Göçmen işçi kadınlar konferansı gerçekleşti

Güney Almanya’da işçi ve emekçi kadınlar günlerdir sorunlarını tartışmak, hep birlikte çözüm yolları aramak ve deney tecrübe alışverişinde bulunmak için karınca kararınca bir çaba sürdürmekteydiler. Birçok fabrikanın önünde, düğünlerde, toplantılarda ve ev gezilerinde el ilanları dağıtıldı. Ve gün geldi çattı.

Üç beş kadın sabahın erken saatlerinde konferansın yapılacağı sendika binasına gidiyoruz. Asılan pankartlar, panolar, yemek standı, derken saat bire yaklaştı.  Münih, Ulm, Geislingen, Göppingen, Stuttgart, Karlsruhe ve Mannheim’dan kadınlar gruplar halinde geldiler. Hepsinin gözlerinde ayrı bir heyecan, ayrı bir neşe okunuyordu.

Kısa bir süre sonra işyeri işçi temsilcisi Hüsniye Yalçınkaya işçi olmanın sadeliğiyle konferansın açılış konuşmasını yaptı. Ve konferans baştan sona kadar Almanca devam etti.

Göpingen/Geislingenli kadınların kendi çalışmalarından hazırladıkları slayt gösteriminin ardından konuşmacılar, sırasıyla on beşer dakika sunum yaptılar. Konuşmaları ilgiyle dinleyen kadınlar, bir yandan da soru sormak için not alıyordu.

Yetmiş kadının katıldığı konferansta sekiz saat, dört saat ve kısa süreli işlerde çalışan kadınlar; ağırlıklı olarak IG Metall, ver.di, IGBCE’ye üye ve sendikasızlardı.

Ulm’dan kalabalık bir grup olarak katılanlar, “kadınların mücadelede saf tutmaları imkansız değil ancak zordur. Zor olmasının da bin bir türden nedeni var. Ve bizler buraya bu nedenleri tartışmaya, bölgemizdeki çalışmaları aktarmaya geldik” diye konuştular. Mannheim’dan katılan kadınalarsa, sendikaların kadınlara ve özel olarak göçmen kadınlara yönelik çalışmalarının eksikliğine dikkat çektiler.

Konferansa kısa bir ara verildiğinde emekçi kadınlar bu kez ikişer, üçer gruplar halinde güncel konularda söyleşilere devam ettiler.

Esslingen IG Metal üyesi bir kadın işçi, sendikanın vurdum duymaz tutumuna, olup bitenlere seyirci kalmasına tepkiyle çıkışıyordu. BMW’den bir işçi kadın ise sendikalara gelen yoğun tepkiler üzerine söz alarak, “evet arkadaşlar söylediklerimizde haklıyız. Ancak bilmeliyiz ki, sendikalarımız kimsenin malı mülkü değil. Biz işçiler istersek sendikaların kendi rollerini oynamalarını sağlarız. Zaten bunun için burada değil miyiz” diye sordu.

Bir başka katılımcı da, konferanslar devam edecekse yenisini düzenlerken sorunları direk kadınların kendilerinin dile getirmelerini ve daha çok tartışma yapılıp, çözümler üzerinde durulmasını önerdi.

Ayrıca sigortasız işlerde çalışan, esnek çalışmayla hayatının alt üst olduğunu belirten kadınlar da konferansta söz alıp durumlarını anlattılar, sorular yönelttiler.

Birçok konunun ele alındığı ve bazı sonuçlar çıkarıldığı konferansın sonuna doğru tüm katılımcılar konferansın yılda bir kez sürekli yapılması kararını aldılar. Göçmen Kadınlar Birliği bölge toplantılarının ise yılda en az iki kez yapılması önerisi geldi.

Suskunlar veya susturulmuşlar, kadınların deryasından küçük bir damla olan Göçmen İşçi Kadınlar Konferansı kendi alanında başarılı geçen bir adım oldu. Neşe içinde bölgelerinin yolunu tutan kadınların gözlerinden okunan gerçeklik buydu…

 

İlse Kestin (IG Metall Stuttgart); Göçmen işçi kadınların tarihine göz attığımızda özellikle ikinci ve üçüncü kuşaktan çok olumlu örnekler görebiliyoruz. Genç işçiler arasında eğitim ve bilinçli davranma konusunda. Türkiyeli göçmenler IG Metall sendikasında örgütlenmede hep ileri davranmışlardır. Göçmen kadınlar ilk adımı atmada rahatlar ancak ikinci adımlarında aile bağları vb nedenlerden bir duraklama yaşanıyor. Örneğin Stuttgart IG Metall yönetiminde bir tane de olsa Türkiyeli kadın yok. İşyeri işçi temsilciliklerinde Türkiyeliler az değiller.Demek oluyor ki sendika bu konuda daha ısrarlı davranmalı. Ücret eşitsizliği bizde çok belirgin değil. Ben bu konferansı çok anlamlı buluyorum. Onun için arkadaşlar bana geldiklerinde hemen kabul ettim.

 

Sidar Demirdöğen (Göçmen Kadınlar Birliği Başkanı): 2008’de patlak veren kriz sonrası emekçi kadınların sorunları daha da arttı. Tam gün çalışan kadınların sayısının azlığı bir yana aldıkları ücretlerde dahi büyük bir fark var. Aynı işi yapan kadınlar erkek işçilerden daha az ücret almakta. Bu nasıl bir eşitlik? Üzülerek belirtmeliyim ki, dünyada 600 milyon kadın güvencesiz, yarını olmayan işlerde çalışmakta. Şiddete uğrayanların sayısı ciddi manada bir düşme yaşanmamakta. Çözüm, kadının köleliğine son verecek olan toplumsal koşulların tümden değişmesidir. Bunun için uzun soluklu ve kadın-erkek ayrımına düşmeden birlikte hareket etmek gerekir. Genel grevler, genel direnişlerle çalkalanan Yunanistan, İspanya, Portekiz, Fransa…  ve başkaca yerlerde kadın-erkek demeden emekçiler kol kola mücadele ediyorlar. Bunlar bizlere örnek olmalı. Büyük iş, küçük iş demeden sabırla çalışmalarımıza daha fazla kadını katarak sürdürelim.

 

Isaf Gün (IG Metall Frankfurt)

Büyük işletmelerde çalışan göçmen kadınların sayısı düşükken aracı firmalarda ise oldukça dikkat çekici bir oranda. Göçmen kadınlar sürekli düşük ücretli ve güvencesiz işlere yönlendiriliyor. Bu sadece hizmet sektöründe değil aynı zamanda metal dalı içinde geçerli. Sendikamız bunu dikkate alarak “Eşit İşe Eşit Ücret ve Kiralık İşçiliğe Son verilsin” kampanyasını sürdürmeye devam ediyor. Ve genelde göçmen kadınlar denince akla gelen mağdur durumda olan, zorla evlendirilen, hep kaybeden kadınlar gelmekte. Bizleri tek tip kadınlar olarak yargılayıp ayrımcılığı körüklemekteler. Böylece asıl nedenlerin üstü örtülmüş oluyor. İşyerine başvuran göçmen kadınların başvuruları çoğu zaman okunmadan masa altı ediliyor. Bizlerin sendikalar, kadın örgütleri ve demokratik kurumlarla ortak hareket etmemiz gerekiyor.

 

Christa Frank (ver.di Stuttgart)

H&M, Zara, Schlecker vb.mağaza çalışanları arasında göçmenlerin sayısı %85’lere varıyor. Çalışma saatleri çok esnek ve düşük ücretli. İşe gelmek ise adeta bir telefona bağlı. İşverenin ihtiyacına bağlı. Kadınların durumu dikkate alındığında bu durum stresi kat be kat artırıyor. Psikolojik hastalıkları artırıyor. Hiç bir kadın gününü kendince planlayamıyor.Bunların dörtte biri kısa süreli (minijob) işlerde çalışmakta. Bu alanla yasaya aykırı uygulamalarda görüyoruz. Çalışma mukavelesi iki saat ile kırk saat arası değişebiliyor. Ver.di sendikası olarak bu şartları bilerek çalışmalar yapmaktayız. Göçmen kadınları ikna etmede zorlanıyoruz. İkna olan, sendikaya üye olan ise kavganın en ön saflarında yer alıyor. Ver.di olarak bölgede Göçmen Kadınlar Birliği ile ortak çalışmalar yapabiliriz.

 

Fatma Yalçınkaya