Newroz ve yol haritası!

Ender İrmek
İki günden bu yana medyayı meşgul eden “Ankara’nın Yeni Stratejisi”ne kabaca bir göz atmak bile, hükümetin bilinen şiddet, tasfiye ve teslim alma planını işlettiğini gösteriyor.
Fikret Bila’nın açıkladığı maddelere tek tek bakalım;

1- Kürt sorununun çözümünde sivil siyaset kanalı dışında hiçbir kanala itibar edilmeyecek, kullanılmayacak.
İyi ama “sivil siyaset”ten kasıt ne! BDP mi, belediye başkanları mı, aydınlar, sanatçılar, hukukçular mı, toplum içinde güven ve itibar edinmiş halk temsilcileri mi? Sivil siyaset kanalını temsil edenler kim? BDP’yi tanımadığınız ortada. 6 milletvekili hâlâ tutuklu. Diğerleri hakkında hiç de iyi düşünmüyorsunuz. Tartaklıyor, hakaret ediyorsunuz. Ahmet Türk’e yönelik polis saldırısı bardağı taşıran son damla değil mi? BDP’nin yöneticileri KCK operasyonu ile içeri alındı. Belediye başkanları tutuklu, aydın, sanatçı, yazar ve hukukçular içeride. Sorunun çözümünde rol üstlenebilecek her halk temsilcisi hedef haline getiriliyor ve tutuklanıyor. Peki sivil siyaset kanadını kim temsil edecek!
Yoksa kendi temsilcinizi yaratmayı denemeye devam mı edeceksiniz! Tıpkı sarı sendikalar gibi, bir sarı parti girişimi ile mi bunu kotarmayı düşünüyorsunuz?

2- İmralı’da Abdullah Öcalan, Kandil’de veya Avrupa’da PKK muhatap alınmayacak, devre dışı bırakılacak.
Bugüne kadar devrede olanlarla neler konuşup müzakere etiğinizi neden açıklamıyor, halkla paylaşmıyorsunuz? Muhatap aldığınızı söylediğiniz ve bugün vazgeçtiğinizi açıkladığınız Öcalan ve Kandil size ne tür sorunlar çıkardı? Bunları açıklayın ve bizler de bilip, yapılan yanlışı mahkûm edelim! Kürt sorununun esas muhataplarını devre dışı bırakarak, kimlerle çözebileceğinizi düşünüyorsunuz? Tarihte böyle çözülmüş demokratik örnek var mı?

3- Güneydoğu’da ve diğer bölgelerde yaşayan Kürt vatandaşlar, PKK ve KCK’nın baskısından kurtarılacak.
Kürt yurttaşların yasaklamaya, polis terörüne rağmen, evlerinde oturup, çay kahve içmek yerine yüz binler olarak alanlara çıkmalarını, baskıya bağlamak ne kadar akıllıca! Eşitsiz koşullara, baskı ve yasaklara, yüzde 10 seçim barajına, polis, asker, korucu baskısına ve tüm hilelere rağmen 36 milletvekili çıkaran seçmeni , “PKK ve KCK baskısından kurtarmak” için projeler üretmek, zihni sinir projelerini hatırlatmıyor mu?

4- Bu amaçla doğrudan halk muhatap alınacak ve sivil siyaset kanalıyla çözüm aranacak.
“Doğrudan halkı muhatap almak” halk temsilcilerini, siyasi temsiliyeti devre dışı bırakmak için üretilmiş bir kavram olsa bile, siz hangi halkı muhatap alacaksınız? Bu halkı nasıl bulacak nasıl belirleyeceksiniz?  Bu, muhatapsızlığın başka bir izahıdır. Sisteme biat edenleri öne çıkarıp temsilci yapmaya çalışırken, size kim inanır!

5- Çözüm yeri olarak parlamento dışında hiçbir zemin kabul edilmeyecek; ipleri İmralı ve Kandil’in elinde olmayan, demokratik yollarla seçilerek Meclis’e gelmiş, siyasi inisiyatif kullanabilecek parti veya partilerle muhatap olunacak.
Parlamentonun çözüm yeri olmasını bu güne kadar BDP de söyledi. Toplumun her kesiminden bu yönlü bir beklenti oluştu. 12 Haziran 2011 seçimlerinden sonra adeta savaş hükümeti gibi hareket eden AKP Hükümeti, neden parlamentodaki halk temsilcileri ile Kürt sorununu çözmeye yönelik adımlar atmadı? Neden BDP muhatap alınmadı? BDP, “Siyasi inisiyatif kullanacak parti ve partiler” kapsamında mıdır? “İpleri İmralı ve Kandil’in elinde olmayan” tarifi ile BDP’yi baştan muhatap görmeyeceğinizi ilan etmek mi istiyorsunuz? Bunun beyhude bir arayış olduğunu hâlâ anlamadınız mı?

6- PKK, silahlı eylemlere devam ettiği sürece silahlı mücadele devam edecek.
PKK, silahlı eylemleri durdurmak için defalarca “ateşkes” ve “çatışmasızlık” kararları aldı ve uyguladı. Devlet adım atmadı. 30 yıldan bu yana bunu yapıyorsunuz. PKK’nin yeniden bir ateşkes ilan etmesine karşılık siz de operasyonların yapılmayacağını açıklayarak yanıt verecek misiniz?

7- PKK ile bir daha görüşülecekse bu ancak silah bırakması için olacak.
PKK’nin silahlı eylemleri bırakması  için neden devlet bir çözüm paketi sunmuyor? Neden sorunun barışçı çözümüne ilişkin halkın taleplerini karşılayacak bir taahhütte bulunulmuyor? Cudi’de çatışmaların sürdüğü, polis, asker ve gerillaların hayatını kaybettiği ve çatışmaların devam edeceğinin var sayıldığı böylesi bir zamanda neden bu çağrı yapılmıyor?

8- PKK silahlarını Türkiye’ye teslim ettiğinde, yargısal sorumluluğu olmayanlarla ilgili nasıl bir prosedür uygulanacağı belirlenecek.
Silahlarını bırakarak Habur’dan giriş yapan “barış ve çözüm” grubunun başına gelenleri biliyoruz. Cezaevleri, ağzını açanın doldurulduğu bir hale getirilmişken, silahlı çatışmaları yaratan koşullar ortadan kaldırılmamış, barış ve demokratik koşullar için adım atılmamışken, cezaevleri boşaltılmamışken buna kimseyi inandıramazsınız.

9- Yeni anayasada Kürt kimliği veya özerklik düzenlemesi olmayacak. Yeni anayasa, insan haklarını ve vatandaşların kanun önünde eşitliğini esas alacak.
Kürt kimliğinin tanınmadığı, anadilde eğitimin sağlanmadığı ve Kürtlerin statüsünün belirlenmediği bir anayasaya ne gerek var! “İnsan hakları ve vatandaşların kanun önündeki eşitliği” tarifi 12 Eylül darbe anayasasında da var!

10- Yerel yönetimler güçlendirilecek, uluslararası hukuka dayalı ilkeler esas alınacak.
Yerel yönetimler hedef halinde. Sarmaşık Derneğinin başına gelenler ortada. Van’da durum biliniyor. Belediyeler halktan aldığı yetkileri kullanamıyor. Valiler İl Genel Meclislerinin, Belediyelerin aldığı kararları yok sayıyor.