Krize hükümet dayanmıyor, sıra teknokratlarda

Euro Bölgesi’nde yaşanan borç krizi hükümetleri devirmeye devam ediyor. İrland, Yunanistan ve İtalya’dan sonra İspanya’da da hükümet değişti. İşbaşına gelen hükümetler halka acı reçeteleri içirmeye devam edecek. Önümüzdeki dönem Avrupa’yı daha güçlü protesto eylemleri bekliyor.

 

 

 

Euro Bölgesi ülkelerinde ortaya çıkan aşırı bütçe açığı arka arkaya hükümetleri devirmeye devam ediyor. Yunanistan ve İtalya’dan sonra borç girdabı içinde bulunan İspanya’da da sözde sosyalist özde kapitalist olan Zapatero Hükümeti düştü. Kriz tehdidi altında olan Belçika’da ise bir türlü hükümet kurulmazken, krizle karşı karşıya olan bir diğer ülke Fransa’da da Nicolas Sarkozy’nin tahtı sallanıyor.

 

TEKNOKRAT HÜKÜMETLER DÖNEMİ
Krizin en çok etkilediği ülke olan Yunanistan’da Başbakan Yorgo Papandreu görevini AB memuru Lucas Papademus’a devretti. İktidardaki PASOK ve anahuhalefet Yeni Demokrasi’nin üzerinde anlaştığı Papademos’a, ilerici sol partilerin dışındaki diğer partiler de destek veriyor. Ülkeyi Şubat ayına kadar yönetecek olan Papedemos’un hedefi, AB, Avrupa Merkez Bankası ve IMF tarafından dayatılan, Papandreu Hükümeti tarafından da kabul edilen acı reçeteleri olduğu gibi hayata geçirmek. AB Komisyonu’nun kısıtlama planlarının olduğu gibi hayata geçirilmesi için parlamentoda grubu bulunan bütün partilerden yazılı güvence isterken, sendikalar ve ilerici güçler eylemlerine devam ediyor. Bu nedenle başbakan değişikliğinin ülkedeki mücadelenin daha da sertleşmesine vesile olması bekleniyor.

BERLUSCONİ’NİN YERİNE MONTI
Benzer bir durum İtalya için de geçerli. Bütçe açığını kapatma adı altında acı reçeteleri itirazsız bir şekilde meclisten geçiren Başbakan Silvio Berlusconi, senatodaki oylama sırasında çoğunluğu elde edemeyince görevinden istifa etti. Yerine cumhurbaşkanı tarafından daha önce AB Komiserliği yapan ekonomi profesörü Mario Monti atandı. Euro’nun istikrarı adına hazırlanan tasarruf paketlerinin sonuna kadar uygulanmasından geri adım atmayacağını söyleyen Monti’ye karşı sendikalar ve muhalefet partileri şimdiden bayrak açmış durumda.
Yunanistan ve İtalya’da seçilmiş başbakanların görevden alınarak yerlerine daha önce AB’de görev yapan Papademus ve Monti’nin atanması, pek çok Avrupa gazetesi tarafından demokrasinin yara aldığı, teknokrat hükümetler devrinin başladığı şeklinde değerlendirildi.
Seçmen kaygısı gütmeden halka en acı reçeteleri dayatmakla görevli teknokrat hükümetlerinin ömrünün fazla uzun olmayacağı tahmin ediliyor.

 

İSPANYA’DA MUHAFAZAKARLAR KAZANDI
Krizin önemli ölçüde etkilediği bir diğer Avrupa ülkesi olan İspanya’da ise hükümet seçimlerle devrildi. Geçtiğimiz yaz aylarında hükümetin politikalarını protesto etmek üzere gençler tarafından Madrid’de başlatılan, kısa bir süre sonra diğer kentlere ve Avrupa ülkelerine yayılan protesto gösterilerinden sonra 20 Kasım’da erken seçim yapılması kararı alan Zapatero, koltuğu muhafazakar çizgideki Halk Partisi’nin genel başkanı Mariano Rojoy’a teslim etti. Rojay her ne kadar Yunanistan ve İtalya’daki yeni başbakanlar gibi teknokrat olmasa da, o da onlar gibi önceki hükümet tarafından karar altına alınan tasarruf paketlerini eksiksiz yerine getireceğini ilk günden açıkladı. Halktan kendisinden bir mucize beklememesini isteyen Rojay, ülkesinin AB’nin güvenini yeniden kazanacağına emin olduğunu söyledi.
186 sandalyeyle (yüzde 44.6) salt çoğunluğu sağlayan Halk Partisi’ne karşı başta gençlik ve sendikalar olmak üzere pek çok kesim tarafından güçlü protestoların gerçekleşmesi bekleniyor.
SOL GÜÇLER SEÇİMDEN GÜÇLÜ ÇIKTI
Seçimlerin asıl mağlubu ancak yüzde 28.6 oy (yüzde 15 kayıpla) alan sosyal demokrat PSOE olurken, ilerici sol partilerin kurduğu Sol Birlik (IU), önceki seçimlere göre oylarını iki katına çıkardı. Böylece Halk Partisi’nden sonra seçimlerden en karşı çıkan Sol Birlik oldu. Ülke genelinde yüzde 6.9 ile 1.7 milyon oy alan IU, mecliste 11 milletvekillik bir grup kurdu. IU’nun bu başarısının PSOE’yi bölebileceğine işaret ediliyor.

 

ÖFKELİLER’DEN EYLEM
Seçim akşamı Madrid’deki Sol Meydanı’nda toplanan 200 kadar kişiden oluşan kalabalık, protesto olarak oy kullanılmamasını, oy kullanmak isteyenlerin ise boş oy atması ya da küçük partilere oy vemesi gerektiğini savundu. Öfkeliler, 27 Kasım Pazar günü tüm İspanya’da gösteri yapacaklarını da duyurdu.
İspanya’da ekonomik büyümenin iyice yavaşladığı bir ortamda, beş milyon kişi işsiz. Ülkenin borçlanma maliyeti de geçtiğimiz hafta içinde yüzde 7’ye çok yakın düzeylere tırmandı. Yüzde 7’lik oran sürdürülemez bir borçlanma maliyeti olarak görülüyor. (YH)