Fransa seçimlerinden çıkan bazı sonuçlar

Deniz Uztopal

6 Mayıs’ta Fransa’da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, Nicolas Sarkozy’nin yenilmesi dünyada ilgiyle karşılandı. İçerde emek düşmanı, dışarıda saldırgan ve işgalci emperyalist politika yürüten Sarkozy’nin topladığı tepkiler Sosyalist Parti’nin adayı François Hollande’in seçilmesini sağladı.

Sarkozy’nin beş yıldır yürüttüğü sert emek düşmanı politikaları işçi ve emekçiler içerisinde çok ciddi tepkilere yol açtı. Zira 5 yıl içerisinde diğer hükümetlerin 15-20 yıl içerisinde hayata geçirme cesareti gösteremedikleri sermaye lehine sosyal saldırıları teker teker onaylattı ve yürürlüğe geçirdi. Ülkenin en zenginleri ile dostluğunu ilan etmeden çekinmeyen Sarkozy, kısa süre içerisinde “zenginlerin başkanı” ünvanını kazandı. Üstelik ekonomik kriz döneminde bir taraftan emekçilere “kemer sıkmanın” zorunlu olduğunu belirtirken, diğer taraftan zenginlere “para dağıtmayı” durdurmadı.

Seçimlerden sonra yapılan araştırmalara bakıldığında, ayda 1200 Euro geliri olanların yüzde 59’i, 1200 ile 2000 Euro kazananların yüzde 56’si, 2000 ile 3000 Euro arasında kazananların yüzde 55’i Sarkozy’ye karşı Hollande’a oy vermiş. Ayda 3 bin Euro’dan fazla kazananların yüzde 66’si ise “zenginlerin başkanına” oy kullanmış. Yani ülkenin en yoksulları Sarkozy’nin yenilmesi için sandık başına gitmiş ve Hollande için oy pusulasını kullanmış. Emekçiler içerisinde Sarkozy’ye karşı oy kullananların oranı yüzde 59, memurlar içerisinde ise yüzde 60’lara yakın. İşverenlerin ve esnafların ise yüzde 70’i Sarkozy’ye oy kullanmış. Yani Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 2. turu bir çok şeyin yanı sıra sınıfsal bölünmeyi de yansıtıyor.

Yine yapılan araştırmalara göre Sosyalist Parti’nin adayına oy verenlerin yüzde 55’i, Sarkozy’nin tekrardan seçilmesini engellemek için sandık başına gittiğini belirtiyor. Yani Hollande’in cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmasını sağlayanların ezici çoğunluğu, adayın programını desteklediği için değil, diğerinin bilançosunu ret ettiği için oy kullanmış. Elbette, Sarkozy’nin 5 yıllık sosyal bilançosuna bakıldığında, emekçilerin her alanda yaşam koşullarının kötüleştiğini, alım güçlerinin düştüğünü ve işsizliğin arttığını görülüyor. Ama maalesef, yeni cumhurbaşkanının seçim programı bu taleplere cevap verebilmenin çok gerisinde. Zira, 5 yıldır yürürlüğe giren emek düşmanı saldırıların ezici çoğunluğuna dokunmayacağını belirtti Hollande.

YÜRÜTME SP’NİN ELİNE GEÇECEK

Fransa’da seçim dönemi hala bitmiş değil ve 10 ve 17 Haziran’da Fransa’da milletvekili seçimleri gerçekleşecek. Yarı başkanlık sistemine göre, parlamentoda cumhurbaşkanını destekleyenlerin çoğunluğu oluşturması önem taşıyor. Zira cumhurbaşkanı ülkeyi yönetiyor, ama sunulan yasa taslaklarının parlamentoda onaylanması gerekiyor.

Milletvekili seçim sonuçları şimdiden öngörmek elbette zor, ama kesin olan bir şey varsa o da cumhurbaşkanlığı seçimlerinde estirilen rüzgarın bu seçimlere yansıyacağıdır. Yani Sosyalist Parti’nin ya tek başına ya da diğer “sol” partilerle birlikte mutlak çoğunluğu ellerinde tutacağı ve bu yönlü bir hükümet oluşturacağına kesin gözüyle bakılıyor. Bu durumda 1958’den bu yana yürürlükte bulunun 5. cumhuriyet tarihinde bir ilk oluşacak. İlk defa bir siyasi parti ülkenin hemen hemen tüm yürütme organlarını elinde bulundurmuş olacak. Cumhurbaşkanlığı, senatoda çoğunluk, ülkenin en büyük bir çok belediyesi, il meclislerinin (Département) ezici çoğunluğu, bölge meclislerinin (Région) hemen hemen tümü ve bir ay sonra da parlamentodaki çoğunluğu 60 senedir ilk defa bu kadar yürütme organının elinde olacak. Örneğin, sol güçler 1958’den bu yana senatoda hiç bir zaman çoğunlu ellerinde bulunduramamışlardı. Sosyalist Parti’nin bu kadar güç toplamış olmasının tek nedeni Sarkozy’ye karşı ana muhalefet gücü olarak görünüyor olmasıdır.

HOLLANDE EMEKÇİLERİN TALEPLERİNE YANIT VERECEK Mİ?

Aslında emekçilerin taleplerine cevap verme ve temel ihtiyaçlarını karşılama konusunda önündeki tek engel Sosyalist Parti’nin kimin hizmetinde olmasıdır. Hollande da Sarkozy gibi burjuvazinin hizmetinde ve onun çıkarlarını temsil ediyor. Elbette, Sarkozy dönemi ile farkını kanıtlayacak bir şeyler yapması gerekiyor ve kesinlikle yapılacak da. Ama kriz döneminde alım gücü düşmüş emekçilerin, aylıkları dondurulmuş memurların, çalışma koşulları kötüleşmiş fabrika işçilerinin taleplerine şimdilik cevap verme diye bir niyeti yok yeni cumhurbaşkanının. Zira, bütçe açığını kapatma adı altına “tasarruf paketinin” zorunlu olduğunu belirtiyor. Yani kemer sıkma politikaları devam edecek. Yine “devlet harcamalarını” azaltma adı altına kamu hizmetini boğan Sarkozy’nin bu alandaki saldırılarını geri çekmiyor.

Yani Sarkozy döneminde yapılan tüm sosyal saldırıların özüne kesinlikle dokunmuyor. Görünen o ki, Hollande, emekçiler içerisinde büyüyen tepkileri azaltma ve Sarkozy’nin hayata geçirdiği sosyal saldırıların herkes tarafından “kabul” edilir hale getirmekle meşgul olacak. Ama Sarkozy döneminden emekçilerin çıkarttığı sonuçlar da var: Mücadele edilmeden hiç bir şey kazanılmaz. Sol Cephe’nin bu seçim sürecinde aldığı büyük başarı bunun bir göstergesidir. Uzun yıllardır ilk defa tüm emek cephesi bileşenlerinin daha net bir şekilde “sınıf mücadelesinden” bahsetmeleri de bunun bir işaretidir.