POSTANEDE NOEL TELAŞI

Her yıl Eylül’ün başından Aralık sonuna kadar bir Noel telaşı yaşanır postanede. Bunun sebebi işin yoğunluğunun tavan yapmasıdır. Reklam ve paket sayısı artar, enerji ve sigorta gibi şirketlerin yıl sonu faturaları ve tebrik mektupları derken postane emekçisi son haddine kadar kullanılır.

Bu yıl sezonluk, yani Noel dönemi için işe alınan işçiler, tasarruf gerekçesiyle işe alınmadı. Zaten her yıl yapılan “tur ölçüm sistemi” (IBIS) ile işverenin isteği doğrultusunda turlar büyütülüyor. Buna yeni devreye sokulan ama öngörülen yardımdan çok çalışana yük olan makinelerde eklenince iş stresi iyice artmakta. 1990’ların ortasında özelleştirilmesine başlanan postanede çalışan sayısı 400 binlerden 123 bine düştü.

Bu yıla dönüp Hamburg’daki sayıları incelersek: Eylül-Ekim arası 1400 tur hiç götürülmemiş; 7 bin saat fazla mesai yapılmış; 1250 ‘günlük işçi’ (Abrufkraft) kullanılmış, Bu geçen yılın aynı dönemine göre %300 oranında bir artış. Sonuç işçilerin %12’si raporlu ve motivasyonunu yitirmiş olmasına karşın yıl sonunda kendisini ekonomik olarak biraz rahatlatacak Noel harçlıklarına muhtaç olduğu için çalışmaya devam ediyor.

Tabi ki bu işveren tarafından biliniyor ve iş planlaması ona göre yapılıyor. Peki bu arada emekçi temsilciliği ne yapıyor? Postanede, Almanya çapında her bölgenin emekçi temsilcilikleri var ve hepsi farklı işletme sözleşmeleri yapmışlar! Kendi bölgeme Hamburg’a dönersek: Bundan yaklaşık dört yıl öncesine kadar işe başlama saatleri sabit ama bitiş saatleri açık olan bir sistem vardı. İşin bitiş saatini sabitlemek için işverenle masaya oturuldu ve bazı tavizlerde vererek çalışma saatinin günlük en fazla 10 saat 45 dakika olmasında anlaşmaya varıldı.

Tabi bunun içinde yasal dinlenme zamanları ve başka bir turdan bir saat diliminde parçalar götürmek dahil.(Yasada sekiz saat çalışana yarım saat dinlenme mecburiyeti var, dokuz saat üzeri ek olarak onbeş dakika daha ekleniyor ama bunlar ödenmiyor ) Orda birde koruma sistemi ile bu başka turdan parçalar götürmeyi zorlaştırdı, buna göre işveren önceden planlanmış işçi eksikliğinde (izin-hastalık gibi) bu turlardan parçaları, var olan çalışanlara yükleyemeyecekti ve çalışılan her saniye mesai saati olarak geçiyordu. Çalışma saatini kayda almak için “Adicom” adında bir cihaz, bütün mektup dağıtım merkezlerine (ZSP) takıldı. Cihazın bir özelliği de mesai saatlerini her an görebilme imkanı sunması. Bundan iki yıl önce anlaşma yenilendi ve tekrar tavizler verildi. Çalışanın günlük çalışma saati sonrası günde 1 saat, haftalık en fazla 4 saat olmak üzere fazla mesai yapacağı bir anlaşma yapıldı. Eğer işçi başka turda mesai yapacaksa çalışma saati yarım saat daha uzuyor. Eğer çalışan ayda 18 mesai saatini doldurursa işverenin bunu 5 hafta içinde izin olarak kullandırılması mecburiyeti getirildi. Bununla beraber başka turlardan parça götürmenin, eksi 9 ile artı 9 saat mesaisi olanlar için, haftada en fazla 2, ayda 3 defa olmak, eksi 9 saatten fazla olanlar ise haftada en fazla 3, ayda 6 defa olmak üzere belirlendi. Hatırlayalım “Adicom” cihazı bütün eksi ve artı çalışılan zamanları kayda geçiyor. Yani örnek 10 saat eksik çalışmış olan ayda biri, 1 saat dilimli parçaları kendi turundan önce müşteriye götürecek ek olarak. Yapılan anlaşma o kadar karışık ki okuyan bir şey anlamamıştır, biz postane emekçileri daha yeni anlamaya başladık.

Daha fazla detaylara girmeden işveren yaptığı anlaşmanın açıklarını bildiği için ihlaller geldi.Yani bazı şeyleri tespit etmek zordu. 4 bin kişinin mesaileri her gün kontrol edilse bile bugünlerde olduğu gibi “Adicom” cihazının mesai saatini gösteren bölümü kasıtlı bozuluyor. Sözleşmesi süreli emekçilere anlaşmaları çiğnenerek boş gününde işe gelmesi zorunlu kılınıyor; gelmezse sözleşmesinin uzatılmayacağıyla tehdit ediliyor. İşveren, emekçiyi notlama sistemiyle daha fazla çalışmaya, daha hızlı olmaya zorluyor; memur ve sözleşmesi süreli emekçiler puanlama dolayısıyla yıl sonunda pirim alıyorlar. Puanı yüksek emekçi yüksek pirim, puanı düşük emekçi az veya hiç pirim alamıyor. Son yıl yapılan değişiklikle saat ücretleri düşürülen, yeni işe alınan veya süreli sözleşmesi olanlar tamamen mağdurlar. Eğer işveren ölçümleri kendisi yapıyor turunun miktarını belirliyorsa, emekçi temsilciliği çalışma saatinin sekiz saat olmasında ısrar etmeli ve eğer mesai yapılacaksa, kendisine sorulmasını dayatmalıydı. Çünkü ölçen işveren diyor ki: X miktarda iş benim ölçümlerime göre sekiz saatte biter. O zaman sekiz saat sonra posta emekçisi işi bırakmalı. Yada emekçi temsilciliğinden mesai talebinde bulunmalıydı.Yasal olarak hiç kimse, eğer herhangi bir ek sözleşme yoksa, mesai yapmak zorunda değil. Bu genelde böyle olmuyor ve temsilcilikte yıllardır aynı koltukta oturup emekçilerle aynı sıkıntıları yaşamayan, iş hayatından kopan ve birazda oraya tekrar dönmek istememelerinden kaynaklı. Yoksa hangi demokratik seçimlerle insanlar yirmi yılları aşkın aynı koltuklarda oturabilirler.