Romanya’da neler oluyor?

AB’nin en yoksul ülkelerinden biri olan Romanya’da, sağcı ve rüşvetçi cumhurbaşkanı Traian Basescu’nun meclis tarafından görevinden alınması AB ve ABD’yi tedirgin etti. Basescu hakkında son sözü 29 Temmuz’da yapılacak referandumda halk söyleyecek.

 

Avrupa Birliği’nin en yoksul ülkelerinden biri olan Romanya’da, muhafazakar Cumhurbaşkanı Traian Basescu ile sosyal demokrat Başbakan Victor Ponta arasında başlayan iktidar mücadelesine, AB ülkeleri de dahil oldu. Muhafazakar-sağ çizgide izlediği politikalarla Romanya halkını yoksullaştıran ve özelleştirmeleri sonuna kadar savunan Basescu’nun cumhurbaşkanlığından alınması için hükümet tarafından başlatılan süreç bu yoksul ülkede önümüzdeki dönem çatışmaların daha da derinleşerek devam edeceğinin göstergesidir.

Doğu Bloku’nun yıkılmasından sonra Doğu Avrupa’da AB ve ABD’nin önemli üslerinden biri haline getirilen 21 milyon nüfuslu Romanya’da şimdi kartlar yeniden karıştırılmış durumda. 2004’ten beri cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan ve görev süresinin dolmasına daha iki yıl kalan Cumhurbaşkanı Basescu, geçtiğimiz mayıs ayında zorunlu olarak Sosyal Demokrat Parti’nin (PSD) Genel Başkanı Victor Ponta’yı hükümet kurmakla görevlendirdi ve Ponta da liberallerle ortaklık kurarak işe başladı. Bu yılın sonunda yapılması planlanan seçimlere kadar başbakanlık görevinde bulunacak Ponta ve partisinin kazanmasına ise şimdiden kesin gözüyle bakılıyor.

Ancak başbakanlık koltuğuna oturur oturmaz Basescu ve ona yakın çevreler tarafından doktora tezinde intihal yaptığı gerekçesiyle görevden el çektirilmeye çalışıldı. Ancak bunda başarılı olunmadı.

Mecliste çoğunluğu sağlayan Ponta ve partisi, sağcı partilerin kurmuş olduğu yerleşik düzeni ve yasaları kendi lehine düzenlemek için hızlı bir şekilde çalışmaya başladı. İlk iş olarak parlamento ve senato başkanlarını görevden aldı, başta medya olmak üzere kilit noktalara kendi adamlarını yerleştirdi. Ayrıca, Basescu’ya yakınlığı ile bilinen, yolsuzluk ve rüşvet olaylarına karışan çok sayıda bürokratı görevden aldı. Bu temelde en önemli adımı ise Anayasa Mahkemesi’nin yetkililerini kısıtlamak ve referandum yasasını değiştirmek yönünde oldu. Buna göre, pek çok konuya referandum yoluyla karar verilecek. Referandumun sonuçları, seçmen listesine kayıtlı olanların sayısına göre değil, referanduma katılım oranına göre belirlenecek. Yeni düzenlemeye göre ayrıca Anayasa Mahkemesi parlamentonun aldığı kararları da denetleyemeyecek, hükümete danışmanlık yapacak.

 

MECLİS BASESCU’YU GÖREVDEN ALDI

Sosyal demokrat-liberal hükümetin yapmış olduğu düzenlemeler 6 Temmuz günü somut olarak Cumhurbaşkanı Basescu’ya kadar uzandı. Pek çok konuda görevini kötüye kullanan, rüşvet olaylarına karışan, zaman zaman azınlıklara karşı düpedüz ırkçı açıklamalarda bulunan Basescu, 6 Temmuz günü mecliste yapılan oylamayla görevinden alındı. Basescu’nun karara karşı Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuru da sonuçsuz kaldı. Nihai karar, 29 Temmuz günü yapılacak halk oylamasında karar verilecek.

Bugüne karşı izlediği politikalar ve karıştığı yolsuzluklardan ötürü halk tarafından güvenoyu alması beklenmeyen Basescu’nun cumhurbaşkanlığından referandumla alınmasına kesin gözüyle bakılıyor. Bu aynı zamanda, Avrupa’da bir cumhurbaşkanın halk tarafından görevden alınması açısından neredeyse bir ilk olma özelliği taşıyacak.

 

AB VE ABD TELAŞTA

Görevde bulunduğu süre içerisinde Anayasayı ve yasaları kendi keyfine göre düzenleyen, muhaliflere karşı her türden karalama ve saldırı kampanyası düzenleyen Basescu’nun yaptıklarına sesini çıkarmayan, hatta destek veren AB ve ABD şimdi gelişmelerden büyük bir endişe duyuyor. Bu temelde, Ponta Hükümeti’ne yoğun bir baskı yaparak, alınan kararların yeniden gözden geçirilmesini istiyor. İşbirlikçisi Basescu’dan kolay bir şekilde vazgeçmek istemediği mesajını veriyor.

Gelişmeleri endişeyle izleyen AB Komisyonu, Başbakan Ponta’yı önceki gün Brüksel’e çağırarak isteklerini iletti. Komisyon Başkanı Jose Manuel Barroso, Ponta ile yaptığı görüşmeden sonra basına yaptığı açıklamada, uluslararası hukuk kurallarının ihlal edilmesinden endişe duyduklarını ifade etti. Ayrıca, Romanya Hükümeti’nden yargının bağımsızlığı ilkesine saygı duymalarını talep etti. Basescu’nun karıştığı yolsuzluk olayları konusunda ise bir uzmanlar kurulunun oluşturulmasını önerdi.

Ponta da görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, Barroso’dan yanıtlamak üzere çok sorulu bir liste aldığını, buna en kısa zamanda yanıt vereceklerini ifade etti.

Görüşmelerden sonra AB Komisyonu, önümüzdeki hafta Çarşamba günü Romanya ile ilişkilerin nasıl yürütüleceği konusunda karar vermek üzere toplanacak. Bu temelde şimdiden bazı tehditler yapılmaya başlandı. AB Adalet Komiseri Viviane Reding, şu anda Romanya mahkemeleri tarafından alınan kararların tanınmaması ve ülkenin Schengen Bölgesi’ne dahil edilmemesinin masaya yatırıldığını söyledi.

Böylece, AB kendisine göre bir düzen kurmak için Romanya’ya yaptırımlarda bulunacağı mesajını vermiş oldu.

 

ALMANYA ELÇİYİ ÇAĞIRARAK UYARDI

Aynı şekilde, Romanya ile en sıkı ticari ilişkileri olan Almanya da gelişmeleri kaygıyla izliyor. İşbaşındaki hükümet AB karşıtı ya da eleştiride bulunmadığı halde, sadece AB’nin sadık bir müttefikini görevde aldığı için bu denli aşırı endişe duyan Almanya, Romanya’nın Berlin Büyükelçisi’ni önceki gün Başbakanlık Dairesi’ne çağırarak uyardı. Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle de Romanya’da sosyal demokrat-liberal hükümetin yaptıklarını endişeyle izlediklerini, bunlara bir son verilmesi çağrısında bulundu.

Benzer şekilde ABD yetkilileri de, işbirlikçileri Basescu’nun görevden alınmasına karşı uyarıda bulundu.

 

DOĞU AVRUPA’DA ÖNEMLİ GELİŞMELER OLABİLİR

SSCB’nin dağılmasından sonra AB ve ABD tarafından ekonomik ve siyasi olara tam anlamıyla kontrol altına alınan Doğu Avrupa ülkelerinde uzunca bir zamandır halk arasında tepki ve huzursuzluk kendisini değişik şekillerde gösteriyor. Romanya, Polonya, Macaristan, Bulgaristan gibi ülkelerde bir taraftan ABD ve AB’nin çıkarlarına göre özelleştirmeler yapılırken, NATO tarafından askeri üsler kurulurken, diğer taraftan ise bunlara karşı tepkiler ortaya çıktı. Bu tepkilerin bir bölümü, Polonya ve Macaristan’da olduğu gibi sağcı-milliyetçi akımlarda kendisini gösterdi. Romanya’da batının işbirlikçilerine karşı ortaya çıkan tepki şimdilik başka bir işbirlikçi olan sosyal demokratlar etrafında yedeklenmiş durumda. Ama buna rağmen ülkede çıkar çatışmaları, sınıf çelişkileri giderek derinleşiyor.

Ekonomik krizin de etkisiyle Doğu Avrupa ülkelerinde yoksulluk, işsizlik ve sefalet günden güne artıyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde Doğu Avrupa ülkelerinde önemli gelişmelerin olacağı bugünden söylenebilir.