Söylenceleri bilmeden, Batı sanatını anlayamayız

Kısa bir süre önce Evrensel Basım Yayın tarafından “Akdeniz Mitologyasından Efsaneler” adlı kitabı yayınlanan Yaşar Atan ile mitologya ve ‚günümüzün Zeusları‘ üzerine konuştuk.

YH: “Akdenizli Tanrılar”dan sonra “Akdeniz Mitologyasından Efsaneler” adlı kitabınız yayınlandı. Akdeniz coğrafyasının ürünü söylenceler konusunda haliyle söyleyecekleriniz olacak. Ama önce “söylenceler” yani “mitologya” nedir, kısaca anlatsanız…

Yaşar Atan: Evet, “söylence” ya da “mitos” ne demek? Hemen söyleyelim ki, okumuşlarımız bile ne yazık ki bu konunun yabancısıdırlar. Oysa mitosların toplamı demek olan mitologya, hepimizi çok yakından ilgilendirmektedir.
İnsanoğlu daha bilimin gelişmediği o eski çağlarda; açıklayamadığı doğa güçlerini ve egemenlerin dayatmalarını, “söylenceler” yani “mitoslar” üreterek anlamaya çalışıyordu. Ne var ki bu mitoslar çok ürkünçtüler. Haliyle insanları kul köle düzeyinde tutuyordu hep…. Ama kendi içinden çıkan soylu sanatçılar da, bu mitoslara dayanarak yazdıkları oyunlarla insanları korkularından arındırmaya çalışıyorlardı. Örneğin dost tanrı Prometeus’la ilgili oyun… Bilindiği gibi Baştanrı Zeus, insanoğlu hep köle olarak yaşasın, aklını kullanmasın diye ateşi ondan köşe bucak kaçırıyordu… Ama insan dostu tanrı Prometeus, onun sakladığı ateşi çalıp insanlığa ulaştırıverdi!.. Ama Baştanrı da onu kayalara çiviletti! Ne var ki Prometeus’un ateşiyle artık insanoğlu, kendisine dayatılan kölelik yazgısını, kendi elleriyle kırma yoluna giriyordu.
Gene mitologya kaynaklı bir başka tragedyada, aşk ve adalet yumağı güzel Antigone, kral Kreon’un çıkardığı fermana başkaldırdı. Çünkü Antigone, adil tanrılarca yüreğine kazınmış yasalara uyduğunu söyledi krala. Kral Kreon da gülerekten kesin yanıtını verdi: “Senin tanrı dediklerin benim, yani devletin memurlarıdır.”
Haliyle Kral, Antigone’yi boğdurdu… Ne var ki izleyiciler, bin yıllardır Antigone’yi alkışlamakta, kendilerini onun kişiliğiyle özdeşleştirmekten büyük bir haz duymaktadırlar. Bu yüzden de Hitler’lere, Musolini’lere dönüşerek durmadan hortlayan Kreon’larla savaş gücünü kendilerinde bulabilmektedirler…

Akdenizli tanrıların, Batı dünyası ile ilişkiler açısından sizce nasıl bir rolü var?
Avrupa’yı Avrupa yapan ortak kültürün temelinde din değil; ta Sümerlerden kaynağını alıp bütün Anadolu uygarlıklarına temel oluşturan Akdeniz mitologyasına dayalı ortak bir kültür vardır. Bu mitologyayı, sırayla Grekler, Romalılar ve Rönesansla birlikte Avrupalılar, aklın ışığını kullanarak sanatlara ve bilime dönüştürmüşlerdir…
Bu konuda Homeros gerçeği çok çarpıcı bir örnektir. Homeros, Troya savaşıyla ilgili, haliyle Akdenizli tanrılarla insanların harmanlandığı ve buram buram hümanizma yüklü ölümsüz İlyada ve Odisseya destanlarını Grekçe olarak yazıya döktü. Bu yazıya dökümden sonra, binyıllar süresince insanlar, Troya diye bir kentin olmadığı gibi onunla ilgili bir savaşın da olmadığını sanıyordu… Bununla birlikte bu süreç içinde Homeros üzerine, evet tam kırk bini aşkın kitap da yazıldı! ‘Ülkemizde kaç kitap yazıldı?’ diye soramıyorum bile!..

Siz mitologyayı, insanoğlunun hem geçmişi hem bugünü ve hem de geleceği ile ilişkilendiriyorsunuz. Bu ilişkiyi bilmek insanoğluna ne kazandıracak?
Tabii ki bir Akdenizli olarak ortak olduğumuz Sümer, Grek ve Latin mitologyasından kaynaklanan ve bütün batılı ozanların, sanatçıların ve filozofların işleyip şekillendirdiği kültürü özümsemeli ve ona biz de elimizden geldiğince bir katkıda bulunmalıyız. Bu amaçla gençlerimiz de, bu kültürle beslenmeye başladığı zaman, zaten Türkiye’nin Batıyla gerçek anlamda bütünleşme süreci zaten başlamış olacaktır.
İşte o zaman bu kültürle harmanlanan gençlerimiz de, aynı kültürü almış dünya gençleriyle bütünleşip insanlığın Altınçağını şekillendirecek ve onu evrenselleştireceklerdir. Böylece dünyanın zembereği olan adalet ve barış denen evrensel değerlerin de bekçisi olacaklardır…

Hep geçmişle şimdiki zaman arasında bağ kurarak mitoloji okumaları yapılmasını öneriyorsunuz. Bugünün Prometeus’ları ile Antigone’leri sizce kimlerdir? Kreon’a kimler yakışıyor, onu bugün kimler temsil ediyor?
Troya savaşına çıkan dünya egemeni başkral Agamemnon da, Yunanlıların namusunu temizleyeceğini ve bu konuda tanrılarla konuştuğunu açıklamıştı!. Bugün Bush da, Irak savaşı konusunda iki kez tanrıyla konuştuğunu söyledi!
Aslında mitologyadaki tanrılar ve insanlar savaşı, insanın hem doğa karşısında hem de iktidar ve güç odaklarıyla verdiği toplumsal adalet savaşı olarak dünden bugüne sürüp gitmektedir. Geçmişteki kardeş halkların, bütün insanlığa armağanı olan Akdeniz mitologyasında, insanlarla tanrıların barıştığı ve el ele üretip barış içinde, kardeşçe bölüştükleri bir Altınçağ’a doğru durmadan yol aldıklarının müjdesi verilmektedir…

Peki, bu son kitabınızda asıl olarak hangi temaları işliyorsunuz, hangi mesajı veriyorsunuz?
Evrensel Yayınları’nda çıkan bu kitabım 85 efsane (öykü) içermektedir. Bunlar bizim Akdeniz coğrafyasının mitoslarıdır. Bütün Avrupalılar bunları bilmekte, günlük hayatlarında kullanmaktadırlar. Bu söylenceleri bilmeden, Batı sanatını, felsefesini… tam olarak anlayamayız. Çünkü mitologya, Batı kültürünün, kısaca uygarlığının mayasını oluşturur. O yüzden sırf öykü olarak okunup geçilsin diye bu efsaneleri yazmadım… Kitabın okunması çok kolay. İstediğiniz zaman istediğiniz sayfayı açıp okumaya başlayabilirsiniz…