Böhm: Kamuoyu yanlış bilgilendiriliyor

Gelişmeleri gazetemiz Yeni Hayat’a değerlendiren Böhm, kendisine ait olan cami projesini bitirme niyetinde olduğunu ifade etti.

Sayın Böhm yaptığınız açıklamalarda özellikle DİTİB’le yeni yönetimin göreve başlamasıyla ilişkilerin bozulduğunu söylüyorsunuz. Biliyoruz ki; yeni yönetimin başında Ankara’dan atanan Ali Dere bulunuyor. Sizinle DİTİB arasında yaşanan bu son tartışmaların arkasında sizce Ankara’nın rolü var mı?
Buna gerçekten tam olarak bir yanıt veremeyeceğim. Ama bugün geldiğimiz noktaya yeni yönetimin izlediği tutum nedeniyle geldik. Umudum o dur ki, Danışma Kurulu bizleri yeniden bir araya getirir, çalışmamıza devam ederiz.
Düzenlediğiniz basın toplantısında Ankara’dan bazı değişiklik önerilerinin geldiğini söylediniz. Caminin beyaz ya da beton renginden mi olacağına kilitlenen son tartışmaya da Ankara’nın bir isteği olamaz mı?
Daha önceki değişiklik isteklerini itirazlarını, isteyerek dikkate aldık ve yeni planlamada göz önünde bulundurduk. İnşaat sahibinin bizden bizim onlardan zaman zaman taleplerimiz olabilir. Bunlar konuşulur, tartışılır ve bir karara bağlanır. Ama yeni yönetimin bizden istedikleri, temelden değişiklikleri içeriyordu. Yani ilk planlanan cami projesinin biçimini değiştirmekle ilgiliydi.
Köln için klasik Türk-Osmanlı mimarisinin dışında modern bir cami tasarladınız. Şimdi, özellikle muhafazakar kesimlerden Köln’e Türk-Osmanlı mimarisinin hakim olduğu bir caminin yapılması gerektiği şeklinde söylentiler ortalıkta dolaşıyor. Bu konuda ne diyorsunuz?
Benim inancım o dur ki, biz modern bir cami inşa ettik. Ancak, köklerinde Osmanlı mimarisinin etkileri de var. Bununla amacımız Türkiye ile Almanya arasında bir köprü kurmaktı. Bu en azından bizim hedefimizdi.
Geçen Ramazandan bu yana, yeni camide küçük bir ibadet yeri açtık. Burada her gün Müslümanlar gelip ibadetlerini yapıyor. Gelenlerle konuştuğumuzda hepsi güzel buluyor.
Köln’de bu cami üzerinden bir çok tartışma yürütüldü, ırkçı Pro Köln eylemler düzenledi. Siz ise caminin yapılması için yoğun çaba harcadınız. Bu son tartışmalar kamuoyunda nasıl bir etki bırakabilir?
Maalesef olumsuz şeyler duyuyorum. Son günlerde, “Gördünüz mü uyum olmuyormuş”, “Cami, İslamcıların merkezi olacakmış” gibi şeyler duyuyorum. Bunlar tabii ki iyi şeyler değil. Biz cami ile Almanya’daki Müslümanlar ile Hıristiyanlar arasında da bir köprü kurmak istedik. Farklı dinlerden gelen insanların barış içerisinde bir arada yaşayabildiklerinin göstergesi ve bir sembolü olmasını istedik.
Biliyoruz ki DİTİB resmi olarak Almanya’da kurulmuş bir dernek, ama asıl olarak Ankara’dan Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yönetiliyor. Yani bir devlet örgütü. DİTİB ile Türkiye arasındaki ilişki Köln’de nasıl kendisini hissettiriyor?
Bu ilişki konusunda fazla bir şey söyleyecek durumda değilim. Yönetimde değilim, yönetimdeki tartışmalar hakkında da bilgim yok. Ama biliyorum ki, DİTİB’in başkanı hep Büyükelçilik görevlisi ve politik amaç için oraya yerleştirilmiş bir kişi. Bu yolla tabii ki Türk devleti örgüt üzerinde etkisini korumak istiyor. Normalde Almanya’da kurulan bir derneğin, partiler üstü olması gerekiyor.

DİTİB, ortaya çıkan hataların masrafları ikiye çıkardığını ileri sürüyor. Siz bu iddiaya ne diyorsunuz? Ayrıca bugüne kadar ödemelerde maddi sorunlar yaşandı mı?
Cami maliyetinin iki katına çıktığı yönündeki iddialar gerçeği ifade etmiyor. Belgelerle bunu anlatmaya çalıştık. Kamuoyu yanlış bilgilendiriliyor. Hesaplamada elmalarla armutlar karıştırılıyor. Birbiriyle alakalı olmayan iki sayı karşılaştırılıyor. Maliyette öncesine göre yüzde 20’lik bir artışın olduğu doğrudur. Bu büyük bir miktar elbette. Ama böylesine büyük bir inşaatta her şeyi önceden kestirmek mümkün değil. (KÖLN/YH)