Hükümet darbesi denemesi

BRÜKSEL’DEN

Martin Hantke*

9 Aralık’ta yapılan Avrupa Birliği zirvesinde, devlet ve hükümet başkanları darbe kararı aldılar. İngiltere’nin dışında kalacağını açıkladığı, AB üyesi ülkelerin hepsinin kabul etmediği yeni bir devletler hukuku temelindeki sözleşmeye bağlı olarak Avrupa resmen yok edici bir tasarruf politikasına zorunlu kılındı. Böylece Başbakan Angela Merkel ve Alman sermaye örgütleri planlarını önemli ölçüde zorla kabul ettirmiş oldular.
Sözleşmeyi imzalayan devletler için borçların frenlenmesi, emeklilik ve sosyal hakların kısıtlanması planlanmış oldu. Ayrıca Avrupa’daki demokrasiye saldırının zirvesi olarak AB Komisyonu’na ulusal bütçelere müdahale hakkı tanınmış oluyor. Yani artık Federal Parlamento değil AB komiserleri son sözü söyleyecek…  Örneğin parlamentoların toplanan vergilerin nerelere harcanacağına karar verme temel hakkı yok edilme tehlikesiyle karşı karşıya. Eğer en az 9 AB üyesi ülke tarafından imzalanırsa, yeni sözleşme 2012 Mart ayından itibaren yürürlüğe girecek ve yalnızca İrlanda’da da referandum yapılacak.
Avrupa’daki demokrasi Euro krizine bağlı olarak genel olarak daha da kısıtlanacak. Nitekim Yunanistan ve İtalya’da, Berlin ve Brüksel’in tavsiyelerine göre banker hükümetleri oluşturuldu. Bu hükümetler Uluslararası Para Fonu (IMF), AB Komisyonu ve Avrupa Merkez Bankası’nın, İMF ile imzalanan sözleşmelerde zorunlu olan tasarruf önlemlerini içeren memorandumlarının sessiz sedasız hayata geçirilmesini sağlayacaklar. Bu hükümetler yanlış biçimde ‚teknokrat hükümetleri‘ olarak nitelendiriliyorlar. Finans pazarlarının bu hükümetleri dayatmalarının en büyük nedeni, bankaların taleplerinin yerine getirilmesidir. Yunanistan’da halk tarafından seçilmeyen rejimde Kasım ayından beri sosyal demokratlar, muhafazakarlar, aşırı sağ partiler ortak çalışıyorlar. Merkez Bankası Başkanı ve Goldman-Sachs Yatırım Bankası Danışmanı Loukas Papadimos’un başkanlığındaki hükümette LAOS partisinden dört milletvekili yar alıyor. 1967- 1974 yılları arasında NATO ve ABD’nin desteğiyle Yunan halkına terör estiren Georgios Papadopoulas’un diktatörlüğüne destek veren neofaşist Makis Voridis yeni hükümette Ulaştırma Bakanı yapıldı. LAOS, açıkça ve kararlı bir şekilde komünistlere, sol düşüncelilere, Musevilere, göçmenlere ve Türk kökenli Yunanistan vatandaşlarına karşı politika yapıyor. Belli ki yatırım fonlarının temsilcileri, kitlesel protestolar ve komünistlerle solcuların direnişinin büyük destek görmesi karşısında böylesi bir desteğe ihtiyaç duydu.
İtalya’da da AB eski komiseri ve Goldmann-Sachs Danışmanı Mario Monti başkanlığında bir hükümet kuruldu. Hükümet şimdiye kadar Berlusconi’yi destekleyen partilerden tutun da liberal post komünist eski solculara kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Dikkat çekici olansa, güçlü bir dini kesimin yanı sıra savunma bakanlığına eski bir generalin getirilmiş olması. Giampaolo Di Paola 2004-2008 yıllarında İtalya Genel Kurmay Başkanıydı, bakan oluncaya kadar da NATO Askeri Komisyonu Başkanı olarak görev yaptı. Bu hükümetin ajandasında da sosyal hak gaspları ve bunun hayata geçirilmesi en üst sırada yer alıyor. Monti Hükümeti, Aralık ayında tasarruf planının 24 milyar Euro’ya çıkarılmasına ve emeklilik yaşının 66’ya yükseltilmesine karar verdi.

 

PERSPEKTİF DEPRESYON!
Fransız ekonomisi geçen sezonu yüzde 0,2’lik bir açıkla kapattı. Artık AB ve genel olarak Avrupa’da, işsizlik oranında patlama ve ekonomide zayıflama egemen. Merkel’in Avrupa demokrasisi ve Avrupa’nın sosyal devlet kalıntılarına karşı saldırısı Avrupa devletlerini açıkça uzun süreli durgunluğa sürüklüyor. Bu karanlık perspektife karşı özellikle Almanya’da yapılabilecek şey ise, yüksek ücretler ve daha iyi sosyal haklar için mücadele etmektir. Kiralık işçiliğin ve sigortasız-güvencesiz işlerin yasaklanması zorunludur. Bu, sadece sosyal adalet nedeniyle değil krize karşı etkili bir önlem olacağı için de talep edilmelidir.