Mücadele kazandırdı

Uğur Nattermann’a (Sanofi-Aventis) karşı kazandı, onurunu korudu, işine geri dönecek

SEMRA ÇELİK
Köln’deki Nattermann (Sanofi-Aventis) fabrikasından çocuklar için üretilen bir ilaca, büyükler için üretilen bir ilacı karıştırıp hem firmanın itibarına zarar verdiği hem de çocuklarda ölüme varabilecek sağlık sorunlarına yol açmayı hedeflediği iddiasıyla 2 Şubat 2011 yılında işten atılan 16 yıllık işçi Uğur Kasapbaşı patrona karşı verdiği mücadelesini kazandı.
28 Kasım’da Köln Üst İş Mahkemesi’nde görülen davada, işten çıkarmanın haksız olduğu, Uğur’un işyerine geri dönmesi gerektiği, tüm mahkeme masraflarını patronun ödeyeceği ve bu karara itiraz edilemeyeceği kararı verildi.
Patronun, güvene dayalı çalışma ortamı kalmadığı gerekçesiyle verdiği çıkışı dayanaksız bulan mahkeme başkanı (hakim), işverenin Uğur’u işten attırmak için düzmece çıkış gerekçesi hazırlanabileceği ile ilgili görüşünü bildirdi. Patronun avukatı ve personel şefi, çıkışı işin olmamasına bağlı -normal-bir çıkışa çevireceklerini, böylesi çıkışlarda verilmesi gereken tazminattan çok fazlasını vermeye hazır olduklarını belirttiler. Uğur Kasapbaşı, tazminat istemediğini, işine geri dönmekte kararlı olduğunu bildirdi. Patron temsilcilerinin ısrarlarını dikkate almayan hakim, 400 kişinin çalıştığı fabrikada Uğur için bir iş olduğunu, en kısa zamanda mağdur durumdaki işçinin işe başlatılmasını hükmetti. Firmanın mahkeme masraflarını üstlenmesi ve bu karara itiraz etme hakkının olmadığı da kararda yer aldı.
Uğur’un avukatı Klingeberg, işçilerin suç işledikleri ve gelecekte de işleyebilecekleri iddiasıyla işten atılmalarında iş hukuku açısından çok önemli bir karar alındığına dikkat çekti. Klingeberg, Uğur’un davasının şişe depoziti veya eve götürülen bir köfte nedeniyle hırsızlık yapıldığı iddiasından çok farklı olduğunu, müvekkilinin insan öldürmeye kalkışmak gibi bir suçlamayla karşı karşıya kaldığını kaydederek, „Uğur Kasapbaşı kararı ile patronların keyfi işten çıkarmalarına karşı bir mevzi daha elde edildi.“ dedi.
Uğur Kasapbaşı ise, Köln İş Mahkemesi’nin 16 Nisan’da patronun çıkış kararını onaylamasının ardından, kaybedecek bir şeyi kalmadığı için karara itiraz ettiğini ama böyle bir sonucun çıkacağını hiç tahmin etmediğini söyledi. Yeniden işbaşı yaptığında mobbing-yıldırma ile karşılaşacağını bildiğini belirten Kasapbaşı, her şeye rağmen hem onurunu koruduğu hem de işine geri döndüğü için sevinç duyduğunu açıkladı.  Uğur’un en kısa zamanda işe başlaması bekleniyor. (Köln/YH)

 

Uğur’un başına gelenler

Uğur Kasapbaşı’nın Köln’deki Nattermann (Sanofi-Aventis) fabrikasından  işten atılma nedeni, son dönemde birçok işçinin başına geldiği gibi suç işlediği ve bu nedenle patronla işçi arasında güvene dayanan ilişkinin kalmadığı iddiasıydı. Ancak bu kez sözkonusu olan 1.30 Cent tutarındaki şişe depoziti veya haber vermeden bir köftenin alınması değil, çocuklar için hazırlanan bir ilaca ölümcül sonuçları olan başka bir ilacın karıştırılmasıydı.
Olay 25 Ocak 2011′de gerçekleşti. Fabrikada akşam vardiyasında içinde “Bronchicum Elexir S” ilacı bulunan bir şırınga bulundu. Çocuk ilacı Doliprane Suspension’un içine bu ilaç karıştırılmış ve firmaya sabotaj yapılmıştı… Kısa süre içinde suçlu bulundu: İş arkadaşları tarafından pek sevilmediği ileri sürülen, ustabaşı veya firma yönetimi tarafından verilen emirleri irdeleyen Uğur günah keçisi seçildi ve hemen işten atıldı.
Uğur’un başına gelenler işten atılmakla kalmadı, savcılık tarafından kamu davası açıldı, düzmece tanıklarla suçlandı. Bir yıl süren dava sonunda DNA testi ve parmak izi analizleri yapıldıktan sonra Uğur’un olayla hiç bir ilgisi olmadığı belirlendi ve beraat etti.
Bir yıl boyunca katil muamelesi gören, çocuklara yönelik herhangi bir suçta potansiyel suçlu olarak görülen işçi, psikolojik tedavi görmek zorunda kaldı, ekonomik zorlukların yanında itibarı sarsıldı ve ruh sağlığı alt üst oldu. Uğur işe geri dönmek için iş mahkemesine başvurdu.

 

PATRONUN DÜZMECE İDDİALARI GERİ TEPTİ!

16 Nisan’da görülen davada patron, mahkeme salonunu güç gösterisine çevirdi, fabrika krokisi, ilaçlar, şırıngalar ve kapaklarla hakimlerin önüne çıkan patron sözcüleri Uğur’un işçi arkadaşlarını onun karşısına çıkardılar. Fabrika müdürü, İşyeri İşçi Temsilciliği Başkanı ve ustabaşı neden Uğur’un suçlu olduğunu ezberletilmiş şekilde anlattılar. Buna rağmen birinin söylediği diğerini tutmadı, hakim de Uğur’un avukatı da çelişki üzerine çelişki yakaladı. Fabrikada Fransa’daki merkezin isteği doğrultusunda yapısal değişiklikler yapılacağı, üretimin Frankfurt’a taşınma ihtimalinin olduğu, bu nedenle de sabotajdan korkulduğu ortaya çıktı. İşçilere daha iyi, daha hızlı çalışma baskısı yapıldığından pasif direnişlerin olduğu, sık sık akar bandın durduğu belirlendi. Ancak patron sözcüleri ve işçiler bantların durmasından Uğur’u sorumlu tuttular. Uğur işten atılmalıydı ve hazırlanan düzmecenin kurbanı edildi. Yaklaşık 5 saat süren duruşma sonunda Uğur K. suçsuz olsa dahi, güvene dayanan ilişkinin kalmadığı bu nedenle de işçinin itirazının kabul edilemeyeceği kararı alındı. Karar 28 Kasım’da Üst Iş Mahkemesi kararıyla bir daha temyize gidilmeyecek şekilde bozuldu.