Asgari ücret yaşamaya yetmeli

REN KIYISINDAN
ÖZLEM ALEV DEMİREL

CDU’ya göre daha birkaç ay öncesine kadar, Almanya’da ülke genelini kapsayacak bir asgari ücret, ülkenin iş piyasasıyla bağdaştırılması mümkün olmayan bir uygulamaydı. Şimdi kendisi de, bütün çalışanlar için geçerli olan bir ücret alt sınırı getirilmesini talep ediyor. Bundan altı yıl öncesine kadar, asgari ücreti talep eden tek parti Sol Parti’ydi. Ardından sendikalar ve muhalefete geçtikten sonra da Yeşiller Partisi bu talebi ileri sürmeye başladı. Büyük koalisyon ortağıyken SPD de asgari ücreti resmen savunmaya başladı, ancak bu yönde meclise getirilen önergeleri reddetti.
Sol Parti 2005 yılında ilk kez bir seçime katıldı ve asgari ücret talebini gündeme getirdi. Diğer partilerin temsilcileriyse bunun karşısında Sol Parti’nin bu talebini aptallık olarak niteledi. Bugün artık hiç kimse bu talebi görmezden gelemiyor.
Bu gelişme, bir talebi hayata geçirebilmek için ille de hükümette olunması gerekmediğini, muhalefet partisi olarak da birçok talebin kabul ettirilebileceğini gösterdi. Almanya gibi zengin bir ülkede bugün yaklaşık 1,5 milyon insan, çalışmasına rağmen geliri yetmediği için Hartz IV yardımı almak zorunda kalıyor. Doğu eyaletlerinde insanlar kimi zaman 3 Euro saat ücretine çalışıyor.
Batıda bu meblağ cüzi oranda artıyor. Bu, Hartz Yasalarının yürürlüğe girmesiyle teşvik edilen inanılması zor bir durum. Özellikle SPD-Yeşiller koalisyonu döneminde, 1998-2005 yılları arasında işçileri çıkışlardan koruyan yasalar esnekleştirildi, Hartz IV yürürlüğe sokuldu ve kiralık işçilik uygulaması kolaylaştırıldı.
Bugün Yunanistan krizi söz konusu yapıldığında, çoğu zaman Almanya’nın izlediği düşük ücret politikasıyla bu krizin ortaya çıkmasında etkili olduğu gerçeği gizlenmeye çalışılıyor. Bir yanda üretkenlik artarken, diğer yanda reel ücretlerin düşürülmesi, Almanya’da üretimin ucuzlamasına ve Avrupa iç pazarındaki rekabette avantajlı konuma geçmesine katkıda bulundu.
Bugün artık ücretlerin düşürülmesine son verilmesi ve asgari ücrete geçilmesi talebi, toplumun geniş kesimlerinde yankı buluyor. Her ne kadar asgari ücret talebi, toplusözleşme kapsamındaki işletmelerin sayısının giderek küçüldüğü bir dönemde gündeme gelmiş olsa da ve bu sendikaların güçsüzlüğüne işaret etse de, bu talep bugün toplumsal politikalar açısından bir zorunluluktur.
Çünkü asgari ücretle, bir yanda çalışmasına rağmen Hartz IV yardımı almak zorunda olanların işverenlerine ödenen bu gizli sübvansiyonlar sona erecek, diğer yanda TİS güvencesine alınmış ücretlerin üzerindeki baskı hafifleyecektir.
En son kamuoyu araştırmaları, Almanya’da halkın yüzde 91’inin bu görüşü paylaştığını göstermektedir. Bu ezici çoğunluk, muhafazakar partilerin de artık görmezden gelemedikleri bir gerçektir. Bu partilere gönül vermiş olanların da asgari ücret talebini destekliyor olmaları, parti merkezlerini adım atmaya zorlamaktadır.
Asgari ücretin hangi sonuçlara yol açacağını belirleyecek en önemli etkenlerden biri, asgari ücretin ne kadar olacağıdır. Bugün CDU’nun gündeme getirdiği şekliyle, Batı’da 7,79 Euro olarak belirlenecek bir asgari ücret, esas olarak çok sayıda kiralık işçi çalıştıran büyük firmaların toplusözleşmelerinin güvence altına alınması ve rekabet karşısında ellerinin güçlendirilmesi anlamına gelecektir.
Çünkü bu şirketlerin toplusözleşmelerinde, ancak bu yükseklikte ücret ödenmesi öngörülmektedir. Ancak Hartz IV yardımına muhtaç bırakmayacak ücret alt sınırı, 8,50 Euro olarak belirlenmiştir.
Çocuklu ailelerde bu miktar çok daha yüksektir. Almanya’da ücret dampingini etkileyecek ve yoksulluk sınırının aşılmasına hizmet edecek asgari ücret sınırı 9,50 Euro olarak belirlenmiştir. 45 yıl çalıştıktan sonra yaşamını sürdürebilecek emeklilik maaşını alabilmesi için, çalışanlara ödenmesi gereken asgari ücret 10 Euro’dur. İşsizler inisiyatifleri, sosyal ve siyasal kurumlar ve kısa bir süredir Ver.di Sendikası da bu talebi savunmaktadır.