Protestolar tabandan yükseliyor

Berlin Hür Üniversitesi Öğretim Üyesi ve küreselleşme karşıtı ATTAC’ın Bilim Kurulu Danışmanı Prof. Peter Grottian, dünya genelinde başlayan kapitalizm karşıtı protesto hareketlerinin durumunu gazetemize değerlendirdi.

YÜCEL ÖZDEMİR

Sayın Grottian, 15 Ekim’den bu yana dünya genelinde yapılan protesto hareketleri tartışılıyor. Uzun süreden beri bu hareketlerin içinde yer alan birisi olarak, son eylemlerin karakteri hakkında ne söyleyebilirsiniz?

Küreselleşme karşıtı hareketlerden bankalara karşı harekete gelmiş bulunuyoruz. Daha önce bir tek İzlanda’da bankalara karşı güçlü bir hareket ortaya çıkmış ve olumlu sonuçlar elde etmişti. Şimdi ABD’de, Avrupa’da ve diğer ülkelerde yüzbinlerce insan harekete geçerek bankalara güçlü bir mesaj verdi. Bugünkü hareketin en önemli özelliği bence tabandan gelmesidir. Hareketin içinde güçlü sendikalar, ATTAC, kiliseler, yardım kuruluşları ve partiler yok. Tamamen kendiliğinden, hazırlıksız ve aniden tabandan başlayan bir yurttaş hareketi olma özelliği taşıyor. Kendim de 15 Ekim’de Frankfurt’ta yapılan gösteriye katıldım. İlk dikkatimi çeken şey ise bileşimin çok renkli olmasıydı. Tabloya baktığımda bankalara parasını kaptıranlar, sosyal geleceğinden korku duyanlar, klasik sol aktivistler vardı. Yaş itibariyle biraz karışık olan bu eylemci grup, yeni bir hareket ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.

Eyleme katılanlar tırnak içinde söylersek “öfkeli vatandaşlar” mı?

Şahsen ben “öfkeli vatandaş” kavramını pek sevmiyorum. Çünkü, bir Alman atasözünde olduğu gibi “Öfke kör ediyor.” Bu insanlar kör değil, tersine çok fazla bilgiye sahipler, konuya hakimler. Bu nedenle diyebilirim ki, eylemlere katılanlar ne yaptığını ve ne istediğini iyi biliyor. Özellikle bir şeyi, bu mali piyasa sisteminin büyük çoğunluğun çıkarlarına karşı işlediğini çok iyi biliyorlar.

Uzun süreden beri biriken öfke ve öfkesizlik bir kırılma noktasına ulaştı. Bu nedenle 15 Ekim’de dünya çapında yapılan eylemler büyük bir başarıdır. Ama, şimdi ne olacağını düşünmek gerekiyor.

Frankfurt’taki gösteride sonra, bir defaya mahsus yapılan bu türden eylemlerin sürekli hale getirilip getirilemeyeceğini gündeme getirdim. Çünkü hareketin bundan sonra hangi protesto ve çatışma biçimlerinde devam edeceği önemli. Bu konuda henüz ciddi bir tartışma yok. Ben sivil itaatsizliğe devam etmemiz gerektiğini öneriyorum.

Aralarında Başbakan Angela Merkel’in de bulunduğu çok sayıda politikacı eylemleri anlayışla karşıladığını, sempati ile baktığını açıkladı. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Eğer hareket tehlikeli hale gelirse övgüler dizilir, böylece az tehlikeli olması sağlanır. Yani ortaya çıkan bu hareketi öven bu politikacılar çok ciddiye alınmamalı. Bu övgüleri dizenler eğer samimi ise ifade edilen talepleri yerine getirmek için bir şeyler yapmak üzere harekete geçmeli. İster Almanya’da, ister Türkiye’de, ister ABD’de isterse de AB’de olsun politikacılar, mali sermayenin gücünü sınırlandırmak için hiç bir şey yapmadı. Obama, bunu büyük bir reformla yapmaya çalıştı ama bir şey çıkmadı. AB bir takım yasalarla bir şeyler yapma mesajı verdi, bir şey olmadı. Alman Hükümeti Bankalar Yasası hazırladı çok güdük kaldı.

Şu anda herkes ortaya çıkan protesto hareketini banka karşıtı olarak tanımlıyor. Genel olarak sadece bankaların suçlu olduğundan söz edilirken kapitalist sistem suçlu değil mi…

Olmaz olur mu. Kapitalist sistemin mantığı bu sorunları yarattı. Sözde bağımsız olan bu bankalar kontrol edilmedi. Banka Denetleme Kurulları, görevlerini yapmadıkları gibi seyirci kaldı. Bu, yeniden bir krizle karşı karşıya olduğumuzun da göstergesi. Hükümetler bugüne kadar sermaye ve bankalarla krize karşı neler yapılacağına dair pazarlığa girişmedi. Yunanistan’ın kurtarılması konusunda bu kesimlerin ne kadar ciddi olduğu da şüpheli.

Gösterilerde bu yüzden bankaların hükümetler üzerinde güçlü kontrolünün olduğuna dair pankartlar taşınıyor…

Evet, gerçekten de öyle. Bu nedenle bankaların çıkarlarına karşı bir şeyler yapmak Almanya’da, ABD’de, İngiltere’de, Türkiye’de … çok çok zor. Bu yüzden protesto gösterilerinde bankalar sorununun sadece mali piyasalar sorunu olmadığı, sistem sorunu olduğuna dikkat çekiliyor. Bana göre, bankalar sorunu aynı zamanda demokrasi sorunudur.

Bundan sonra Almanya, Avrupa ve dünya çapında gösteriler nasıl devam edebilir ?

Olanlar çok açık. Özellikle de ABD’de. Çok sayıda kentte eylemlerin yapılması dikkate değer. Yine Avrupa, Asya ve Afrika’da da önemli eylemler oldu. Şimdi önemli soru eylemlerin nasıl devam edeceğidir. Frankfurt’taki gösteriden sonra kurulan çadırlarda tanık olduğum tartışmalarda işin zor olduğunu fark ettim. Protesto hareketi genç ve düzenlenmesi gerekiyor. Bağımsız bir hareket olarak kalması için altyapısı, destekçileri ve tecrübesi olması gerekiyor. Aslında Almanya’da bunun olanakları var. Örneğin Frankfurt’ta bir sefere mahsus planlanan eylemin sonucunda sürekli eylem kararı alındı. Eylemin verdiği moral ile “Biz buradayız, burada kalacağız ve bölgedeki insanları da buraya davet ediyoruz” denildi. Ne kadar insanın geleceğini bilmiyoruz. Ama sendikacıların, sanatçıların, tanınmış şahsiyetlerin kazanılması gerekiyor. Kendisini bulması gereken bir hareket. Şu anki yapısıyla stratejik değil, pragmatik bir protesto hareketi sözkonusu. Bu nedenle insanların nasıl bir araya getirileceği pek düşünülmüyor. Bu konuda Amerika’daki protesto eylemlerinden öğrenilecek çok şey var.

Uzun zamandan beri aynı zamanda küreselleşme karşıtı hareketin içinde de yer alıyorsunuz. Bu yeni hareket ile 2000’li yılların başındaki küreselleşme karşıtı hareket arasında ne türden farklılıklar söz konusu?

Bu hareketlerin küreselleşme karşıtı hareketin bir parçası olduğunu söylemek istiyorum. Açık olan şu ki, karşı karşıya olduğumuz sorunlar ulusal düzeyde çözülemiyor. Ancak, Avrupa genelinde mali piyasaya trans aksiyon vergisi getirilmek isteniyorsa, bu ancak Avrupa çapında bir mali hükümetin kurulması ile mümkündür. Bunun için protestoların yeterli olup olmadığı bir soru. Bu nedenle, Almanya için söylemek gerekirse Frankfurt’ta yapılan eylemden ne çıkacağı önemli.

Şu anda büyüme şansı olan iyi bir hareket ile karşı karşıyayız. Bunun kısa süre içinde büyüyüp gelişeceği konusunda ise endişelerim var.

KUTU

Peter Grottian kimdir?

Berlin Hür Üniversitesi Otto Schur Sosyal Bilimler Enstitüsü öğretim üyesi olan Prof. Peter Grottian, uzun yıllar çalışma sürelerinin kısaltılması ve sosyal hareketlerin biçimleri üzerine çalışmalar yaptı. Berlin başta olmak üzere Almanya’da gerçekleştirilen sosyal protesto hareketleri içinde yer alan Grottian, ülkenin tanınmış solcu akademisyenlerinin başında geliyor. Küreselleşme karşıtı ATTAC’ın “İşi Adil Paylaşmak” („ArbeitFairTeilen“) adlı çalışma grubunda yer alan Grottian, aynı zamanda protesto gösterilerinin koordinasyon kurulunda yer alıyor.