Treptow Parkı’ndaki Kızılordu Anıtı

urlSemra Çelik

Berlin, defalarca gitseniz, hatta yıllarca orada yaşasanız gezmediğiniz, görmediğiniz yer ve anıtların olduğu bir şehir. Neyle ilgilendiğinize, neleri merak ettiğinize bağlı olarak her seferinde yeni sürprizlerle karşılaşabilirsiniz…

Savaşa, faşizme karşı mücadele ilgi alanınız ise, görmeniz gereken anıtlar arasında mutlaka 8 Mayıs 1945’te Berlin’e Kızıl Bayrak’ı diken Sovyet Askerleri için yapılan anıtlar olmalı. Berlin’de bu konuda oldukça önemli üç anıt var: Treptow Parkı, Pankow ve Tiergarten’deki anıtlar…
Üçünün de ortak özelliği, sadece anıt değil aynı zamanda savaşta ölen 80 bin Sovyet askerinin mezarlığı da olmaları…
Bir zamanların Doğu Almanya Cumhuriyeti sınırları içinde kalan Treptow Parkı’ndaki Sovyet Onur Anıtı ve Sovyet Askerleri Mezarlığı ise hem inşası hem de görkemiyle diğerlerinden farklı. 1949’da yapımı tamamlanan anıt, oldukça geniş bir alana kurulu. Böyle olması da doğal, çünkü 7 bin asker bu alanda yatıyor.
Anıtın yapılma kararı 1946 yılında alınmış. Faşizme karşı mücadelede, Anavatan’ın savunulmasında canlarını yitiren askerlere layık bir anıt yapılması için sanatçılar arasında bir yarışma açılmış. Kazanan  mimar Jakow S. Belopolski, heykeltraş Jewgeni Wutschetitsch, ressam Alexander A.Gorpenko ve mühendis Sarra S. Walerius’tan oluşan “Yaratıcı Kolektif” olmuş.
Berlin’in Treptow semtindeki Puşkin Alanı’ndan yürüyerek parka geldiğinizde Zafer Anıtı ile karşılaşıyorsunuz. Anıtın üzerindeki “Anavatan’ın özgürlüğü ve bağımsızlığı için canlarını veren fedakar adsız askerlere” yazısı nereye adım attığınızı vurguluyor. Biraz ilerleyince üç metre yüksekliğindeki bir kadın heykeliyle karsılaşıyorsunuz. Savaşta ölen çocukları için yas tutan bu ana aslında Anavatan’ı temsil ediyor.

Artık mezarlığa ve anıtın en görkemli heykeline doğru giden yoldasınız… Kayın ağaçları arasında uzanan yemyeşil bir alan… Kızıl granitten yapılmış, karsı karsıya duran iki kızıl bayrak, önlerinde ellerinde makineli tüfekle diz çökmüş iki Sovyet askeri sanki mezarlığı koruyor… Soldaki epey yaslı, sağdaki ise epey genç. Alanın ortasında, bilmeseniz mezar olduğunu anlayamayacağınız mezarlar var, tam 7 bin askerin mezarı. Mezarların ötesinde çok yüksek, çok görkemli bir anıt duruyor ama ona giden yol, üzerilerinde Stalin’in anavatan savunmasıyla ilgili söyledikleri sözlerin yazılı olduğu rölyeflerle donatılmış. Savaş ve faşizme karşı mücadele tarihinden kesitler içeren kabartmaların bulunduğu rölyeflerin bir sırasındakilerde Almanca diğer sıradakilerde ise Rusça sözler bulunuyor.

Sadece heykellere bakarak değil, yazılanları okuyarak o dönemi gözlerinizin önünden bir film şeridi gibi geçiriyorsunuz ve 12 metre yüksekliğinde, 70 ton ağırlığındaki görkemli Sovyet Askeri heykeline erişiyorsunuz.

Genç bir asker bir kolunda faşizmden kurtardığı bir Alman çocuğunu taşıyor, ayaklarının altında ise parçalanmış gamalı haç var. Heykeltıraş, değişik röportajlarında askerin kolundaki çocuğun somut bir olaya dayanmadığını, sembolik bir anlamı olduğunu söylese de yaygın kanı, 2001 yılında ölen Nikolaj Iwanowitsch Massalow adındaki askerin, 30 Nisan 1945’teki Kızıl Ordu yürüyüşü sırasında Landwehrkanal yanında tek başına duran bir çocuğu kucağına alarak emin bir yere götürmesini anlattığıdır. Landwehrkanal’ın yanında bu asker anısına bir tabela yerleştirilmiş.

Doğu Almanya Cumhuriyeti döneminde her yıl 8-9 Mayıs’ta büyük törenlerin yapıldığı anıt, iki Almanya’nın birleşmesi sonrası saldırılarla karsılaşmış. Heykellerin üzerlerine yazılar yazılmış, boyalar dökülmüş. 16 Aralık 1992 ‚de Rusya Federasyonu ile Federal Almanya arasında yapılan anlaşma ile Almanya anıtın bakim ve korunmasını üstlenmiş, ama ne zamana kadar?
Evrensel Basım yayın tarafından çıkarılan “Oder Kıyısında İlkbahar” romanını okuduysanız, Almanya’nın faşizmden kurtarılması denince ilk akla gelen resmin, kızıl bayrağı Reichstag’a diken Sovyet askeri olduğunu bilirsiniz. Vakit ayırır da Treptow’daki anıtı ziyaret ederseniz emin olun ikinci resim, bir elinde Alman çocuk, ayaklarının altında gamalı haç olan bu Sovyet askeri olacak…

Bilinmez birçok heykeli yok ederek tarihi yok edeceklerini, çarpıtacaklarını sananlar burayı da hedeflerine koyabilirler. Öyleyse acele edin!
Faşizme karşı direnen, sosyalist Anavatan’ı ve tüm insanlığı kurtaranlara bir ‚teşekkür‘ demek için, geç kalmadan…