Güçleri birleştirme zamanı

23-25 Mart tarihleri arasında Köln’de yapılan DİDF Genel Kongresi’nde yapılan konuşmalarda, emekçileri bölen ve yoksullaştıran politikalara karşı daha etkili mücadele çağrısı yapıldı. 21 kişinin Yönetim Kuruluna seçildiği kongrede işçiler ve gençlerin ağırlığı hissedildi.

32 yıl önce Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli göçmenlerin sorunları temelinde kurulan Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF), 17. Genel Kongresi’ni 23-25 Mart’ta Köln’de Deutz Jugendherberg’de topladı. DİDF Genel Başkanı Hüseyin Avgan’ın açılış konuşmasıyla başlayan ve üç gün boyunca devam eden kongreye Almanya’nın 34 bölgesinden 135 delege katıldı.

Kongrenin ilk oturumunda geride bırakılan iki yıl içinde dünyada ve Almanya’daki ekonomik ve politik gelişmeler üzerinde duruldu. Kuzey Afrika’dan başlayan halk isyanlarının daha sonra farklı biçimlerde Avrupa ve Amerika’ya kadar ulaştığına dikkat çekilen konuşmalarda, “İşçiler ve gençler arasında ekonomik ve sosyal problemlere karşı tepki ve öfke günden güne artıyor. Federasyonumuz bu süreç içerisinde Almanya’da ortaya çıkan bütün sosyal hareketlerin içinde yer aldı, gücü oranında bunları geliştirmeye çalıştı” denildi.

Önümüzdeki dönemde Almanya’da önemli sosyal ve siyasal gelişmelere olabileceğine de dikkat çekilirken, başta Suriye ve İran’a yönelik askeri operasyonlar başta olmak üzere, işgallere ve silahlanmaya karşı mücadeleyi güçlendirme çağrısı yapıldı.

Kongrenin ikinci oturumunda Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli göçmenleri etkileyen gelişmeler ve politikalar; ve bu çerçevede DİDF’in emekçilere yönelik çalışmaları değerlendirildi.

Yapılan konuşmalarda, Alman ve Türk hükümetlerinin izlediği ayrımcı politikaların emekçilerin yaşamını daha da zorlaştırdığına dikkat çekilerek, göçmenlerin etnik veya dini kimlikleri üzerinden siyasi malzeme yapılıp ayrı dünyalara itilmesine karşı daha etkili çalışmalar yapılmasına ihtiyaç duyulduğuna dikkat çekildi.

Neonaziler tarafından işlenen seri cinayetlerin Türkiyeli göçmenlerdeki önyargıları ve güvensizliği arttırdığı da belirtilirken, yerli halkla göçmenlerin ırkçılığa karşı ortak tutum almasını teşvik eden girişimlerin önem kazandığı dile getirildi.

Değerlendirmelerde ayrıca, Türkiye’deki bazı politik gelişmelerin Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli göçmenlerin gündemine daha fazla girmeye başladığı; Türk-Kürt, Alevi-Sünni ayrımını körükleme; Ermeni sorunu, Suriye’ye müdahalede taşeron rolü üslenme vb. örneklerde olduğu gibi burada yaşayan Türkiye kökenlileri AKP Hükümetin destekçisi yapma çabalarının hız kazandığına dikkat çekildi. Türkiye’deki gelişmelerin, emek, demokrasi ve özgürlük mücadelesi ile dayanışma ihtiyacının attırdığına da değinen konuşmacılar AKP Hükümeti’nin ikiyüzlülüğünü açığa çıkarmak üzere hem Türkiye kökenli göçmenler hem de Alman kamuoyuna yönelik aydınlatma ve teşhir çalışmalarını daha geliştirmek gerektiğini dile getirdiler.

 

BİRLİKTE GÜÇLÜYÜZ

Kongreye konuk olarak katılan sendika, kitle örgütü ve bazı siyasi parti temsilcileri de yaptıkları konuşmalarda yerli ve göçmen halkın yakınlaşması ve ortak talepler için birlikte hareket etmesi konusunda DİDF’in yaptığı çalışmaların önemine dikkat çekerek, ortak çalışma ve işbirliğinin artması dileğinde bulundular.

DİDF Genel Kongresi’ne Almanya Barış Konseyi Sözcüsü Peter Strutynski, Nazi Takibatına Uğrayanlar ve Antifaşistler Birliği (VVN/BdA) Sözcüsü Günter Baumann, IG Metal Sendikası Köln Bölge Başkanı Wittich Rossmann, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Genel Sekreteri Ali Doğan, Göçmen Kadınlar Birliği (GKB) Başkanı Sidar Demirdöğen, Sol Parti Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Meclis Grubu Başkanı Wolfgang Zimmermann ve Yeşiller Partisi NRW Parlamento Milletvekili Arif Ünal katılarak birer konuşma yaptılar.

Konuşmacılar, DİDF ile birlikte yıllardır ırkçılığa, yoksulluğa, kiralık işçiliğe, savaşa ve ayrımcılığa karşı birlikte mücadele ettiklerini belirterek, yakın işbirliği içinde çalıştıklarını, bundan sonra da aynı şekilde ortak mücadelenin devam edeceklerini belirttiler.

AABF Genel Sekreteri Ali Doğan, yaptığı konuşmada 18 Mart’ta Bochum’da Tayyip Erdoğan’a ödül verilmesine karşı düzenlenen büyük gösteriye DİDF’in de güçlü katıldığına dikkat çekerek, bunun birlikte çalışma için iyi bir örnek olduğunu belirtti.

 

DAHA ÇOK ÇALIŞMA ZAMANI

Türkiye’den kongreye katılan Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İhsan Çaralan ise yaptığı konuşmada, Türkiye, Avrupa ve dünyanın diğer bölgelerinde hızlı gelişmeler yaşandığı; burjuva egemen çevrelerin ‘krizi fırsata çevirme’ tutumuyla  ‘çivisi çıkan kapitalizmi’ yeniden sağlamlaştırma gayretinde olduğuna ve bu koşullarda farklı bir dünya isteyen emekçilerin ve demokrasi güçlerinin daha fazla ve daha etkili mücadele vermesine ihtiyaç duyulduğuna dikkat çekti.

DİDF’in yıllardır Almanya’da önemli çalışmalar yaptığını ve bunları büyük bir dikkatle izlediklerini söyleyen Çaralan, “Önümüzdeki süreç, bugünkünden farklı olacak. Bu yüzden bizlerin bugünkünden beş kat daha fazla çalışması, görev alması gerekiyor” dedi.

Diğer Avrupa ülkelerinde örgütlü bulunan kardeş federasyonlar adına İsviçre DİDF Başkanı Haydar Sancar ise yaptığı konuşmada, bazı özgünlükler taşısa da diğer Avrupa ülkelerinde de benzer sorun ve gelişmelerin yaşandığını belirterek, aynı amaçlarla yürütülen bu çalışma ve mücadelenin birbirine güç kattığını söyledi.

Ayrıca DİDF üyeleri olan Federal Parlamento Milletvekili Sevim Dağdelen, NRW Eyalet Parlamentosu Milletvekili Özlem Alev Demirel ve Hamburg Eyalet Senatosu Milletvekili Mehmet Yıldız da kongrede hazır bulundular.

 

24 KİŞİLİK YÖNETİM SEÇİLDİ

Kongrenin son gününde önümüzdeki iki yıl boyunca görev yapacak 21 kişilik Yönetim Kurulu için seçimler yapıldı. 24 kişinin aday olduğu seçimlerde gençlerin aldığı oylar dikkat çekti.

Yeni Yönetim Kurulu adına konuşan eski Genel Başkan Hüseyin Avgan, DİDF’in geçmiş dönemde pek çok adım attığını ve bundan sonra başlatılan çalışmaların güçlenerek devam edeceğini belirterek, bütün delegelere ve DİDF üyelerine katkılarından dolayı teşekkür etti.

 DİDF Genel Kongresi’nde alınan kararlar

– Metal ve kamu sektöründe devam eden TİS sürecinde emekçilerin taleplerinin desteklenmesi, Türkiyeli emekçilerin bu sürece daha aktif katılımlarını sağlamak ve bu süreçte sendikalaşmaları için aydınlatma çalışmalarına ağırlık verilmesi;

– Asgari ücretin en az net 10 Euro olması ve işlerin çalışılan ilk saatten itibaren tam olarak sosyal sigorta kapsamına alınması yönünde devam eden sendikaların çalışmalarını destekleme ve özellikle Türkiye kökenli emekçiler arasında yaygınlaştırma;

– Asıl hedef olarak kiralık işçiliğin yasaklanması gerektiğine dikkat çekilen bir diğer kararda, bu yolda ilk etapta eşit işe eşit ücret uygulanması için sendika vd. örgütlerin kampanya ve girişimlerinin desteklenmesi;

– DİDF Gençlik tarafından başlatılan “So wollen wir leben! – Böyle yaşamak istiyoruz!” kampanyasının bütün derneklerde desteklenip güçlendirilmesi;

– Irkçılığa ve ayrımcılığa karşı işyerleri, okullar ve semtlerde yerli ve göçmen halkın ortak tutum almasına dönük etkinlik ve girişimlere ağırlık verilmesi; NPD’nin kapatılması konusunda demokratik örgüt ve inisiyatiflerin başlattığı girişimlerin desteklenip yaygınlaştırılması

 

‘Ortak akıl’ ve daha fazla çalışma zamanı

 

İZLENİM/Yücel Özdemir

 

 

Farklı kentlerde aynı hedef ve amaç için çalışan, gecesini gündüzüne katan, emek harcayan her bir bireyin, her grubun ve her yönetim kurulunun karşı karşıya kaldığı sorunların nasıl aşabileceğine dair sorulara doğru yanıtlar bulmanın ve bunları aşmak için ortak irade oluşturmanın yeridir kongreler.

Bu “ortak aklın” sağlamlığı, doğal olarak hayat içinde, yani pratikte de kendisini net bir şekilde hissettiriyor ve hissettirecektir.

DİDF, Almanya’da kurulu en köklü Türkiyeli göçmen örgütlerinden biri. Diğerlerinden farkı sadece köklü oluşundan kaynaklanmıyor. Asıl farkını, Türkiye kökenli göçmen ve Alman emekçiler arasında din, mezhep, dil, milliyet farklı gözetmeden, insanlığın en büyük ortak değeri emek/alınteri etrafında bir araya getirerek, daha iyi bir Almanya, Türkiye, Avrupa ve dünya yaratma çabasında ortaya koyuyor.

Bu politikasından ötürüdür ki, DİDF bugün Almanya’da emek değerlerini savunan, savaşa karşı çıkan güçler tarafından ciddi bir muhatap olarak görülüyor, değer veriliyor.

Israrla, sabırla, emekle yürütülen çabalar, DİDF’i bu yönüyle pek çok örgütten ayırıp, üzerinde bulunduğu topraklara ayakları sağlam basan bir örgüt haline getirmiştir.

Bundan sonra yapılacak iş, ister Almanya’da, ister Türkiye’de isterse dünyanın başka bir ülkesinde olsun; yaşanan gelişmelere, olaylara karşı zamanında, doğru ve etkili tutum göstermek ve bunu geniş kesimlere mal etmektir.

Kongreye katılan delegelerin anlatımlarından anlaşıldığı gibi, bu, ortaya konan pek çok olumlu örneğin çoğaltılması ve giderek her tarafta egemen hale geldiği takdirde anlamlı olacaktır.

Yine kongrede yapılan tartışmalar ve içinden geçtiğimiz süreç, DİDF’in her bakımdan önceki döneme göre çok daha yetenekli olmak zorunda olduğunu gösteriyor.

Dönemin artan sorumlulukları ancak daha verimli ve daha fazla çalışmayla, daha fazla sorumluluk üstlenerek aşılabilir.

Keza hem yönetim kurulu üyeleri hem de bölgelerden gelen üyelerin belirttiği gibi, Türkiye’deki gelişmelerden kaynaklı sorunlar Türkiye kökenli göçmenler arasında öncesine göre çok daha fazla gündem olmakta ve yer yer Türkiyeli emekçileri kendi içinde ayrıştırma yönünde etkili olabilmektedir.

Kimi zaman yükselen, kimi zaman alçalan, ama kaynağı Türkiye’de olan sorunların gerçek anlamda çözülebilmesi ve Avrupa ülkelerinde yaşayan Türkiye kökenli göçmenler arasında da bir “bölünme” noktası olarak ortadan kalkması için daha etkili, daha bilinçli bir tutum gerektiriyor. Bu açıdan daha dikkatli bir çalışma yürütülmeye ihtiyaç var.

Kongre, en nihayetinde önceki kongreden bu yana yapılan bütün faaliyetlerin bir muhasebesinin yapılması, eksikliklerin tespit edilmesi ve geleceğe dair genel hedeflere bağlı taktiklerin ve somut hedeflerin belirlenmesinin zirvesidir.

Dolayısıyla, sürdürülen bütün çalışmaların ilerletilmesi, örgütsel çalışmanın yenilenmesi ve büyütülmesi açısından önemli bir dönemeçtir.

DİDF’in 17. Genel Kongresi, gerek sahne olduğu tartışma ve değerlendirmeler gerekse alınan kararlarla çalışmanın daha ileri taşınabileceğinin işaretlerini vermektedir. Çünkü hem yaşanan gelişme ve olayların ortaya koyduğu ihtiyaçlar hem de DİDF’in sahip olduğu potansiyel ve tecrübe bunu gerektirmektedir.

Özellikle değişik fabrikalardan işçilerin ve gençlerin sorunlar karşısında aldıkları tutum ve yaptıkları çalışmalar dikkate değer.

Şimdi, alınan kararların ve belirlenen hedeflerin hayata geçirilmesi için başta yeni yönetim kurulu olmak üzere bütün üyelerin, önceki döneme göre daha etkili bir çaba içinde olma zamanıdır.

Bu yapıldığı takdirde harcanan emeklerin vereceği meyveler bir sonraki kongrede görülecektir.

 

Konukların konuşmalarından

Wittich Rossmann (IG Metal Sendikası Köln Şube Başkanı):

IG Metal Sendikası adına DİDF’in “Irkçılığa ve yoksulluğa karşı güçlerimizi birleştirelim” sloganıyla düzenlediği 17. Genel Kongresi’ni selamlıyorum. Burada konuşulan, tartışılan konuların pek çoğu bizi de yakından ilgilendiriyor. Türkiye’den Almanya’ya göçün 50. Yılı dolayısıyla düzenlediğimiz etkinliklerimizde uyum sorunlarının bir bölümünü tartıştık. Bundan sonra da tartışmaya da devam edeceğiz. Bir sendikacı olarak dikkat çekmek istediğim noktaların başında kiralık işçilik geliyor. Köln’de kiralık işlerde çalışan işçilerin önemli bir bölümü göçmen kökenli ve bunlar arasında Türkiye’den gelenler de oldukça fazla. Bu işçilerin azımsanmayacak bir bölümünü de Almanya’da doğup büyüyen göçmen gençler oluşturuyor. Düşük ücret ve güvencesizlikten ötürü bu işlerin kaldırılmasını talep ediyoruz. Çünkü dayatılan koşular işçilerin aleyhinedir. Günde 8 saat çalıştıkları halde ailelerini insanca geçindirebilecek bir gelire sahip değiller. Kongrenizde bu konunun da yoğunluklu olarak tartışılacağını diliyorum.

 

AABF Genel Sekreteri Ali Doğan:

Öncelikli olarak 18 Mart’ta Bochum’da yapılan büyük protestoda göstermiş olduğunuz dayanışmadan ötürü AABF Yönetim Kurulu adına teşekkür ediyorum. 18 Mart’taki dayanışmamız tarihe not düştü. Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli azınlık grupları olarak, bir ödülün faşizan, İslamist ve kökten antidemokratik bir kişiye verilmesini engelledik. Bu ciddi bir kazanç ve başarıdır. Bundan sonra da birlikte dayanışma içinde çalışmamız devam edecektir.

 

Peter Strutynski (Almanya Barış Konseyi Sözcüsü):

Öncelikli olarak hepinizi en içten dileklerimle selamlıyorum. NSU adlı terör örgütünün Türkiye kökenli bir göçmeni katlettiği Kassel kentinden geliyorum. Kentimizde bir sokağa katledilen gencin ismini vermek için çalışmalarımız devam ediyor. Barış hareketimiz son yıllarda kimi zaman yükseldi, kimi zaman da düştü. Şimdi de Suriye ve İran’a karşı savaş hazırlıkları yapılıyor. Egemen güçler bir kez daha kendi çıkarlarını geliştirmek için harekete geçmiş bulunuyorlar ve bunun için bölgedeki işbirlikçilerini harekete geçirmiş bulunuyor. ABD’nin çıkarlarına bağlı olarak bölgede güç olmak isteyen Suudi Arabistan, İsrail ve Türkiye aynı zamanda şiddetli bir rekabet içerisinde girmiş durumda. Burada hemen belirtmem gerekiyor ki, Suriye’deki dert insan hakları ya da İran’a yönelik bir askeri hazırlığın ön aşaması değildir. Daha fazlası var. Bu da Ortadoğu’nun yeniden düzenlenmek istenmesinden başka bir şey değildir. Önümüzdeki dönemde yeniden güçlü bir şekilde savaşa karşı mücadele etmemiz gerekiyor. Bu noktada uzun yıllardır birlikte çalıştığımız DİDF’e de büyük sorumluluklar düşüyor. Daha önce birlikte birçok şey yaptık, bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz.

 

Günter Baumann (VVN-BdA NRW) :

Nazi Takibatına Uğrayanlar-Antifaşistler Birliği olarak DİDF’in 17. Genel Kongresi’ni en içten duygularımızla selamlıyoruz. Kongrenin sloganı olan “Irkçılığa ve yoksulluğa karşı güçlerimizi birleştirelim” bizim de en önemli taleplerimizden birisi. Çünkü bir de ırkçılığa, geliştirilmek istenen faşist düşünceye, sosyal güvencesizliğe ve yoksulluğa, içeride ve dışarıda barışı savunuyoruz. Almanya, Fransa ve Norveç’teki ırkçı terör örgütünün yaptığı cinayetleri güçlerimizi birleştirmemiz gerektiğini bir kez daha gösteriyor. Daha fazla uyanık olmalıyız ve dayanışma içinde olmalıyız. Son olaylardan çıkaracağımız en büyük ders budur.

 

Wolfgang Zimmermann (Sol Parti NRW Meclis Grup Başkanı): Öncelikli olarak hepinizi Sol Parti eyalet ve federal yönetimi adına selamlıyorum. Yıllardır DİDF ile birlikte çalışıyoruz. DİDF’in ele aldığı konular aynı zamanda bizim de konularımız. Kongrenizde konuşulan ırkçılığın doğrudan yoksullukla bağlantısı var. Bu nedenle yoksulluğa ve işsizliğe karşı mücadele oldukça önemli. Biz eyaletimizde 13 Mayıs’ta yapılacak seçimler öncesinde ırkçılığa ve yoksulluğa karşı sosyal talepleri savunmaya devam edeceğiz. Bu konuda da daha önce olduğu gibi bundan sonra da birlikte çalışmaya devam edeceğimizi düşünüyorum.

 

Arif Ünal (Yeşiller Partisi NRW Milletvekili):

Uzun yıllar FİDEF ve GDF içinde yer almış, genel başkanlığını yapmış birisi olarak, DİDF’in üstlendiği görevi şimdi çok daha iyi anlıyorum. Bu nedenle bunun değerini çok iyi bilmenizi belirtmek istiyorum. Almanya’daki göçmen örgütlerine baktığımızda insan hakları, demokrasi ve barış için mücadele eden örgütlerin sayısını parmakla bile saymak zor. Bunun mücadelesini veren bir-iki tane ya kaldı ya kalmadı. Bu nedenle DİDF’in kıymetini çok iyi bilmemiz gerekiyor. Ortak amaçlar ve hedefler için her zaman yanınızda olacağımızı bilmenizi istiyorum.