Başpınar Organize Sanayide neler oluyor?

Mecit Bozkurt*

 

Gaziantep tekstil, gıda, petro-kimya işkolunda yüz binlerce işçinin çalıştığı bir kent.  Dışarıdan bakıldığında bu kent hep kamuoyunda yemekleriyle, baklavasıyla, ilk 500 firma arasında görünen işletmeleriyle anılır. Burada yaşayan insanların mutlu ve refah içinde bir yaşam sürdürdükleri gibi bir izlenim vardır. Çünkü bu kent genelde yalnızca büyük patronların başarıları ve açıklamalarıyla gündeme geliyor. Ancak bunun böyle olmadığını son bir haftadır Başpınar Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan Şireci, Gürteks, Gür İplik, Motif İplik ve Canan Tekstil’de iş bırakan işçiler gösteriyor. Bu kentin patronlar için cennet kendileri için ise tam bir cehennem olduğunu, iş bırakarak, topluca işyerleri önünde günlerce süren eylemler yaparak gösteriyorlar.
Direnişteki bir Gürteks işçisi feryat ederek “Yeter artık! Patronların bizi kölece çalıştırmalarına ne zamana kadar müsaade edeceğiz? Bizi insan yerine dahi koymuyorlar, biz artık bu koşullarda yaşamak istemiyoruz!” diye haykırıyor. Şireci Tekstil’de çalışan bir işçi şunları söylüyor: “Pazar, bayram demeden üç kuruş paraya çalışıyoruz. Her pazar çalıştığımız için ne ailemize ne çocuklarımıza zaman ayırabiliyoruz. Ben çocuklarımla pikniğe gitmek istiyorum. Çocuğumu omzuma alıp gezdirmek istiyorum, onlara salıncak yapıp kendi ellerimle sallamak istiyorum.”
Tabi ki bu durum Antep’te ilk defa yaşanmıyor. Bundan on altı yıl önce yine sıcak bir temmuz ayında Ünaldı dokuma işçilerinin 20 bin işçiyle, 540 işyerinde başlatmış olduğu o büyük direnişi hatırlatıyor bugün Başpınar’da ayağa kalkan işçilerin mücadelesi. O dönemde de işçiler düşük olan ücretlerine zam için, sigorta, yıllık izin ve bayram ikramiyeleri için bir ay süren büyük bir direniş gerçekleştirdiler. Bu direniş sonunda bütün taleplerini kabul ettirdiler.
Antepli patronlar sürekli açıklamalar yaparak ne kadar büyüdüklerini, beş organize sanayi bölgesinin kendilerine yetmediğini ve kendilerine yeni alanlar açılmasını, daha fazla teşvik verilmesini istemektedirler. Bundan 10 yıl önce işçilerin yılda 4 ikramiyeleri vardı, pazar ve bayram günleri çalışmayarak ailelerine zaman ayırabiliyorlardı. Patronlar bu kadar büyürken, geçen yıllar içinde işçilerin ikramiye ödenekleri önce aylıklara bölünüp sonrada tamamen ortadan kaldırılmıştır. Bu uygulamalara düne kadar sessiz kalan binlerce işçi iş bırakarak bu duruma isyan etmiş ve talepleri karşılanana kadar da çalışmayacaklarını ilan etmişlerdir. Eğer işçiler birliklerini kaybetmez ve birlikte hareket ederlerse kazanmanın önünde hiçbir engel görünmemektedir. Nasıl 16 yıl önce Ünaldı işçileri kazandıysa, bugünde Başpınar işçilerinin kazanacaklarına inancımız sonsuzdur.
Bu direnişlerle ilgili birkaç cümleyle de, Antep’teki yerel basın ve emniyetin tutumuna değinelim. Yerel basın (bir ikisini dışında tutarsak )direnişteki işyerlerinin ismini vermeyip patronların istediği gibi haberler yapmaktadırlar. Yine görevi sadece oradaki asayişi ve güvenliği sağlamak olan emniyet görevlileri sürekli işçilere yaptıklarının yanlış olduğunu ve işyerlerinin önünde beklememelerini söyleyerek, işçilere gözdağı vermeye çalışmaktadırlar. Bununla da kalmayan emniyet görevlileri, başta partimiz Emek Partisi olmak üzere işçilere destek amacıyla gelen kurumları provakotör olarak gösterip, işçileri yalnızlaştırmaya çalışarak suç işlemektedirler. Eğer işçiler bu kararlı tutumlarında ısrar ederlerse bu oyunların hepsini boşa çıkacaktır.

 

DİRENİŞTEKİ İŞÇİLER NE İSTİYOR?

Düne kadar ellerinden alınan bütün haklarını yeniden istemektedirler ve bunun için de işyerlerinde oluşturdukları komitelerle toplantılar yapıp taleplerini ortaklaştırmışlardır.Yani Ünaldı’da olduğu gibi taleplerini yazılı hale getirip bundan sonraki süreçte hep birlikte mücadele edeceklerini ilan etmişlerdir. Esas önemli olan da budur. Çünkü işçilerin talepleri öyle kabul edilemeyecek talepler değildir.
İşçiler ücretlerinin 1000 TL olmasını istiyorlar. İkramiyelerini aylık üzerinden değil, ücret tutarında 4 ikramiye olarak ve üç ayda bir ayrıca ödenmesini istiyorlar. Fazla çalışma ve pazar mesailerinin zorunlu olmaktan çıkarılmasını istiyorlar
Bunlar karşılanamayacak talepler değildir. Ama bugüne kadar hiçbir işletmede işçiler mücadele etmeden hiçbir hak elde edememiştir. Bu taleplerimizi elde etmek istiyorsak kesinlikle birliğimizi bozmadan hep birlikte hareket etmemiz gerekiyor. Gün direnişte olan işyerleriyle dayanışma içinde olma günüdür. Antep’teki tüm emek ve demokrasi güçleri olarak bu direnişi yalnız bırakmama ve bütün ayrılıkları bir kenara bırakıp omuz omuza verme günüdür. Unutmayalım ki gücümüz birliğimizden gelir!

* Emek Partisi Gaziantep İl Başkanı