Avrupa AKP’ye bakışını değiştirmeli

 

Sol Parti Meclis Grubu tarafından 30 Mart’ta Berlin’de meclis binasında düzenlenen “Türkiye nereye gidiyor?’ başlıklı toplantıda Avrupa hükümetlerinin sadece gelişmeleri AKP’nin penceresinden baktığına dikkat çekilerek, uluslararası dayanışma çağrısında bulundu.

 

Sol Parti Federal Parlamento Grubu tarafından 30 Mart’ta Berlin’de düzenlenen “Türkiye nereye?” başlıklı oturumda son yıllarda Türkiye’de Kürtlere, demokratik güçlere, sendikalara, Alevilere ve basına yönelik saldırılar ele alındı. Sol Parti Meclis Grubu Başkanı Dr. Gregor Gysi ve Uluslararası İlişkiler Sözcüsü Sevim Dağdelen’in çağrısıyla Federal Parlamento bünyesindeki Marie-Elisabeth-Lüders Haus’ta yapılan toplantıya Türkiye’den BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, HDK İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, Tek Gıda İş Genel Başkanı Mustafa Türkel, Hacı Bektaş Dernekleri Federasyonu Başkanı Ercan Geçmez, TGS temsilcisi ve Evrensel Gazetesi Ankara Temsilcisi Sultan Özer katıldı.

GYSI: AB MÜZAREKERE ŞARTLARINI AĞIRLAŞTIRMALI
Çok sayıda Alman ve Türkiye kökenli politikacı ve kurum temsilcisinin izlediği oturumun açılış konuşmasını yapan Gregor Gysi, Türkiye’deki demokrasi güçler ve Kürt muhalefetiyle yakın işbirliği içinde olduklarını ifade ederek, “Almanya’da hükümetin Türkiye konusundaki politikası tek taraflı. Çünkü genellikle Türkiye hükümetinin verdiği bilgiler üzerinden hareket ediliyor. Biz ise muhalif kesimlerin durumuyla ilgilenmiyoruz. Bu açından Türkiye-AB müzakerelerini önemsiyoruz. Ben şahsen Türkiye’nin AB üyeliğine karşı değilim. Müzakereler devam etmeli. Ancak müzakere şartları yeniden ele alınmalı. Özellikle demokrasi, Kürt sorunu ve insan hakları konusu daha etkili bir şekilde gözetilmeli” dedi.
Gysi, AB’nin çok zor bir dönemden geçtiğini, bu açıdan tam anlamıyla bir yol ayrımından olduğunu belirterek, “Kendi sorunlarıyla bu denli yoğun ilgilenen bir AB’nin Türkiye ile müzakereleri de zorlaşacaktır” diye konuştu.
Daha sonra söz alan Sol Parti Federal Parlamento Grubu Uluslararası İlişkiler Sözcüsü Sevim Dağdelen de yaptığı konuşmada, Türkiye’de AKP Hükümeti’nin sendikalara, Kürtlere, Alevilere ve diğer azınlıklara yönelik saldırılarını çok yakından izlediklerini belirterek, “Sol Parti olarak Türkiye’deki gelişmeler konusunda sessiz kalamayız. Mutlaka bir şeyler yapmamız gerekiyor. Çünkü AKP hem içeriye hem de dışarıya yönelik saldırgan bir politika izliyor. Yaptıkları ise Avrupa’da genellikle pek bilinmiyor. Federal Hükümet ve Başbakan Merkel de çoğunlukla AKP’nin verdiği bilgiler üzerinden hareket ediyor ve bu da AKP’nin işine yarıyor. Bu nedenle AKP’nin Türkiye’de muhalif güçlere yönelik saldırıları konusunda daha fazla çaba harcamalıyız ve AKP’ye bakışın değiştirilmesini sağlamalıyız” dedi.

AB, TÜRKİYE POLİTİKASINI GÖZDEN GEÇİRMELİ
Ardından sırasıyla oturuma Türkiye’den katılan Sultan Özer, Mustafa Türkel, Levent Tüzel, Ercan Geçmez ve Selahattin Demirtaş, kendi alanlarında yaşanan hak ihlalleri konunda ayrıntılı bilgi verdiler ve Alman kamuoyundan uluslararası destek ve dayanışma istediler.
Levent Tüzel yaptığı konuşmada, daha önce Türkiye’de askeri darbeler tarafından demokrasi güçlerine, işçi ve emekçilere yönelik gerçekleştirdiği saldırıların şimdi de AKP Hükümeti tarafından uygulandığına dikkat çekerek, Türkiye’de yaşanan gelir adaletsizliği, işçi cinayetleri, tutuklu çocuklar ve Dersim Katliamı konusundaki hükümetin ikiyüzlü politikasını anlattı. Tüzel ayrıca, Türkiye’de emek, demokrasi ve özgürlük isteyen güçlerin Halkların Demokratik Kongresi çatısı altında bir araya gelerek, toplumsal muhalefeti birleştirmek istediklerini belirtti ve Almanya’daki ileri güçlerin uluslararası desteğini beklediklerini ifade etti.
BDP Eşbaşkanı Demirtaş ise yaptığı konuşmada şunları söyledi: “AKP’nin bugün bu kadar saldırgan olmasında AB hükümetlerinin de büyük bir payı var. Çok fazla kredi verilmiş. AB sürekli olarak DTP, BDP üzerine Avrupa Uyum Yasaları konusunda neden AKP’ye destek vermiyor eleştirisini yaptı. Yine Avrupa AKP’nin olumsuzluklarını görmezden geldi. Bunun ekonomik ve siyasi nedenleri var. Her şeyden önce ılımlı İslam modeli açısından ihtiyaç duyuluyor. Almanya ve diğer AB ülkeleri, AKP’ye sert ve açık eleştiriler yapmalı. Bu nedenle Türkiye politikasını yeniden gözden geçirmelidir. Avrupa’da genel algı Kürt sorunun çözüldüğü yönünde. Ancak bu gerçek değildir. İnsan hakları bir pazarlık konusu yapılıyor. Benzer bir durum Kürtler için de geçerli” dedi.
Türkiye’den gelen delegasyon aynı gün Türk-Alman Parlamenterler Grubu ile bir araya geldi. Grup adına Sevim Dağdelen, Katrin Werner (Sol Parti), Memet Kılıç (Yeşiller) ve Uta Zapf (SPD) hazır bulundu.
Görüşmeler sonrasında gazetemize bilgi veren Demirtaş ve Tüzel, Alman politikacılar arasında AKP Hükümeti’ne bakış açısında öncesine göre önemli farklılıklar oluşmaya başladığını gözlemlediklerini söylediler.
HALK TOPLANTISINA YOĞUN İLGİ
Aynı günlerde Almanya’nın değişik kentlerinde halk toplantıları da düzenlendi.
Hamburg’da Levent Tüzel, Dortmund’da Selahattin Demirtaş’ın konuşmacı olarak katıldığı toplantılar yapıldı. Berlin’de ise Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF), Kürt Dernekleri Federasyonu (YEK-KOM) ve Almanya Göçmen İşçiler Federasyonu (AGİF) tarafından çağrısı yapılan Selahattin Demirtaş, Levent Tüzel, Ercan Geçmez ve Sultan Özer’in katıldığı toplantı düzenlendi.
Türkiye’deki gelişmeler konusunda bilgi veren konuşmacılar, Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli göçmenlerden dayanışma ve duyarlı olmalarını ve Türkiye’deki gelişmeleri Alman halkına doğru bir şekilde aktarmalarını istediler. (Berlin/YH)

 

GÖRÜŞLER:

Levent Tüzel: AKP Hükümeti, özellikle üçüncü döneminde her alanda çok boyutlu bir kontrolü elde etti. Bunun verdiği güçle gerçekleri ters yüz eden bir kara propaganda yürütüyor. Dürüst, namuslu kalemler dahi bulundukları alanlardan uzaklaşmış durumda. Böylesi bir ortamda iyi şeylerin yapıldığına dair fikir özellikle Avrupa kamuoyunda ve buralarda yaşayan Türkiye kökenliler arasında da etkili olabiliyor. Başbakan Erdoğan, Avrupa’da yaşayan Türkiye kökenli göçmenlerden özellikle destek almayı önemsiyor. Ama Türkiye ile iletişim içinde olan Türkiye kökenli göçmenlerin Türkiye’nin temel sorunlarının çözülmesi konusunda da ilgili olması gerekiyor. Kürt sorunu barışçıl bir çözüme kavuşması için burada da bir kamuoyu oluşturmak gerekiyor. Bu son derece önemli. Böylesine bir çalışma bizlerin mücadelesini de güçlendirecektir.

 

Selahattin Demirtaş: Türkiye bir taraftan AB aday üyesi, ama aynı zamanda bir Ortadoğu ülkesi. Dolayısıyla hem Avrupa’daki hem de Ortadoğu’daki gelişmelerden en yakın etkilenen ülkelerin başında geliyor. Ortadoğu’da yeniden bir dizayn çabası var. Yine Ortadoğu’da halkların kendi diktatörlerine karşı başlattığı bir Arap Baharı var. Bütün bunlar, nerede yaşarsa yaşasın bütün Türkiyelileri ilgilendiriyor. Bu nedenle Avrupa’da yaşayan Türklerin, Kürtlerin, Alevilerin kendi gelecekleriyle yakından ilgili gelişmeler karşısında duyarsız kalmaması gerekiyor. Bütün bu olup bitenlerden özgürlüğün çıkmasının tek yolu ezilenlerin işbirliğidir. Şu anda ezenler önemli ölçüde işbirliği içinde. Bu nedenle bizlerin de hem Avrupa’da hem de Türkiye’de daha fazla işbirliği içinde olması gerekiyor.

 

Sevim Dağdelen: Sol Parti olarak Türkiye’deki bütün demokrasi güçleriyle dayanışma içindeyiz. Düzenlediğimiz konferans da bunun bir parçası. Önümüzde dönemde meclis grubu olarak bu konferanstan aldığımız bilgiler ışığında bir soru önergesi hazırlayacağız. Böylece, Alman Hükümetinin AKP Hükümeti konusundaki politikasını sorgulamasını sağlayacağız.

Mustafa Türkel: Türkiye’ye Almanya’dan bakıldığında AKP Hükümeti demokratikleşme konusunda önemli mesafeler almış. Türkiye güllük gülistanlık bir ülke gibi görünüyor. Oysa biz öyle olmadığını biliyoruz. Siyasi hükümet her alanda baskısını artırıyor. Sendikal haklardan demokratik hak ve özgürlüklere kadar birçok alanda baskı ve şiddet ile karşı karşıyayız. Bunları Alman kamuoyuyla paylaştığımız zaman ilginç geliyor. Doğruların anlatılabilmesi için tarafsız basına ve medyaya ihtiyaç var. Türkiye’de medyanın çok önemli bir bölümü hükümetin kontrolünde olduğu için birçok saldırı görülmüyor.

Andrej Hunko (Sol Parti Milletvekili ve AB Raportörü)
Alman ve Avrupa kamuoyunda Türkiye’deki gelişmeler hakkında tamamen yanlış bir fotoğraf algılanıyor. Sorunlar olsa bile AKP’nin iyi yolda olduğu, Kürt sorunu ve diğer azınlıklar konusunda açılımlar yaptığı söyleniyor. Ancak bu tamamen yanlış. Bir buçuk yıl içerisinde sekiz kez Türkiye’de bulundum. KCK davalarını izledim, Avrupa Komisyonu tarafından seçimleri izlemek üzere gönderildim, hapishanedeki insanları ziyaret ettim. 2009 yılından itibaren demokratikleşme ve açılımdan geriye dönüş izliyoruz. Alman Hükümeti ve Avrupa Birliği sorumlularının bu gelişmelere sessiz kalması kabul edilemez. Türkiye’deki insan hakkı ihlallerinin müzakerelerde şimdilerde olduğu gibi bir dipnot şeklinde değil, önemli bir yer tutması açısından oldukça önemli.