Bir sünnet yasağımız eksikti!

Köln Eyalet Mahkemesi tarafından alınan sünnetin yasaklanmasıyla ilgili karar gerçekten ne kadar bağlayıcı?

Hakim neden böyle bir karar verdi? Karar sadece Müslümanlar için mi?..

Daha alta alta sıralayabileceğimiz benzer sorular şu sıralarda hem Almanya’da hem de başka ülkelerde en çok konuşulan konuların arasında.

Mahkeme’nin dini gerekçelerle çocukların sünnet edilmesini, “adam yaralama” kategorisine koyarak, bunu yapanlara 6 ay ila 10 yıl arasında ceza vermesi doğal olarak bu ülkede yaşayan Müslüman ve Yahudi inancından insanları tedirgin etti.

Çünkü karar hem çocuğun sünnet edilmesine karar veren ebeveynleri hem de sünneti yapan doktorların cezalandırılmasını öngörüyor. Bu nedenle pek çok hastanede artık sünnetler durma noktasına gelmiş.

Müslüman, Yahudi, Protestan, Katolik çevreler karara tepkili.

Günlerdir açıklama üzerine yapıyorlar: ‘Karar inanç özgürlüğüne aykırı’.

Almanya’da da yüzyıllardan beri yapılan sünnetin, mahkeme tarafından yasaklanarak, büyük bir tartışmayı başlatması gerçekten de ilginç bir karar oldu.

Yasaktan yana olanlar sünnetin ne kadar kötü, yasağa karşı çıkanlarsa ne kadar yararlı ve dinen gerekli olduğunu anlatıyor.

Özelikle Yahudilik ve Müslümanlıkta önemli bir yer tutan sünnetin yasaklanması doğal olarak bu inançtan gelen topluluklar arasında büyük bir tepki ve endişe yaratmış durumda.

Kararın fiili olarak bir işe yaramayacağı açık. Çünkü, dini vecibelerden biri olarak görülen sünnetin mahkeme tarafından yasaklanması durumunda bile bunun önüne geçilebilmesi hayli zor görünüyor.

Dolayısıyla, yasakla birlikte, “merdiven altında” sağlık koşulları yerinde olmayan ortamlarda sünnetin yapılmasının önü açılmış olacak.

Ama, özellikle Türkçe gazeteler ve İslami kurumlar, yasak kararına abartılı anlamlar yükleyerek bu gidişle dini açıdan şart olan namaz, oruç gibi temel ibadetlerin de yasaklanabileceğinden dem vurarak, korkuları ve endişeleri körüklüyorlar. Yani, uzun yıllardır her fırsatta sürdürdükleri korku ve endişe ticaretini bu kez ‘sünnet meselesi’ üzerinden devam ediyorlar.

Kimileri işi biraz daha ileriye götürerek Türkiye’de yapılan sünnetlerin de suç sayılacağını iddia etti.

Sanki, sınır kapılarında polisler oturup çocukları kontrolden geçirecek…

Eğer karar bir üst mahkeme tarafından bozulmaz ise, Almanya bununla sünneti yasaklayan ilk ülke unvanını eline alacak.

Halbuki, günümüz toplumlarında sünneti sadece Müslüman ve Yahudiler yapmıyor.

Sağlık ve temizlik gerekçesiyle Almanya’daki erkeklerin yüzde 15’i sünnetli.

Her yıl 50 bin Alman erkeği bu nedenle sünnet oluyor.

Keza ABD’deki erkeklerin yüzde 70’i hijyenik nedenlerden ötürü sünnetli.

Yani mesele salt Müslümanları ilgilendirmiyor. Bu yüzden, verilen kararı, son yıllarda siyaset dünyasında yaygın olarak İslam’la ilgili konuları provokatif tarzda kamuoyunun gündemine sokma girişimlerinin bir parçası olarak değerlendirmek pek yerinde olmayacaktır. Ama dini konuların siyasi bir hassasiyete kazandığı günümüzde hangi niyetle olursa olsun verilen bu kararın dini farklılıklar üzerinde süren tartışma ve bölünmelere olumsuz bir malzeme daha olacağı da açıktır.

Bakalım, Köln’de kuyuya atılan bu taşı çıkarmak ne kadar zaman alacak? (YH)