‚Operasyon değil katliam‘ istiyorlar!

İZLENİM

Hasan Bektaş

Soğuk bir hafta sonu, sadece hava soğuk değil, sanki insanlar ve bakışları da çok soğuk. Birbirlerine her zamankinden daha farklı bakıyorlar. Pazar günü bir grup DİDF genciyle beraber Türkiyelilerin yoğun olarak yaşadığı Neukölln semtinde Türk milliyetçilerinin düzenlediği yürüyüşü gözlemlemeye gidiyoruz. Hermannplatz`da toplanmaya başlayan kalabalığa yaklaştıkça çoğunluğu genç kızlardan oluşan 500 kişilik bir grupla karşılaşıyoruz. Hemen hepsinde ya Türk bayrağı ya da üzerinde kırmızı beyaz renkli elbiseler var. Almanların şaşkın bakışları altında „Kahrolsun PKK, şehitler ölmez vatan bölünmez!“ sloganları atılıyor.

PORETİZLİ KÜRT!

Bulunduğumuz yerde birden irkiliyoruz. Portekiz futbol takımının sarı kırmızı yeşil renkli trikosunu giymiş bir adama bir grup vurmaya başlıyor. Yüzü gözü şişmiş adamı polisler grubun elinden zor alıyor. Polis „ne oldu? „ diye sorunca „o bir Kürt“ diyor, „başka ne olabilir ki?“. Ama ne var ki, polisin kurtardığı vatandaş belki de Türkiye’nin haritadaki yerini bile bilmeyen bir Portekizli çıkıyor.

REİS EMRİ VERİYOR: SALDIR!

Zaman geçtikçe sayı bini buluyor, derken en ateşlilerin en önde yer aldığı bozkurt işaretleriyle yürüyüş başlıyor. „Allahuekber!“ sloganları ortalığı kaplıyor. Eğer yüzlerindeki kin öldürme duygusu okunmasa Almanlar kitleyi takımlarını desteklemeye gelmiş Türkler olarak düşünecekler, ama öyle olmuyor. Gözler saldıracak Kürt ve Kürt işyerleri arıyor. Derken sayı iki bine yaklaşıyor. Yanımızdan reis ve adamları geçiyor, „saldır!“ diyor ve bir garibana daha yüzlerce kişi birden saldırıyor. O da PKK’lıymış?!. Binalardan Türk bayrakları çıkıyor, herkes birden coşuyor; „en büyük asker bizim asker!‘ ve yola devam…

SİVAS KATLİAMI GİBİ…

Polis sayının 3 bini geçtiğini söylüyor. Bu sırada Kürtlerin kalesi olarak bilinen Kotti de (Kottbuser Tor) Mısır Çarşısı’nın terasında 40 kadar Kürt genci toplanıyor. Polis anlaşılmaz bir şekilde Türk göstericilerinin önündeki barikatı kaldırıyor, aralarında sadece yirmi metre var. Karşılıklı sloganlar ve küfürler başlıyor: „Apo´nun piçleri!“; „Operasyon değil katliam istiyoruz!“…

Okulda işyerinde yanyana olan gençler burada şimdi karşı karşıyalar…Ya şimdi ne olacak? Önce havai fişekler atılıyor. Polis saldırganları zaptetmeye çalışıyor. Biz ise iki grubun arasında kalıyoruz. İçimizden genç bir arkadaş „abi burası Sivas katliamındaki görüntülere benziyor“ diyor. Polis Kürt gençlerine saldırmaya başlıyor ve reis sahnede… Abdullah Gül´ün açıklamasına uyan kitle „intikam!“ sloganlarıyla polis barikatının diğer tarafındaki vatandaşa da saldırmaya başlıyor. Ya herkes yanlarında olacak ya da defolup gidecekler! Sonra Kürtlerin arsında reis Türk bayrağı açıyor ,kitle coştukça coşuyor… Polis, reisi kenara çekiyor, Kürt gençlerini ise oradaki bir dükkana kapatıyor.

Bu arada derneğimizde kısa bir süre önce tanıştığımız ve milliyetçilikten etkilenmiş, değiştirmeye gayret ettiğimiz ama özellikle son asker ölümlerinden sonra bizden uzaklaşan bir gençle karşılaşıyoruz.

„Neden buradasın?“ diyorum. „Kürtlere karşı olduğum için abi“ diyor. „Ben de Kürdüm biliyorsun değil mi?“ diyorum, „Evet ama siz iyisiniz“ deyip ayrılırken ekliyor: „Ne yapayım abi, beni bu boktan politikalar ırkçı yaptı!“.

Berlin DİDF Gençlik üyesi gençler Alman gençleriyle (SDAJ) birlikte Türk faşist ve ırkçıların Pazar günü Kürt gençlerine saldırdığı Kottbusser Tor Meydanı’nda Kürt düşmanlığını protesto etmek için bildiri dağıttılar.

Berlin GEW Sendikası temsilcisi de „savaşa karşı barış ve halkların kardeşliği“ adına birlikte tavır almayı desteklediklerini açıkladılar.