen und Migranten in NRW, Sayfa 86)

1960’lı yıllarda ise Türkiye’den gelen Kürt öğrenciler „Hevra“ ve „Bahoz“ adlı dernekler kurdular.

1970’li yıllarda ise, Türkiye’deki Kürt hareketlerine paralel olarak Almanya’da da dernekler kurulmaya başladı. Bu dernekler daha sonra 1975’te KOMKAR etrafında birleşti. Daha sonra ise bugün en kitlesel güce sahip YEK-KOM kuruldu.

SPOR VE YÖRE DERNEKLERİ

Siyasi temeldeki bu ilk örgütlenmelerin dışında spor derneklerinin sayısı da az değil. 1965 yılında Batı Berlin’de kurulan Berlin Türkgücü’ne benzer şekilde birçok kentte bölge liglerinde mücadele etmek amacıyla Türkiyeli işçiler ve gençler tarafından spor dernekleri kuruldu ve bu alanda günümüzde de yoğun bir dernekleşme söz konusu.

Bunların dışında kalıcılaşma ile birlikte Türkiye kökenliler tarafından kurulan sayısız proje derneği bulunuyor. Hem Almanya hem de Avrupa Birliği fonlarından yardım alan bu derneklerin çoğu sadece kağıt üzerine mevcut. Toplum içerisindeki etkileri yok.

Bunlara ek olarak, özelikle 1990’lı yılların başından itibaren işveren ve meslek örgütleri de kurulmaya başlandı. “Türk-Alman İşverenler Derneği” formatında kurulan ve federasyonlaşan işveren derneklerinin asıl amacını, Almanya’daki Türkiye kökenli sermaye çevrelerini biraraya getirerek maddi çıkar birliğini sağlamak oluşturuyor. Çok az üyesi olan ve tipik lobi örgütleri özelliği taşıyan bu derneklerin çeşitli dönemlerde yaptığı basın toplantıları ve açıklamalarından öte çok fazla bir özelliği bulunmuyor. Benzer şekilde son yıllarda kurulmaya başlanan “Türk-Alman” vurgulu doktor, avukat, mühendis, veli… gibi dernekler de kurulmaya başlandı. Ancak bu derneklerin üyeleri arasında Alman neredeyse hiç yok.

Bunların dışında Türkiyeli göçmenlerin sosyal kültürel hayatında azımsanmayacak etkileri olan bir diğer örgütlenme ise, son yıllarda artış gösteren yöre dernekleri oldu. Geldiği şehir, ilçe ve köylerin adıyla anılan ve hem yardımlaşma-dayanışma, hem de yöre kültürünü yaşatma amaçlı çalışan bu derneklerin ne kadar uzun ömürlü olacağı belirsiz. Ama görünen o ki, içinde yaşanılan toplumla bağların zayıflığının bir ürünü olarak ortaya çıkan bu tür dernekler, niyetlerinden bağımsız olarak, Türkiyelilerin sosyal ve kültürel açıdan içe kapanmasına katkı sunmaktalar.

TÜRKİYE’NİN AVRUPA’DAKİ AYNASI

Buraya kadar saydığımız dernek ve federasyonların neredeyse tümü Türkiye’deki siyasi partilerin, cemaatlerin ve politik hareketlerin bir yansıması olarak Almanya’da kuruldu. Türkiye’den gelen birinci ve ikinci kuşak işçiler ve gençler arasında asıl olarak Türkiye’deki siyasi ayrışmalar ve kamplaşmalara göre oluşan bu dernek ve federasyonların ezici bir bölümü bugün de aynı eksen üzerinde varlıklarını sürdürüyorlar.

Ancak göçmenlerin ülkede kalıcılaşması, sözünü ettiğimiz dernek ve federasyonları da etkiledi ve çalışmalarını yenilemeye zorladı. Türkiye’deki siyasi hareketlerin yansıması olarak kurulup işleyen bu örgütler, kalıcılaşma gerçeğini görmek zorunda kalsalar ve kimi az kimi çok kendini bu sürece uyarlamış olsa da, Türkiye merkezli politikalarının özünün değiştiğini söylemek zor görünüyor. Çünkü bu örgütlerin önemli bir bölümü, politikalarının merkezine Türkiyeli göçmen emekçilerin bu ülkede yaşamaktan kaynaklan sorun ve ihtiyaçlarından ziyade, üzerinde yükseldikleri dini veya siyasi hareketlerin çıkarlarını koymaya devam etmekteler.