Göçmen Kadınlar Birliği Kongresi yapıldı

Pelin Şener

Almanya Göçmen Kadınlar Birliği 28- 30 Ekim tarihlerinde Köln Deutz’da 4. Olağan Kongresini gerçekleştirdi. Kongrede, kadınların ve göçmen kadınların yaşadıkları sorunlar dile getirildi, çözümler arandı, eşit haklar için yerli ve göçmenlerin birlikte mücadelesinin güçlendirmesinin olanaklarının nasıl genişletileceğini tartışıldı. Almanya’ya göçün 50. yılı vesilesiyle göç süreci ve bu süreçte kadınların yaşadıkları da değişik yönleriyle de ele alındı.

 

 

KONGREYE GELEBİLMEK İÇİN…
Kadınlar, cuma akşamından Köln’e gelebilmek için deyim yerindeyse her türlü zorluğu göğüslediler. Giderek esnekleşen çalışma koşulları, cumartesi günlerinin de bazı fabrika, firma için işgünü olması nedeniyle bir çoğu çok önceden 29 Ekim günü için izin aldı. Aralarında izin almasına rağmen işe çağrılanlar dolayısıyla çok istedikleri halde kongreye katılamayan kadınlar da oldu. Uğurladıkları arkadaşlarına bol bol fotoğraf çekmelerini ve tartışılan bütün konuları not almalarını tembihlediler. Bazıları izni almıştı almasına da çocuklar kime bırakılacaktı. Kocaların da bir bölümü hafta sonu üstelik gece çalışıyordu. İşte bu noktada kadınlar birbiriyle dayanıştı. Örneğin Nürnberg’den Fadime kızını kongreye çok istediği halde katılamayan Nazile’ye bıraktı. Ama daha halledilmesi gereken çok şey vardı. Çantaları alıp çıkıvermek öyle çok da kolay değildi. Dolaba ek yemekler hazırlanıp kondu. Evin dağınığı toplandı, dip bucak temizlendi nefes nefese ya trene, ya birlikte gelinen arabaların hareket saatine yetişildi.
Bu durum kongrede geleneksel roller üzerine de tartışmalar yürütülmesi için yeterliydi. Ancak bu tartışmaya eşlik eden ve etmesi gereken başka tartışmalar da vardı. Kongrede, Göçmen Kadınlar Birliği’nin kadınları baskı altına alan, evlerine kapatan, geleneksel kadın rollerini allayıp pullayıp yeniden yeniden sunarak, kadınların talepleri için harekete geçmesini, birleşmesini, örgütlenmesini, kendi ayakları üzerinde durmasını engellemeye çalışan her türlü akım ve anlayışla mücadele çağrısı da yapıldı. Bugün bir sürü olanak ve araçla dernekleriyle, televizyonlarıyla, değişik  kuruluşlarıyla kadınlara seslenen ancak kadınlara seslenirken kadınların sorunlarını kullanarak duygu sömürüsü yapan ve kadınları o sorun ve taleplere yabancılaştıran bir çok dini, milli, lobici kurumun tutumlarına karşı mücadelelerinin süreceğini dile getiren kadınlar, uzun bir süredir bu kurum ve kuruluşların, dayanaklarını, propagandalarını ve çalışmalarını kadınlar üzerinden yenilemeye çalıştıklarına da dikkat çektiler. Böylesi kuruluşların giderek daha fazla kadını çağdışı kalmış gelenekleri, kardeşlik, ortak yaşam, barış yerine düşmanlığı savunan çizgileriyle etkileme gayreti içinde olduklarını söyleyerek önümüzdeki dönemin önemli çalışma alanlarından birinin de hiç kuşkusuz bu gerici propaganda ve çalışmayı boşa çıkarmaya yönelik olması gerektiğinin altını çizdiler.

 

GÜNCEL GELİŞMELER ELE ALINDI
Kongrede, dünyada ve Almanya’da ki güncel gelişmelerin yanı sıra GKB’nin 23 farklı şehirde sürdürdüğü çalışmalar da ele alındı. Kadınların eşitsizliğe, yoksulluğa, işsizliğe ve krize karşı, hak ve taleplerini savunmada kararlı olduklarını dile getirdiler. Kongrede yapılan konuşmalarda, dünyanın bir çok bölgesinde, işçi ve emekçilerin, gençlerin, kadınların yaşam koşullarının kötüleşmesine, haklarının ellerinden alınmasına, en temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmesine, yoksulluğa ve adaletsizliğe karşı sessiz kalmadıklarına dikkat çekilerek bir çok ülkede ve alanda süren mücadelelere değinildi. Dayanışma ve destek çağrıları yapıldı. Ayrıca Van’daki depremzedeler için yardım toplandı.
Kongreye Frankfurt’tan katılan Zehra Ayyıldız’ın dünyada ve Almanya’da politik gelişmeleri kadınlar açısından değerlendirdiği konuşmanın ardından konu tartışmaya açıldı. Bu bölümde kadınlar yaşam ve çalışma koşullarından örnekler verdiler.
Öğleden sonra ise üç farklı konuda çalışma grupları oluşturuldu. Bunlardan birincisi çalışma yaşamı, ikincisi ortak yaşam ve entegrasyon, üçüncüsü ise kadının toplumsal yaşama ve mücadeleye katılmasının önündeki engeller nelerdir, nasıl aşılabilir sorusunun tartışmaya açıldığı kadını baskı altına alan her türlü gelenek ve anlayışla mücadelenin ele alındığı çalışma grubuydu.
Çalışma gruplarının ardından Gülsüm Cengiz göç, edebiyat ve kadın konulu bir sunu gerçekleştirdi. Kadınların ilgiyle dinlediği sunumun ardından göç ve kadın başlıklı bir söyleşi gerçekleştirildi. Bu bölümde değişik kuşaklardan, meslek gruplarından kadınlar yuvarlak masada buluşup Almanya öykülerini anlattılar. Kimi fabrikadaki çalışma koşullarından bahsetti, kimi diploması tanınmadığı için gittiği temizlik işlerini anlattı. Almanya’da doğup büyüyen ise  nerelisin sorusuna çocukluğunda nasıl yanıt aradığını, oysa şimdi kendisini bu ülkenin bir parçası olarak duyumsadığını aktardı.

 

TALEPLER DİLE GETİRİLDİ
Dil problemi nedeniyle toplumsal yaşamda kendisini ifade etmekte zorlanan, kalifiye olmadığı, meslek ve iş programlarına tabi tutulmadığı için ucuz işgücü olarak kullanılan, yasalar karşısında eşit olmayan göçmen kadınların sorunları da kongrenin gündeminde yer aldı. Kongrede, kadınların eşitsizliğe, yoksulluğa, işsizliğe ve yaşadığı her türden soruna karşı taleplerini savunmada ısrarlı olunduğu belirtilerek bu alanlara ilişkin talepler de yinelendi.
Çalışma gruplarının tartışma yürütülen alanlara ilişkin talep ve kararları da kongreye sunuldu. Eşit işe eşit ücret, herkese güvenceli iş, sosyal, kültürel alanlarda kısıtlamalara son verilmesi, herkese parasız eğitim ve sağlık hizmeti, eşten bağımsız oturma ve çalışma hakkı, Almanya dışında edinilen diplomaların tanınması, yasal asgari ücret, ayrımcı yasa ve uygulamalara son verilmesi, herkese eşit haklar ve vatandaşlığa geçişin önündeki engellerin kaldırılması gibi çok sayıda talep de kadınlar tarafından dile getirildi.

 

ÇALIŞMALAR DEĞERLENDİRİLDİ
Kongrede çalışmanın değerlendirildiği, somut görev ve planların yapıldığı oturumlarda ise giderek ağırlaşan yaşam ve çalışma koşullarının pratik çalışmalarda da görüldüğü üzere  kadınların ilk etapta hemen harekete geçmesini çok da olanaklı kılmadığına vurgu yapıldı ve şöyle denildi: “Kadınlar bir taraftan, yaşamın kendilerine dayattıkları karşısında eziliyor, bunalıyor, dert ve sorunlarından, gündelik telaşların etkilerinden sıyrılmak istiyor diğer taraftan bunu nasıl yapacağı, nereden başlayacağı, neyi nasıl değiştireceği konusunda ya çekimser kalıyor, ya kendine güvenmiyor ya da meselelere kadercilikle yaklaşıyor. Bunca yıllık çalışmamızın da bize gösterdiği, öğrettiği üzere, kadınları hak ve talepleri konusunda bir araya getirmek, ilk adımı atmalarına olanaklar yaratmak, değiştirebileceklerine inanmalarını sağlamak ancak uzun vadeli, kararlı ve istikrarlı bir çalışmanın sonucu olabiliyor. Böylesi bir dönemde, her birimize, usanmadan, ümitsizliğe ve yılgınlığa kapılmadan, olmuyor demeden kadınlara ulaşma, onları bir araya getirme konusunda görevler düşüyor.”
Kongre, 9 +2 kişilik yeni yönetim kurulunun seçilmesiyle sona erdi. Yeni Yönetim Kurulu adına yapılan açıklamada, tüm kadınlara birlikte çalışma, güçlerini birleştirme ve Göçmen Kadınlar Birliği’ne üye olma çağrısı yapıldı. (YH)

 

KONUŞMALARDAN…

Sidar Demirdöğen (GKB Başkanı):
Aramızda bazı arkadaşlar hatırlarlar. Tam 6 yıl önce bu salonda GKB’nin temelini attık. Sorunları arka arkaya sıralamak için değil, hayatımızda ve yaşadığımız toplumda bir şeylerin düzelmesi, değişmesi gerekiyor diyerek el ele verdik. Dünyadaki gelişmeler, savaşlar, kriz, işsizlik, şiddet gibi sorunlar bizleri de çok yakından etkiledi. Geçmişte sürdürülen tartışmalar göçmen ve yerliler arasında önyargıların körüklenmesine hizmet etti. Şu açık, sorunlarımız azalmadı, tersine çoğaldı. Bu sorunları değiştirmek için bugün daha fazla ortak ele ihtiyacımız var. Bir elin nesi var diyerek kadınları çalışmalarımıza katılmaya çağırıyoruz.

Marlies Brouwers (Frauenrat-Almanya Kadın Konseyi Başkanı):
Alman Kadın Konseyi bir çatı örgütüdür ve Almanya çapında 57 üye kurumumuz var. Bunların içinde profesyonel kadın örgütleri ve mesleki örgütler var. Birçok başka kurum gibi Göçmen Kadınlar Birliği’nin de konseyimizin değerli bir üyesi olduğunu vurgulamak istedim. GKB  bizim için büyük bir zenginlik, zira göçmen kadınlar son zamanlarda sıklıkla gündeme geliyor ve tartışma konusu oluyorlar.
Konferansınızın tarihi tam da 50 yıl önce Almanya ile Türkiye arasında  imzalanan işçi göçü anlaşmasına denk geldi. Bu vesileyle göçün buraya gelen kadınlar ve burada doğup büyüyen çocuklar için ne anlam ifade ettiğini geriye dönüp değerlendiriyoruz. Neler kazanıldı neler kaybedildi? Kimler kazandı kimler kaybetti? Bunları konferansınızda da değerlendirip önemli sonuçlar çıkaracaksınız.

Özlem Alev Demirel )Sol Parti, NRW Eyalet Milletvekili)
Bundan altı yıl önce Göçmen Kadınlar Birliği kurulmuştu. Altı yıl içerisinde çok gelişmeler oldu ve Göçmen Kadınlar Birliği önemli aşamalar kaydetti. Şimdi aramıza çok yeni yüzlerin de katıldığını görüyoruz. Bunun büyük bir başarı olduğunu düşünüyorum. Bu yıl 8 Mart’ın yüzüncü yıldönümünü kutladık. Bu yüz yıl bizim için, Clara Zetkin demek, eşit haklar mücadelesinde yüz yıl demek, kadınların kendi kaderini belirlemek için mücadeleleri demek. Ama aynı zamanda 8 Mart, eşit işe eşit ücret demek çünkü hala dünyanın her yerinde kadınlarla erkeklere eşit ücret verilmiyor. Son yıllarda dünyada özellikle de Almanya’da sadece kadınlar değil tüm insanlara farklı ücretler veriliyor. Taşeron işçilik, kiralık işçilik yaygınlaştırılıyor. Bunu sineye çekemeyiz. Bu sorunlar da Göçmen Kadınlar Birliği’nin temel konuları arasında.

Eva Pohl (DGB Frauen Köln – Alman Sendikalar Birliği Kadın Komisyonu-Köln):
Panodaki fotoğraflardan da gördüğümüz gibi 2005 yılında yine Köln’de kuruluş kongrenizi yapmışsınız. Köln’de dünyanın her tarafından insanlar yaşıyor ve burada yaşayan insanların üçte biri göçmen kökenli.
DGB (Alman Sendikalar Birliği) olarak sizlerle de çok yakın ilişkilerimiz var. Bayan Brouwers de benim değinmek istediğim birçok şeyi dile getirdi. Bu elbette bir tesadüf değil çünkü bu konular hepimizin ortak konuları ve bunlara karşı da ortak mücadele veriyoruz.

 

Kongreden notlar

Aslı Aydın Özdemir

Göçmen Kadınlar Birliği olarak 28 – 30 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirdiğimiz 4. Kongremizin benim için önemi, payına düşen işsizlik, yoksulluk, adaletsizlik ve eşitsizliğe rağmen inançlı, inatçı ve ısrarcı kadınlarla buluşmaktı. Oturma biçiminden dolayı katılımcı bütün arkadaşların yüzünü görebiliyordum. Daha ilk andan itibaren hissettiğim, oturmak ve dinlemekten daha çok sözünü söylemek, deneyimini paylaşmak isteyen heyecanlı gözlerdi. En sakin gibi duranın bile gözlerinde çok şey vardı. Yalnızca dinleyici olarak gelmediklerinin ve dinleyiciden daha çok konuşan olmak istediklerinin en önemli göstergesi, politik gündemin değerlendirilmesi ile ilgili konuşmanın hemen sonrasında yaptıkları içten tartışma idi. Kongre programı da katılımcıların bu ihtiyacına ve beklentisine uygun hazırlandığı ve özellikle çalışma gruplarında kadınların daha çok ve daha yoğun paylaşmasına olanak verildiği için, coşku ve samimiyet daha çok hissedilir olmuştu. En büyük endişe ise zamanın yetmeyecek olması idi. Çünkü anlatılacak o kadar çok şey, söylenecek o kadar çok söz vardı ki..
Üstelik biz yalnızca sorunlarımızı konuşmak değil, onlara kendimizce çözüm bulmak, ileri dönemlerde yapacağımız çalışmalarımızı şekillendirecek taleplerimizi de ortaya koymak istiyorduk. Biz şimdiye kadar sorunlarımızı ortak bir dille tarif etmiş, ortak bir hedef belirlemiştik. Ayağa kalkıp konuşan arkadaşlar tam da bunu hissettikleri ve bildikleri için bu kadar kendilerinden emin, bu kadar güçlü ve bu kadar samimi konuşabiliyorlardı.
Katılımcı arkadaşların konuşmalarında beni en çok etkileyen sorunların çözümü için uzun soluklu çalışmalarının en önemli adımının, en küçük adım olduğunun farkında olup bu küçük adımlarını önemsemeleriydi. Bu tavır beraber çıkılan uzun ve zorlu yolda sabır ve inatla yürüyeceğimizin işaretiydi.
Yaptıkları yapacaklarının teminatı idi. Bunun en iyi göstergesi, bölgelerindeki çalışmaları değerlendiren arkadaşlarımızın zayıf yanlarını ya da başaramadıklarını hiç çekinmeden dile getirebilmeleriydi. Bunun en önemli nedenlerinden birinin de beraber çıkılan bu yolda herkesin birbirine güvenmesi, inanması ve bir takım gibi hissetmesi olduğunu düşünüyorum.
Kadın çalışması yaparken yani sorunlardan hem etkilenen kişi hem de sorunları için mücadele edecek kişi olmaya baş koymuş kadınlardan farklı bir tutum beklemek yanlış olurdu ama yine de inatla mücadele edeceğini söyleyen inançlı ve güçlü kadınların arasında olmak yeni dönem çalışmalarında aktif olarak yer almak istememdeki en önemli neden oldu. İkinci günün sonunda bende de yorgunluktan daha çok, arkadaşların bulaştırdığı kararlılık ve coşku, yarından itibaren ne yapabilirim düşüncesi vardı, her katılımcı da olduğu gibi.