Korsanlar neden yükseliyor, kimden oy alıyor?

2006 yılında kurulan ve daha çok “sanal dünya”da tanınan Korsanlar Partisi’nin yükselişi devam ediyor. ‘Sol-liberal’ politik platform üzerinde bulunan bu partinin Sol Parti’den de çok oy aldığı dikkat çekiyor.

 

 YÜCEL ÖZDEMİR

Almanya siyasetinde adeta ‘Korsanlar fırtınası’ esiyor. Geçen yıl Berlin’de yapılan senato seçimlerinde yüzde 8.9 oyla ilk büyük çıkışını yapan Korsanlar Partisi/Piraten Partei, ikinci büyük çıkışı Saarland’ta aldığı yüzde 7.4 oyla yaptı. Üçüncü büyük çıkışı ise 13 Mayıs’ta Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti’nde yapması bekleniyor. Yüzde 5 barajını aşarak eyalet parlamentosuna girmesi beklenen Korsanlar’ın bir dahaki hedefi 2013’te Federal Parlamento’ya girmek. Son kamuoyu yoklamaları Korsanlar’ın ülke genelinde yüzde 12 oyu olduğunu gösteriyor.
Peki; Alman siyasetinde hızla yükselmeye başlayan Konsanlar Partisi, bu kadar oyu neden ve kimden alıyor?
Eylül 2006 yılında Berlin’de kurulan Korsanlar Partisi’nin en son verilere göre 24 bin 179 üyesi bulunuyor. (http://wiki.piratenpartei.de/Mitglieder) Bu üyelerin sadece 11 bin 310’u parti içinde alınan kararlarda oy sahibi. Geri kalanlar ise üye aidatını vermediği için oy kullanmaktan men edilmiş. 2009’da yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerine kadar 2 binin altında üyesi olan Korsanlar’ın üye sayısı 2010’un başından itibaren hızla 10 binin üzerine çıktı. Berlin Senatosu seçimlerine kadar hemen hemen aynı düzeyde kalan parti üye sayısı, burada elde edilen başarıdan sonra yeniden hızlı bir şekilde arttı ve 25 bin sınırına dayandı.
Kısa sürede üye sayısında yaşanan artış, halk arasında ilginin oldukça yüksek olduğunu gösteriyor.
İNTERNETTE DOĞAN PARTİ
Bugün Almanya siyasetinde yeni bir aktör olarak kendisinden söz ettiren Korsanlar Partisi, ilk etapta internete getirilen sınırlamalara karşı oluşan tepki üzerinden kuruldu. İnternette telif haklarına karşı çıkan, büyük şirketlerin getirdiği sınırlamaları eleştiren ve “sanal dünya”da sonuna kadar özgürlük talep eden Korsanlar, ilke etapta daha çok internet kullanıcısı genç kesimler arasında tanınan bir parti idi. “Bilgi toplumu”nun yeni sorunlarına yerleşik partilerin yeteri kadar eğilmemesi, hatta hiç ilgilenmemesi, giderek bu alanda ciddi sayılabilecek bir siyasi boşluk yarattı ve Korsanlar bunu kapatmak üzere ortaya çıkarak kendisine yer edindi.
11 Eylül saldırısından sonra Avrupa’da internet ve telefon üzerinden yapılan bütün görüşmelerin kaydedilmesi, özel bilgisayarlara istihbarat örgütlerinin müdahale etmesinin yolunun açılması gibi düzenlemelere radikal bir şekilde karşı çıkan ve bu alanda temel hakların korunmasını savunan Korsanlar, 24 sayfalık parti programlarında iletişim alanında bireysel hak ve özgürlüklere geniş yer ayırıyorlar.
Programın ilk 13 sayfası daha çok “dijital devrimin” yarattığı sorunlar ve bunlara karşı önlemler, çözümler yer alırken, sonraki yıllarda (2009) eğitim, sosyal alanlar, ırkçılık, göçmenler gibi konulara da yer verilmiş. “Toplumda çeşitlilik için” başlığı altında göçmenlere ayrılan bölümde çok fazla yeni bir şey söylenmiyor.
Bu alanlarda sıralanan taleplerin önemli bir bölümü Sol Parti ve Yeşiller’in programının yüzeysel şekilde kopyalanmış haline benziyor.
Toplamından bakıldığında “sol-liberal” ideolojik eksen üzerinde bulunan Korsanlar’ın pek çok konuda oturmuş, belirlenmiş bir görüşü de yok. Bugüne kadar değişik partiler tarafından ifade edilen görüşlerin önemli bir bölümü bir de Korsanlar tarafından dillendiriliyor. Ama yine de azımsanmayacak derecede oy almayı başarıyorlar.
Korsanların neyi savunduğundan çok, asıl olarak diğer partilere olan tepki, güvensizlik ve kopuş oy kazanmasına, güç toplamasına yol açıyor. En büyük seçmen kitlesinin daha önce sandık başına gitmeyen gençlerden oluşması dikkat çekiyor.
Saarland Eyaleti’nde alınan 7.4’lük oy oranı üzerinden yapılan analizlere bakıldığında Korsanlar en fazla oyu (8 bin) “seçime gitmeyenlerden” almış. Bunun dışında 7 bin oy Sol Parti’den almış. Yine son aylarda neredeyse girdiği her seçimi kaybeden ve yüzde 5 barajının altında kalan FDP’den de Korsanlar’a önemli oranda oy kaymış durumda (4 bin). Aynı şekilde CDU (4 bin), SPD (3 bin) ve Yeşiller’den (3 bin) oy almış.
Kamuoyu araştırma şirketi Forsa’nın müdürü Manfred Güllner Korsanlar’ın seçmen profilini şu şekilde açıklıyor: “60 yaşının üzerindekilerin dışında herkes bu partiye oy veriyor. Yine bütün toplumsal tabakalardan seçmenler Korsanlar’a sempati duyuyor. Klasik sağ-sol ayrımını reddeden sol-liberal düşünce bu partiye hakim”.
YENİ BİR ARAYIŞ DÖNEMİ
Veriler, halkın azımsanmayacak bir bölümünün Federal Parlamento’da temsil edilen partilerin dışında ciddi bir arayış içerisinde olduğunu ve Korsanlar’ın burada ‘denenmemiş, yıpranmamış’ bir alternatif olarak ortaya çıktığını gösteriyor. Son kamuoyu yoklamalarına bakılırsa “Bu Pazar günü seçim olsa” halkın yüzde 12’si Korsanlar’a oy verebileceğini söylüyor.
Denilebilir ki Almanya tarihinde ender şekilde bir parti bu denli hızlı bir şekilde yükseliş trendine girmiş ve belli kesimler arasında umut yaratmıştır. Bugün Korsanlar’la paralellik kurulan Yeşiller’in gelişim süreci 1968 hareketine kadar uzanırken, Sol Parti ise PDS’in varlığı itibariyle farklılıklar içeriyor.
Genç bir partinin bu denli popüler kılınmasında elbette dönemin ihtiyaçları ve eğilimleriyle doğrudan bağlantısı bulunuyor. Bu durumda medyanın önemli bir bölümünün bilinçli olarak Korsanlar’ı parlatmasının da önemli bir rolü var. Korsanlar’ın yükselişi CDU/CSU ve SPD’den çok FDP, Yeşiller ve Sol Parti’yi etkiliyor.
Saarland seçimlerinde olduğu gibi, büyük partiler oy kazanırken ya da oylarını korurken, küçük partiler Korsanlar’a oy kaptırarak bir düşüş yaşadı. Bu da büyük koalisyonu adeta zorunlu hale getiriyor.
Bu denklem içinde bakıldığına, FDP’nin çöküşüyle liberal alanda oluşmakta olan boşluğun bir bölümünü Korsanlar dolduruyor. Ama bu yükselişin en çok etkileyeceği partinin Sol Parti olacağını görmek gerekiyor. Berlin’de iki dönem arka arkaya SPD ile koalisyon ortaklığı yaptığı için pek çok kesintinin altına imza atan Sol Parti, seçmenlerinin azımsanmayacak bir bölümünü bu partiye kaptırdı.
NRW’DE SOL PARTİ’YE KORSAN BASKISI
Saarland’ta Sol Parti hükümette olmadığı halde Korsanlar’a en çok oy kaptıran parti olduğuna göre, benzer bir tablonun Kuzey Ren Vestfalya ve federal düzeyde de ortaya çıkması şaşırtıcı olmayacaktır.
Bu nedenle, Sol Parti’nin yazılı, görsel, sanal araçları kullanarak Korsanlar’ın neden gereksiz, tutarsız bir parti olduğunu çok somut olarak seçmelerine ve sandık başına gitmeyenlere anlatması gerekiyor. Bunu yaptığı takdirde hem daha önce elde ettiği oyları koruyacak hem de Korsanlar hamlesinin boşa çıkarılmasını sağlayacaktır.
Çünkü, görülebildiği kadarıyla sermaye partileri ve medyanın önemli bir bölümü Sol Parti yerine Korsanlar’ın eyalet ve federal parlamentolarına girmesini teşvik ediyor.
Dolayısıyla Korsanlar, bugün Almanya’da Sol Parti etrafında güçlü bir hareketin oluşmaması için bir fırsat olarak görülmüş ve kullanılmaya çalışılıyor. Ancak bunun ne kadar ve ne zamana kadar süreceği verilecek mücadeleye, yapılacak çalışmaya bağlıdır.
Bu nedenle, Sol Parti sadece “sanal dünya”da değil gerçek dünyada da güçlü bir muhalefeti örgütleme ve birleştirme sorumluluğu ile karşı karşıyadır.

 

Uluslararası Korsanlar Hareketi

Almanya’da tartışılan Korsanlar Partisi, aynı zamanda Uluslararası Korsanlar Partisi’nin parçası. Korsan hareketin doğum yeri olarak internet ve özel olarak da torrent (küçük bilgilerin toplamı) siteleri gösteriliyor. İnternetin en büyük torrent ağı olarak gösterilen The Pirate Bay adlı internet sitesi, çeşitli şekillerdeki (video, müzik, belge vb.) bilginin ücretsiz paylaşılabildiği bir alan.
Telif hakkı ve fikri ve sınai mülkiyet talep eden filmler, müzikler, belgeler ve e-kitapların paylaşılabildiği bu site telif hakkı hırsızlığıyla suçlanıyor. Zira, internet sitesi merkezinin bulunduğu İsveç’te torrent paylaşımı illegal bir eylem olmadığından herhangi bir suçtan bahsetmek mümkün değil. “The Pirate Bay”, telif haklarına karşı mücadele etmek üzere kurulmuş olan “The Piratbyrån“ hareketinin fiili tarafı denebilir. Piratbyran’ın oluşturduğu düşünsel altyapı, The Pirate Bay’de eyleme dönüşüyor ve 1 Ocak 2006 yılında Rick Falkvinge tarafından kurulan Pirat Partiet de nihayet telif hakkı savaşlarında Korsanların siyasal cephesini oluşturuyor. Kurulduğu yıl İsveç’te ulusal seçimlere giren Pirat Partiet ilk büyük başarısını 2009’da yapılan Avrupa Birliği Parlamentosu seçimlerinde aldığı yüzde 7.1 oyla iki milletvekili göndererek elde etti.
1 Ocak 2006’ta Pirat Partiet’in kurulmasından sonra aynı yıl içerisinde Almanya, Avusturya, Danimarka, Finlandiya, İrlanda, Hollanda, İspanya ve Polonya’da da Korsan Partiler ve örgütler kuruldu. Uluslararası korsan hareketin ilk önemli buluşması 2009 AP seçimleri için ittifak ve plan yapmak üzere düzenlenen Viyana’da gerçekleşti. 2008′de yapılan Berlin ve Uppsala buluşmaları, AP seçimlerindeki yol haritasını belirledi ve bu yol haritası korsanlara İsveç’te 2 sandalye kazandırdı. 18 Nisan 2010 tarihinde ise Uluslararası Korsan Partiler ağı Pirate Parties International Brüksel’de resmen kuruldu. Halen 43 ülkede korsan partiler ya da hareketleri bulunuyor.