Yasak kararı kabul edilemez

Blockupy protestosu hazırlıklarını sürdüren kurumların temsilcileri Frankfurt Belediyesi tarafından konulan keyfi yasak kararını gazetemize değerlendirdi:

 

Werner Rätz, attac üyesi

Üç değişik protesto biçimine çağrı yapıyoruz: 17 Mayıs Perşembe günü “daha adil bir dünya kurmak” ve bunu insanlarla tartışmak üzere kamusal alanı işgal etmek öne çıkacak. Cuma günü, 18 Mayıs’taki eylemlerde, Avrupa hükümetlerinin krizi keskinleştiren güncel politikalarının ana aktörlerinden biri olan Avrupa Merkez Bankası bloke edilecek ve 19 Mayıs Cumartesi günü geniş, renkli ve uluslararası büyük bir mitingle Troyka politikalarının krizi derinleştirici rolü ve Avrupa ülkelerinin buradaki rolü protesto edilecektir.

Son yıllarda özellikle Almanya’da vatandaşın düşüncesi toplumsal yapıya, politikaya etkide bulunmuyor. Daha 80’lerin başında zamanın Başbakanı Helmut Kohl, yüzbinler hükümet politikalarını protesto ettiğinde, „köpekler havlar ve karavan yürür gider“ demişti. Bunun anlamı, Alman hükümetlerinin son 30 yıldır insanların düşüncesini ciddiye almadığıdır. Onlar iktidarlar ve istediklerini yapıyorlar. Bu nedenle düşüncelerimizi dile getirmekte başka biçimler bulmak zorundayız. Bu nedenle globalleşmeyi eleştiren hareketin son yıllarda işgal gibi daha etkili eylem biçimlerine ve içeriklerine yönelmeleri önemli bir adımdır. Ve bütün bu protesto eylemlerinde, son bir buçuk senedir Arap dünyasından başlayarak Şili, İsrail, ABD’yi saran ve şu anda Almanya’da uygulanan Occupy Hareketi gibi kamusal alanların işgali diğer bir kazanımdır.

Hareketlerin farklı gelenekleri, değişik nedenleri ve değişik uygulanışları var ve ona katılanlar neyin meşru neyin meşru olmadığına ilişkin her zaman aynı düşünceyi paylaşmayabilirler. Eylemi ortak biçimlendirmek her zaman kolay değildir. Frankfurt’taki işgal eylemlerinin somut yönlendirilmesinde her üç biçimin birlikte uygulanmasında ve her üç biçimin ortaklaştırılmasında ezici bir görüş birliğine ulaştık.

Eylemin yasaklanmasında Frankfurt Belediyesi özel bir davranış sergiledi. Belediye, başvurusu yapılmayan bir eylemin yasaklanamayacağını açıkça ilan etti. Yürüyüş ve miting için başvuruda bulunduk. Frankfurt Belediyesi aynı zamanda yasaklamadığı birşeyi yasakladığını ilan etti. Ben 19 Mayıs’taki yürüyüş ve miting için başvuruda bulundum ve elimde bir yasaklama emri yok. Yani şu anda miting ve yürüyüş tamamıyla meşrudur. Frankfurt Belediyesi internet sayfasından iki gündür bunun yasak olduğunu duyuruyor, ancak bu doğru değildir. Hakikaten belediye çok özel bir tavır sergiliyor.

Almanya’daki politik hareketlerde göçmenlerin katılımına ilişkin her zaman belirli zorluklara sahip olduk. Göçmenler toplumda olduklarından daha az öne çıkıyorlar. Burada göçmenleri temsil eden göçmen örgütlerin eylemlere katılımı sevindiricidir. Avrupa çapında eylemlere katılım olacağı için göçmenlerin katılımı da artacaktır. Toplantılarda göçmen kökenli daha fazla sayıda insanın daha fazla sorumluluk ve görev aldığını görüyoruz.

 

Willi van Ooyen, Hessen Parlamentosu Sol Parti Fraksiyon başkanı, Blockupy eylemi hazırlık komitesinden

Protestomuzda krize, savaşa ve kapitalizme aktif olarak karşı çıkıyoruz ve aslında Avrupa’da toplumsal bir alternatif geliştirmek istiyoruz. Bu amacımızdır ve bunu yapacağımız eylemlerle gerçekleştirmek istiyoruz. İnsanlar aydınlatılmalı, yönlendirilmeli ve kendi sorunlarını çözmelidir. İnsanlar, politikanın kendi sorunlarını çözeceği beklentisine girmemelidir. Şu anda sosyal yıkım politikalarını uygulayan ve Yunanistan’ı bize örnek gösterenlerin yapacağı politikalar tehlikelidir. Bu nedenle sokağa çıkıyoruz. Belediyenin yasaklama ihtimaline rağmen eylemlerin örgütlenmesi ve Frankfurt’ta banka ve banka iktidarına karşı protesto eyleminin gerçekleşmesi noktasında birleşmişlerdir.

 

Martin Behrsing, Almanya İşsizler Forumu’ndan

Bizler Blockupy hazırlık komitesindeyiz ve bizim için yasak yoktur. Çok iyi bir şekilde harekete geçeceğimizden hiç bir kuşkum yok. Şehir Belediyesi basına Blockupy’yi yasakladığını açıkladı ancak resmi bir yasak henüz yoktur. Eylem yasaklanırsa bile mahkeme kararları geri çevirebilir. Zira Belediye yürüyüş hakkına saldıramaz. Ancak Belediyenin yaptığı çok gariptir. Demokratik haklar basitçe çiğnenmek isteniyor. Bu bana biraz İspanya’yı hatırlatıyor. Şu anda orada demokratik haklar öylesine çiğneniyor ki, gelecekte İspanya’da eylem yapmak imkansız hale gelecektir.

 

Jana Seppelt, Ver.di Stuttgart, Sendika Sekreteri

Troykanın Avrupa Merkez Bankası’ndan, Avrupa Komisyonu’ndan ve IMF’den oluşan saldırı politikalarını ve Avrupa’da önemli bir etkinliğe sahip olan Alman Hükümeti’nin saldırılarını protesto etmek için eylem çağrısı yapıyoruz. İtalya, Yunanistan, İspanya ve Portekiz gibi ülkelerin ekonomilerini yerle bir etmeyecek sosyal bir Avrupa yaratmak için çağrı yapıyoruz. Son senelerdeki politikalar nedeniyle yıkıma uğrayan birçok insan kuşkusuz çok öfkeli. Onlar barışçıl bloke eylemleri yaparak, kamusal alanların kendi alanları olduğunu göstermek ve „burası bizim alanımız“, „burası bizim sokağımız“ demek istiyorlar.

Ver.di Stuttgart olarak değişik eylem biçimlerini destekleyeceğiz ve özellikle 19 Mayıs’taki eyleme katılacağız. Tek tek Ver.di üyeleri, tek tek sendikacılar da bloke eylemlerine katılacaklar.

Yasak bizi şaşırtmıyor. Bunu çok saçma buluyorum. Yürüyüş yapmak ve politik iradeyi sokağa taşımak demokratik bir haktır. Eylemin neden yasaklandığını açıklayamıyorum. Geçen hafta Mannheim’da Neo-Nazilerin eylemine izin verilmesi küstahlıktır. Orada toplanma yasağı yoktu. Toplumdaki çelişkileri görmek ve göstermek gerekli. Bunun için protesto özgürlüğü var. Üyelerimize, „Yürüyüş yapılmasını önemli buluyoruz. Başkalarının bloke eylemi yapabilmesi de önemlidir“ diyoruz. Üyelerimizin istediğini yapmaya hakkı vardır. Enternasyonal bir eylem yapılması, Yunan ve İspanyol arkadaşlarımızla ortak eylem yapmamız beni sevindiriyor.

Kamusal hizmet alanındaki uyarı grevlerinde bir Yunan arkadaşımız gösterimizde konuşma yaptı. Bize Yunanistan’da insanların neler yaşadığını anlattı: Ücretlerin yüzde 40’lara varan aşağı çekilmesi, yani genç insanlar için 511 Euro asgari ücret. TİS görüşmeleri de yok ve tabi bunu sendikacı olarak demokratik haklara yapılmış bir saldırı olarak değerlendiriyor ve saçma buluyorum. Bu durumda elbette sokaklar tek seçim olur. Herkesi burada görmek beni sevindirecektir.

 

Timeela Manandhar, Yeşiller Gençlik örgütü Federal Yönetim Kurulu üyesi

Bizim için önemli olan, krizle bu şekilde devam edilemeyeceğini göstermek olacaktır. Gerici hükümet politikalarının iflas ettiğine inanıyoruz. Bir dahaki krize hazırlık yapan, kalıcı Avrupa politikalarına ihtiyaç duyuyoruz ve dayanışmacı, sosyal adil ve özellikle ekolojik bir Avrupa için mücadele eden geniş, demokratik bir ittifakın kurulması bizi sevindiriyor. İttifakın tabanı geniş ve bu nedenle demokratik bir meşrutiye de sahip. Bazı noktalarda görüş farklılıklarım olsa da, uzlaşma sağlamak zorundayız. Eylemin yasaklanmasını kesinlikle saçma buluyorum. Belediyenin basına bütün eylemleri yasaklayacağını açıklaması saçmadır. Burada bunun arkasında yatan nedir diye sormak lazım. Bence birşey protesto ediliyorsa, onun yakınında olmak çok doğaldır. Demokratik bir şehrin yasaklama kararı alması düşünülemez. Yasağa karşı çıkacağız ve Avrupa kriz politikalarına karşı barışçıl olanaklarla mücadele etme olanaklarını yaratmaya devam edeceğiz.