Türkiye Almanya Film Festivali başlıyor

 

Bu yıl 17.’si düzenlenecek olan Türkiye/Almanya Film Festivali 1 Mart’ta başlıyor. Türk sinema tarihinin dikkat çeken filmlerinden biri olan „Yol“ ile başlayıp Nuri Bilge Ceylan’ın „Bir zamanlar Anadolu’da“ filmiyle sona erecek festival kapsamında 19’u Türkiye, 12’si de Almanya’dan olmak üzere 31 film gösterilecek, çok sayıda oyuncu, yönetmen ve sinemacı ile söyleşiler düzenlenecek.

 

Almanya’daki en önemli Türk film festivallerinden biri olan „Türkiye/Almanya Film Festivali“ bu yıl 17. kez kapılarını sinemaseverlere açacak.

1-11 MArt tarihleri arasında yapılacak festivalin yöneticisi Ayten Akyıldız gazetemize yaptığı açıklamada, 5 yıldan bu yana Türkiye ya da Almanya sinemasına emek vermiş sanatçı, yönetmen ve oyunculara onur ödülü vermeye başladıklarını belirterek bugüne kadar Zülfü Livaneli, Fatih Akın, Amin Müller Stein, Mario Adolf, Ferda Özpetek, Hülya Koçyiğit ve Tuncel Kurtiz’in bu ödülü aldıklarını hatırlattı.

Ödülün bu yılki sahibi ise Türkiye sinemasına damgasını vuran isimlerden Tarık Akan olak seçilmiş. Akyıldız, „Tarık Akan açılışta onur ödülünü alacak. Sanatçının rol aldığı Şerif Gören´in „Yol“ filmi de açılışta gösterime sunulacak. Festivali Nuri Bilge Ceylan´ın „Bir Zamanlar Anadolu“ adlı filmi ile de kapatıyoruz. Çünkü her ikisi de Türkiye’ye sinema alanında katkı sağlamış filmlerdir.’ diye konuştu. Festivalde ayrıca Tarık Akan’ın başrol oynadığı „Sürü“, „Adak“, „Eylül Fırtınası“, „Kararma Geceleri“ ve „Pehlivan“ filmleri de gösterilecek.

 

 

60 FİLM GÖSTERİLECEK

Festivalin uzun metrajlı film yarışması bölümünde bu yıl 5’i Almanya’dan 4’ü Türkiye’den 9 film yarışıyor. Uzun metraj film yarışmasının jürisinde ise Markus Aicher, Ece Temelkuran, Ayşe Polat, Jochen Schmoldt ve Christian Zübert yer alıyor. Kısa metraj film yarışmasında ise toplam 14 film yer alıyor.

Festivale bu yıl Almanya’dan 50, Türkiye’den 65 sanatçı konuk olarak katılıp sinemaseverlerle söyleşiler yapacak.

17. Film Festivali’nde Türkiye’deki ve Almanya’daki politik gelişmeleri dikkate alan filmler de yer alıyor. Yönetmen David Falco Wnendt’ın „Savaşçı“ adlı filmi yabancı düşmanlığına dikkat çeken, aşırı sağcı bir genç kadının nefretini ve dünyasını sarsan bir dizi olayları anlatıyor.

“Çoğunluk“ adlı film de ayrımcılığı konu ediniyor. Mertkan adlı Türk gencin Van’lı Kürt kızı Gül’le evlenmesine ailesi razı gelmez. Mertkan ailesinin istediği gibi bir adam olacak mı? Aile çoğunluğuna uyacak mı? Film 2010 Venedik Film Festivali’nde geleceğin Aslan ödülünü ve Antalya Film Festivali’nde en iyi yönetmen, en iyi oyuncu ödüllerini aldı.

Yönetmen Caner Alper-Mehmet Biray’ın „Zenne“adlı filmi Türkiye’nin ilk eşcinsel namus cinayetini anlatmıyor, cinayete zemin hazırlayan anlayışın toplumda nasıl hüküm sürdüğünü gösteriyor.

 

‚OĞLUNUZ ERDAL‘ DA FESTİVALDE

Festival bünyesinde bu yıl Yönetmen Tunç Erenkuş’un „Oğlunuz Erdal“ belgeseli ile Yönetmen Sedat Yılmaz’ın „Press“ filmleri de gösterime giriyor. „Oğlunuz Erdal“ 12 Eylül faşizminin karanlık yüzünü hatırlatan ve sorgulatan bir belgesel. Film, doğduğu topraklardan yola çıkarak ailesi arkadaşları ve tanıdıkları aracılığıyla Erdal Eren’in idamına kadar gecen süreci anlatıyor. Bu esnada bir döneme de ışık tutuyor.

“Press“ ise 1990’ların başında bir avuç gazetecinin, Diyarbakır’da Kürt halkına karşı yapılan katliamları, gözaltında kayıpları, kontra cinayetlerini ve insan hakları ihlallerini dünyaya duyurmaya çalışma çabasını yansıtıyor. Yaptıkları cesur haberler yüzünden baskı v eengellemelere maruz kalan gazetecileri anlatan belgesel, hem Kürt basın tarihini yansıtmakta hem de Kürt halkının hala yaşadığı baskılara çarpıcı bir biçimde ışık tutmakta.

 

İZLEMEYE DEĞER FİLMLER

10 MArt’ta yapılacak ödül töreniyle sona erecek festival kapsamında eğer kaçırdıysanız izlemenizi önereceğimiz birçok film gösteriliyor.

Bunlardan biri geçtğimiz yıl Almanya sinemalarında oynayan „Dreihalbmond“. Muhafazakar ve inatçı bir yaşlı Alman taksici ile, hiç Almanca bilmeyen 6 yaşındaki Türk kızı arasında kurulan dostluk öyküsünü anlatan film, miliyetçi önyargıları farklı bir açıdan mahkum ediyor.

Dikkat çeken filmlerden bazıları şunlar: „Kaybedenler Kulübü“, „Sümela’nın Şifresi“, „Lal Gece“, „Saklı Hayatlar“.

Almanya’da yaşayan Türkiyeli bir Ermeni’nin yaşamından kesitler sunan „Anduni-Yabancı Vatan“,  Mübadele dönemini anlatan „Kardeş Nereye“ ve Türkiye’deki Yahudilere özel psasaport verilen dönemi anlatan „Türkisch pasaport“ adlı filmler de etnik köken farklılıklarını işleyen ilginç filmler olarak dikkat çekiyor.

(YH/Nürnberg)