Obama 2. kez seçildi

6 Kasım’da ABD’de yapılan başkanlık seçimlerini 2. kez Barack Obama kazandı. İçeride ve dışarıda sorunların büyüdüğü bir dönemde yeniden başkanlık koltuğuna oturan Obama’nın bu dönemde beklentilere yanıt veren bir politika sergilemesi beklenmiyor.

 

Barack Obama 2012 başkanlık seçimini kazanarak 4 yıllığına yeniden ABD Başkanı oldu.

Resmi olmayan sonuçlara göre, Obama’nın 303, Romney’nin ise 206 delegesi var. Başkan seçilmek için 270 delege gerekiyordu. Demokrat Parti oyların yüzde 50’sini alırken, Cumhuriyetçi Parti’nin oyları yüzde 49’da kaldı.

ABD’de 200 milyon seçmenin yaklaşık 107 milyonu sandık başına gitti. 53 milyon 528 bin seçmen oyunu Obama’ya verirken, 52 milyon 825 bin seçmen de Romney’i tercih etti.

Pennsylvania, Michigan, Wisconsin, New Hampshire, Ohio ve Virginia gibi eyaletlerin kazanılması Obama’ya zaferi getirdi. ABD’nin 45. başkanı olan Obama, son duruma göre, 50 eyaletten 25’inin seçici delegesini kazandı.

Başkanlık seçiminin yanı sıra, Senato ve Temsilciler Meclisi üyelikleri için de seçim yapıldı.

Demokratlar Senato’da, Cumhuriyetçiler ise Temsilciler  Meclisi’nde sahip oldukları çoğunluğu muhafaza etti.

Barack Obama son iki yılda olduğu gibi önümüzdeki dönemde de iktidarı Cumhuriyetçilerle paylaşmak durumunda kalacak. Yürütme erki Demokratlar’ın  ve Kongre’nin alt meclisi Cumhuriyetçilerin kontrolünde olacak.

İki adayın ülke çapında elde ettiği oylar birbirine çok yakın çıktı. Ancak Amerikan seçimleri iki dereceli seçim esasına göre yapıldığından adayların elde ettiği toplam oy yeni başkanın seçilmesinde rol oynamadı.

EŞEKLERLE FİLLERİN TEPİŞMESİ

ABD seçimleri adeta “eşeklerle fillerin tepişmesi” şeklinde gerçekleşti. Zira, Demokratların amblemi eşek, Cumhuriyetçilerin amblemi fil. Hem Amerika iç politikası hem de dünyaya bakışları açısından birbirinden üslup dışında hiç bir farkları olmayan bu partiler arasında süren seçim yarışından dünya yararına, Amerika halkı yararına yeni bir durum ortaya çıkmadı.

Obama’nın dört yıl boyunca yaptıkları, önümüzdeki dört yıl boyunca yapacaklarının teminatı. Ekonomik krizin etkisiyle sosyal sorunlar alabildiğinde artarken ve işsizlik yükselirken, dış politikada saldırganlık devam edecek. Ancak, Obama’nın rakibi Mitt Romney daha açık ve sert bir şekilde İran’a, Rusya’ya ve Çin’e mesajlar verirken, Obama bunu daha yumuşak bir üslupla dile getiriyor.

 

‘HASTA ADAM AMERİKA’

Bu devasa sorunlardan ötürü Obama için 2. dönem pek kolay olmayacak. Zaten seçimlerden sonra yaptığı konuşmada kendisi de bunun açık mesajlarını verdi. Çünkü ABD, artık kolay yönetilen ve dünyada istediğini yapabilen bir ülke konumunda değil. Der Spiegel dergisinin seçim haftasında hazırladığı “Amerikalı Hasta” kapağı durumu özetler nitelikte. Hasta yatağında seruma bağlanmış, ateşi yükselmiş Amerika artık geçmişteki tek egemen pozisyonunu yitirişini temsil ediyor.

 

SINIF ÇELİŞKİLERİ DERİNLEŞTİ

Açıktır ki, ABD, Obama dönemine denk gelen ekonomik krizle birlikte sınıflar arası çatışmaların, uçurumun büyüdüğü ve keskinleştiği bir ülke haline gelmiştir.

Hem de krizin etkisini hafifletmek için kriz içerisindeki bankaları ve tekelleri kurtarma, kimisini zararıyla birlikte kısmen devletleştirmek için 787 milyar Dolarlık konjonktür paketi hazırlanması, sağlık reformunun çıkarılmasına rağmen…

Ve 2. Obama döneminde de bu çelişkilerin derinleşerek devam edeceğinin işaretleri sözkonusu. Bu açıdan Obama’yı uluslararası alandaki zorlu gelişmeler kadar ülke içindeki sosyal çelişkiler ve artan toplumsal problemler de sıkıntıya sokacak görünüyor.

 

ÇÖKÜŞTEN SAVAŞLA ÇIKMA HESAPLARI

Amerika’nın asıl yükselişinin İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra oluşan dünya dengelerine bağlı olduğu göz önüne alındığında, ABD sermayesinin bu çöküşü yine savaşlarla durdurma niyetinde olduğu anlaşılıyor. W. Bush döneminde başlatılan savaşlar asıl olarak Obama döneminde de devam etti, Libya, Suriye gibi yenileri eklendi. En önemlisi de ABD, bu yılın başında ilan ettiği yeni Pasifik Stratejisi ile Çin ve Rusya ile daha gerilimli bir sürecin içerisine girmeye hazırlanıyor. Hem Ortadoğu hem de Uzakdoğu’daki gelişmeler, Obama’nın bu dönemde daha saldırgan bir dış politika izleyeceğini ortaya koyuyor. Bu açıdan, eşeklerle fillerin tepişmesinden dünya halklarına ve ABD’li emekçilere hayırlı bir sonucun çıkması söz konusu değil. (YH)

 

 

AMERİKAN SEÇİM SİSTEMİ

 

ABD’deki başkanlık seçimleri farklı ve karmaşık aşamalardan oluşuyor. Partilerin ön seçimle başkan adayını belirlemesinden sonra, seçim gününde başkanı seçecek Temsilciler Meclisi’ne hangi partinin daha fazla temsilci göndereceği asıl önemli.

ABD seçim sistemindeki belli başlı kurumlar ve dikkat çeken noktalar şöyle:

 

– ABD’de vatandaşların muhtarlıklara kayıt yapması zorunlu olmadığı için, kendisini seçim listelerine yazdırmayanların oy kullanması söz konusu değil.

– Seçme yaşı 18.

– Her eyaletin iki senatör göndermesiyle oluşan 100 sandalyeli Senato’nun seçimleri ise 6 yılda bir yapılıyor. Ancak senato üyelerinin üçte biri her iki yılda bir doğrudan seçimle yenileniyor.

– Eyaletlerin nüfus oranına göre seçilen temsilciler kongreye gönderiliyor.  Örneğin, 2010 sayımına göre 35 milyon nüfuslu Kaliforniya eyaletinin 55 temsilcisi varken, 25 milyon nüfusu olan Texas’ın 38, 926 bin nüfuslu Montana eyaletinin 3 temsilcisi var.

– Bir eyalette en fazla oyu alan aday bütün temsilcileri kazanıyor. Başkanlık seçimlerini bu yüzden en çok nüfusu yüksek ve temsilci sayısı fazla olan eyaletlerde kimin birinci olduğu tayin ediyor. Bu yolla seçilen Temsilciler Meclisi/Kongre’nin 435 üyesi bulunuyor.

– Başkanı seçecek Seçici Kurul (Electoral College), 435 kongre üyesi, 100 senatör ve 3 Washingthon DC delegesinin katılımıyla 538 kişiden oluşuyor.

– Bütün bunlardan ötürü tek başına başkanın fazla oy alması yeterli değil, önemli olan Seçici Kurulda en az 270 oya sahip olması gerekiyor.