Almanya’da tır şoförleri için de asgari ücret önemli!

Benim ağır vasıta ehliyetim var ve tır şoförü olarak çalışıyorum. Hep ‘gececiyim’. Saat 23 gibi işe başlıyorum ve bazı günler 10-12 saat çalıştığım da oluyor. Fazla mesailerimiz ödenmiyor. Bazı aylar öyle oluyor ki, neredeyse 250 saat çalıştırılıyoruz.

Bütün işkollarında olduğu gibi şoförler ve küçük taşımacılık da çalışanlar üzerinde de işverenlerin baskısı oldukça fazla. Patronlara bir şikayette bulunduğumuzda, ağzımızı açıp bir şey söylediğimizde verdikleri cevap hemen ‘sen bu ücrete çalışmıyorsan, bundan memnun değilsen Polonya, Macaristan, Romanya ve Bulgaristan’dan gelenler daha ucuza ve seslerini çıkarmadan çalışıyorlar’ şeklinde oluyor ve bizleri daha da ucuza, ses çıkarmadan çalışmaya zorluyorlar.

Biz diyoruz ki ‚eşit ise eşit ücret‘. Başta Alman hükümeti olmak üzere Avrupa Birliği merkezi ve bağlayıcı yasalar çıkarmalı, asgari ücret yasası çıkarmalı ve bu yasa tüm Avrupa Birliği ülkelerinde kabul görmeli.  Yoksa insanların fakirliğini kullanarak kârlarına kâr katan emek sömürücüleri patronlar, insanlık dışı yöntemlerle, iş yasalarını bilmeyen insanları çok kötü şartlarda çalıştırarak kârlarına kâr katıyorlar. Bu tür tehditlerle bu ülkedeki insanları da daha ucuza çalıştırmaya zorluyorlar. 21. yüzyılda Almanya gibi zengin bir ülkede insanları her geçen gün daha da kötüleşen şartlarda çalıştırma olanağı tanıyan Alman politikacılar, hangi demokrasiden, refahtan bahsediyorlar? Onlar bu suça ortaktırlar ve bu insanlık dışı sömürü mekanizmasının devam etmesini teşvik ediyorlar.

 

TIR TAŞIMACILIĞI HAVAYI DA KİRLETİYOR!

Alman devleti taşımacılık politikasını olduğu gibi ucuz işgücü ve rekabetçi politikasını da değiştirmeli. Çünkü bu politikanın devam etmesi insanların hayatına mal oluyor. Her gün Almanya‘da TIR araçlarının yaptığı trafik kazalarında bir kaç kişi ölüyor,onlarcası yaralanıyor. Çünkü şoförler baskı altında uzun saatler çalıştırılıyor ve uykusuz araç sürüyor.

Almanya‘da taşımacılığın yüzde 90‘ı karayolu ve ağır vasıtalarla yapılıyor. Bu politika yanlıştır. Almanya’da 1970-1980 yıllarında taşımacılığın yüzde 50’si kara yoluyla yapılırken 1990 sonrası doğu bloğun dağılması ve iki Almanya’nın birleştirilmesi döneminde Helmut Kohl Başbakanlığındaki hükümetinin başlattığı özelleştirme politikaları sonucunda eyaletler ve şehirlerarası taşımacılıkta kara yoluna ağırlık verilmiştir. Bu politika Angela Merkel hükümeti tarafından devam ettirilmektedir.

Belki sayısı bir elin parmakları kadar olan büyük holdingler kârına kâr katmış, ama Almanya‘da trafik çekilmez duruma getirilmiş ve hava kirliliği artırılmıştır. Almanya’da posta hizmetleri özelleştirmeden önce, eyaletler ve şehirlerarası taşımacılığın yüzde 90’ı demiryollarıyla yapılırken;  2012 yılında yüzde 99 TIR taşımacılığıyla, yani karayolları ile yapılmaktadır. Buda hem yolların hızla eskimesi, hava kirliliği ve trafik kazalarında artış, trafik kazaları sonucu yaralanmalar ve ölümleri artırmaktadır.

Alman devleti bu yanlış politikasını değiştirmeli; Eyaletler ve şehirlerarası yük taşımacılığında demir yollarına, kanal ve deniz taşımacılığına geri dönülmelidir. Demiryolu taşımacılığı ucuzlatılarak teşvik edilmeli, yetmişli seksenli yılların politikasına geri dönülmeli ve daha ileri giderek, eyaletler, şehirler hatta devletlerarası taşımacılıkta demiryolu ve deniz taşmacılığını yüzde doksana çıkarmalı.

Yolda gördüğünüz her TIR kamyonunun 100 kilometrede 35 litre dizel yaktığını biliyor musunuz?  TIR taşmacılığının tüm dünyada havayı ne kadar kirlettiğini düşünebiliyor musunuz? Yaşadığımız güzelim dünya gezegenini nasıl tahrip ettiğini biliyor musunuz? Bu gidişe dur demeliyiz. Bu konuda Almanya başta olmak üzere tüm Avrupa‘ da çalışmalar yapılmalı ve bu taşımacılık politikasına dur demeliyiz!

 

Hüseyin Durmuş / Köln