Toplu sözleşme hakkımızı söke söke alacağız

Murat Güneş, 1995’ten beri Hamburg Neupack’ta çalışıyor. İşyerinde sendikal mücadelenin önde gelen isimlerinden biri olan işçi temsilcisi Güneş, grev öncesi ve grevden sonra işçilerin hak alma mücadelesiyle ilgili sorularımızı yanıtladı.

 

50 yıldır sendikal hakları engellenen ve toplu sözleşme yaptırılmayan bir işyerinde hak alma mücadelesine giriştiniz. Nasıl başladı mücadeleniz?

2002 yılında firmadaki kadınların öncülüğünde bir hak alma hareketi başlamıştı. Beni de davet ettiler aralarına. Sendikal çalışmaya başladığımda birçok insan ‘yapma etme, daha önce çok denediler olmadı’ diye beni vazgeçirmek istedi. Ama o günden bu yana hak alma çabamız sürdü. İlk kez 2003 yılında işyeri işçi temsilciliğini kurduk. Seçimler yapıldı ve mücadeleci işçiler olarak çoğunluğu kazandık. 2006 yılına kadar işyeri temsilciliği başkanlığı yaptım. Dil sorunu bir yandan, işverenin baskıları bir yandan ilk yıllar bayağı zor oldu. Temsilciliği ayakta tutmaya çalıştık ilk etapta. Beni ve diğer arkadaşlarımı işten atmak istediler, aylıklarımızı vermediler… Epey mağdur edildik yani.

2006 yılında tekrar seçimler yapıldı. İlk başta sadece Türkiyeli işçiler olarak hareket ediyorduk. Ama bu tarihten sonra aramıza Alman arkadaşları da aldık. 2010 yılı Nisan ayına kadar yine temsilcilik başkanlığı yaptım. Mayıs ayında yapılan seçimlerde ben tekrar seçildim ama sendika listesi olarak çoğunluğu kaybettik. İşyeri temsilciliği işverenin eline geçti. Ama çabamızı sürdürdük, temsilcilikte yer alan diğer arkadaşları ikna ettik, gerçekleri ortaya koyduk. Sendika üye sayımızı 55lerden 140, 150’lere getirdik. Sonuçta temsilcilikteki bu arkadaşlar da şimdi direnişte bizimle beraberler.

Toplusözleşme komisyonu oluşturduk. Sendikanın desteğini alarak işvereni toplusözleşme masasına oturtmaya çalıştık. Bir yıl boyunca uğraştık ama işveren adım atmaya yanaşmadı.

Sonuçta üretimden gelen gücümüzü kullanarak grev sürecini başlattık.

 

‘BİZİ DİLENCİDEN BETER HALE GETİRDİLER’

Talepleriniz nedir?

2011’in 11. ayında üyelerimizle toplandık. Taleplerimizi belirledik. Bunların ilki ücretlerde ve çalışma şartlarında adaletli dağılım, adil davranış… İşverenin keyfi uygulamalarının son bulması. Bir diğeri, işyerindeki yaşlı işçilere iş sahası bulunması. Yani temel neden sadece ücretler değil. İnsanlara karşı adaletsiz davranılmasıdır. Hukuk, demokrasi diye bir durum yok, işverenin keyfi. Tehdit, korku, baskı ile işçiler yıldırılmak isteniyor. İşçileri dilenci durumuna sokuyor işveren. Kim ne kadar ücret alacak, zam alacak bunu işveren kendi keyfine göre belirliyor. Biz bu durumu değiştirmek istiyoruz.

Ve sonuçta bütün bunlar için pazarlığa giriştik. Bizi oyaladı, engellemeye çalıştı.

 

Greve nasıl hazırlandınız?

Üyelerimizle değişik toplantılar yaptık. Eğer üretimi durdurmazsak, işverenin taleplerimizi kabul etmeye yanaşmayacağını, doğru zamanda ve birlik içinde hareket ederek yapacağımız bir grevle ancak başarı elde edebileceğimizi anlattık. Etnik kökene, inanca göre bizleri bölmek istediklerini, buna izin vermememiz gerektiğini arkadaşlarımızla konuştuk.

İlk olarak uyarı grevi yaptık.. Bu bizim için bir deneme oldu. Moral bulduk. Bir hafta sonra da grev oylaması yaptık ve yüzde 89 çoğunlukla grev kararı alındı.

 

ORTAK DAVA İÇİN BİRLEŞTİK

Greviniz nasıl başladı, nasıl geçiyor?

İşverenin grevi kırmaya çalışacağını biliniyordu. İşveren bazı işçileri çeşitli yöntemlerle sindirip çalıştırmak istedi. Tabii greve katılmayıp arkadaşlarını bırakarak çalışmak isteyen işçilere tepki gösterildi haliyle. Yer yer işyeri önünde gerginlikler yaşandı. İşverenin adamı olanlar daha açık ortaya çıktı. Bunların arasında seçilmiş temsilciler de var. Grev Komitesi, dayanışma komitesi gibi örgütlenmelere gidildi. İlk kez grev yapmanın heyecanı var, ama sendikanın ve bize destek olan çeşitli örgütlerin yardımıyla  işçi arkadaşlar büyük bir dayanışma ve hak alma bilinciyle grevi sürdürüyorlar.

Arkadaşlar birbirine şimdiye kadar sıradan iş ilişkisi içindelerdi. Ama eylemler ve grevle birlikte farklı bir paylaşım içine girdik. Herkes birbirini daha yakından tanımaya başladı. Sadece Türkler arasında değil, Almanlarla Türkler arasında da bu böyle oldu. Eskiden korkudan ya da utandıklarından dolayı birbirine anlatamadıkları yoksulluk, geçim sıkıntısı gibi konuları birbiriyle paylaşmaya ve buna birlikte çözüm aramaya başladı işçiler. Grev, iş arkadaşlığını kardeşliğe, aile gibi olmaya taşıdı diyebilirim. Sağcısı solcusu, Almanı Türkü Hıristiyanı Müslümanı, Alevisi Sünnisi bütün işiler ortak bir dava için, eşitlik ve adalet için…