Göçün 50 yıllık geçmişine rağmen

Dr. Andreas Kamphenkel*

Türkiye’den Almanya’ya devlet destekli göç 50. yılını doldurmuş bulunuyor. Çeşitli ülkelerden göçmenler Almanya’da olmasaydı, o zaman ülkemiz bu denli renkli, canlı ve dışa açık bir cumhuriyet olamazdı. Bu anlamda Türkiye’den, İtalya’dan ve daha başka ülkelerden gelen ilk kuşak göçmenlere özel bir teşekkür etmek durumundayız. Bu insanlar en zor işleri üstlendiler ve başardılar. Onlar, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya’yı yeniden kurmaya koyuldular, yakın tarihe mal olmuş bir kavram olan “Alman Ekonomik Mucizesi”ne destek oldular.

Bundandır ki, bütün toplum onlara minnet borçludur.

DİDF’in internet sitesinde şöyle yazıyor: “Şu bilinmelidir ki uyum tek taraflı talep edilmemelidir, her iki taraf da uyuma çaba göstermek zorundadır: Göçmenler çoğunluk toplumu karşısında kendi içine kapanmamalıdır ve eşzamanlı olarak “yerli” toplum da daha iyi bir uyum ortamı için gerekli bütün koşulları sağlamalıdır.“

Bu doğru bir tespittir. 50 yıllık böyle uzun bir zaman diliminden sonra bile uyum konusunun güncelliğini korumasına yönelik tek taraflı suçlamalar var olan sorunların çözümünde hiç de yapıcı olmamaktadır. “Her iki taraf karşılıklı birbirini suç olarak görmekten uzak durmalıdır” tanımlaması gerçekten çok doğru. Zira pozitif “’uyum koşullarının yaratılması“ ile “çoğunluk toplumunun karşısında kendi kabuğuna çekilme“ çok yakından birbiriyle ilişkilidir.

Yine DİDF’in internet sitesinde “Onyıllar boyunca belirli bir uyum politikası olmamasına rağmen sivil toplum örgütleri tarafından göçmen kökenli insanları ve “yerli” halkı birbirine yaklaştırabilmek için küçük ama önemli adımlar atılmıştır” deniliyor. Sivil toplum, politik erkin çok ilerisindedir. Siyasi partiler oy avına çıkıp yabancı düşmanlığı içeren ve sonra kontrol dışına kayan kampanyalar düzenlemişlerdir. Solingen’deki kundaklama bunun en sivri ve trajik boyutu olmuştur. Bu gelişmelerle eşzamanlı olarak sendikalar işçi temsilcileri seçimlerinde AB üyesi olmayan ülke yurttaşı emekçiler için aktif ve pasif seçme ve seçilme hakkını uygulamaya koydular. Seçilen göçmen kökenli emekçilerin sendika temsilcileri (Vertrauensmann) ve işçi temsilcileri (Betriebsrat) kurullarına girebilmeleri, eşit haklarla donatılmışlığın bir başarısı olup bütün emekçi kesimini güçlendirmiştir.

Siyasi erk bu ibret verici başarı geçmişini kendisine örnek alıp sürekli olarak Almanya’da yaşayan bütün insanlara yerel seçimlerde seçim hakkını artık tanımalıdır.

Eşit haklar ve takdir görmeye yönelik diğer bir sembolik jest, gençlerin yasal reşitliklerini doldurduktan sonra Alman ve örneğin Türk yurttaşlıkları arasında karar verme zorunluluğunun (Optionszwang) ortadan kaldırılması olacaktır. Bu uğursuz seçme zorunluluğu feshedilmeli ve çifte yurttaşlık hakkı olanaklı kılınmalıdır. Zira “İşgücü Talebi Antlaşması” sonucu Almanya’ya yönelik göç süreci, resmen göz önünde bulundurulması gereken, kayda değer yeni kimlikler ortaya koymuştur. Bu insanların pek çoğu kendilerini hem Almanya’ya hem de Türkiye’ye bağlı hissetmektedirler. Aile bireylerinin bir bölümü burada, bir bölümü de orada yaşamaktadır. Pek çoğu, özellikle emekliler iki ülke arasında mekik dokumaktadırlar. Bu modern gelişmelere hitaben siyasi erk, çoktandır AB üyesi ülke yurttaşlarının yararlandığı uygulamaları Türkiye kökenli insanlar için de uyarlamalıdır. Hepsinden önce de Alman yurttaşlığına geçişin kolaylaştırılması bir zorunluluktur.

İvedilikle atılması gereken bir ara adım da 2007’de uygulamaya konulan eşler birleşimi yönetmeliğine göre ülkeye giriş yapmadan önce, alt düzeyde de olsa, Almanca bilgisinin zorunlu ispatıdır. Zira bu düzenleme en başta AB ve Türkiye arasındaki Asosyasyon Antlaşması ile hukuken bağdaşmamaktadır. Federal Hükümet bu Asosyasyon Antlaşması’nın AB hukukuyla uyuşmayan uygulamasına bir son verip AB Temyiz Mahkemesi’nin bu doğrultuda aldığı yargı kararlarını pratiğe geçirmelidir. Bu kararlar uyarınca Türk yurttaşlarına, Almanya’daki ailelerini ziyaret etmek veya turistik bir gezi yapmak istediklerinde vizesiz giriş hakkı tanınmak zorundadır.

 

* Yeşiller Partisi Braunschweig örgütü Uyum Grubu üyesi