Almanya’da sanayinin rolü büyüyor

Federal İstatistik Dairesi (DESTATİS) tarafından yapılan açıklamada, Almanya’da sanayinin rolünün büyüdüğü bildirildi. 2 Kasım günü yapılan açıklamada, “2011 yılı genelinde sanayi üretiminin GSMH’daki payı yüzde 26,2’ye çıkarak yeni bir rekor kırıldı” denildi. Ekonomik krizle birlikte gerileyen bu oranın 2009 yılında 23,3’e kadar düştüğünü bildiren DESTATİS, “Özelikle gelişmekte olan ülkelerdeki taleple birlikte sanayi üretimi yeniden yükselişe çıktı” denildi. 2007’de sanayi üretiminin GSMH’daki payının yüzde 26,4 olduğuna dikkat çekilen açıklamada, 2012’de bu oranın aşılma ihtimalinin yüksek olduğu vurgulandı.

 

“GIPTAYLA BAKIYORLAR”

“Alman Modeli”nin AB genelinde uzun yıllar gülümsemelere neden olduğu hatırlatılan açıklamada, “Fakat gelinen yerde bütün AB ülkeleri yeniden endüstrileşme için büyük çaba gösteriyorlar. Ne var ki, ekonomik durum birçok kez buna el vermiyor” denildi. Komşu ülkelerin şimdi Almanya’ya gıptayla baktığı ileri sürülen açıklamada, “Almanya’dan sonra en büyük ekonomiye sahip ülkelerin sanayi üretimlerinin GSMH’daki payı oldukça düşük. Bu oran Fransa’da yüzde 12,6, Büyük Britanya’da yüzde 16,5, İtalya’da yüzde 18,6 ve İspanya’da yüzde 16,9 düzeyinde seyretmekte. AB genelinde GSMH’daki en düşük sanayi oranı yüzde 8,3 ile Lüksemburg’da olurken, en yüksek oran ise yüzde 30,2 ile Çek Cumhuriyeti’nde” denildi.

“Artık Almanya örnek alınacak ülke konumuna geldi” denilen açıklamada, “Örneğin kısa bir süreye kadar finans sektörü üzerinde yoğunlaşan Büyük Britanya, sanayi üretimini artırmak için özel programlar hazırlıyor” denildi.

2011 yılında Almanya GSMH’da en büyük payın yüzde 68,3 ile hizmet işkolunda, en küçük payın ise yüzde 0,9 ile tarımda olduğu bildirilen açıklamada inşaat sektörünün GSMH’daki payı ise yüzde 4,6 olarak verildi. (YH)

 

 

 

 Dünyanın en tehlikeli bankaları

Uluslararası Mali İstikrar Konseyi (MİK), dünya ekonomik sistemi için en önemli ve dolayısıyla en tehlikeli bankaların yer aldığı listesini yeniledi. Buna göre Almanya’nın en büyük bankası Deutsche Bank, dünyanın en tehlikeli dört bankası arasında yer alıyor.

Sözkonusu listede “uluslararası mali piyasa sistemi için çok önemli” olan toplam 28 banka yer alıyor. Bunlar arasında ise ilk dört büyük bankaya aynı zamanda “en tehlikeli banka” sıfatı veriliyor. 2008 sonunda yatırım bankası Lehman Brothers’in batması ve uluslararası mali piyasa sisteminin neredeyse tamamen çökmesine neden olmasının ardından oluşturulması karar altına alınan listede yer alan bankaların ana sermayelerini yükseltmeleri gerekiyor.

MİK’in verilerine göre Deutsche Bank’ın 2016-2019 yılları arasında bilançoya oranla ana sermayesini yüzde 2,5 artırarak yüzde 9,5’a çıkarması gerekiyor.

Bu önlemde amacın, ‘bankanın batması durumunda riskleri ana sermayesi sayesinde tek başına omuzlayabilmesi olduğu’ ileri sürülmesine karşın bu, gerçeği yansıtmıyor. Nitekim Federal Merkez Bankası Yönetim Kurulu üyesi Andreas Dombre tarafından yapılan bir açıklamada, “G20’ler tarafından bankaların batmasına karşı hazırlanan ajandada gerçek anlamda ciddi bir adım atmış değiliz. Eğer bugün büyük bir banka batarsa reaksiyonlarımız ve uygulayabilecek önlemlerimiz mali kriz öncesinden çok farklı değil” dedi.

Bunun ise pratik olarak devletin “batmasına göz yumamayacağı bankalara destek çıkmak zorunda olduğu” anlamına geldiğini söyleyen Dombre, “Gerçeği söylemek gerekirse planlananın çok gerisindeyiz. En kötü durumda yaşananlar tekrarlanacak” dedi.

Dünyanın en tehlikeli dört bankası arasında Deutsche Bank’ın yanı sıra ABD bankaları Citigroup ve J.P. Morgan Chase ve Büyük Britanya bankası HSBC bulunuyor. Söz konusu banklaar, yatırım bankacılığı ve özel müşteri hizmetlerini aynı anda yürütüyorlar. (YH)