Patriotlar neler öğretti?

İhsan Çaralan

Türkiye’nin bu patriot macerasına nasıl çekildiğini anımsayalım: Suriye’nin elinde kimyasal silahlar var. Bunları da Türkiye’ye karşı kullanabilir” haberlerine paralel olarak, NATO’nun Türkiye’yi savunacağı haberleri de gelmeye başladı.

Türkiye’den bir talep gelmeden, NATO Genel Sekreteri Rasmussen’in “Türkiye patriot isterse verilebileceği” açıklamasıyla başladı, patriotların Türkiye getirilmesi süreci.
Türkiye patriotlar için 2012 Kasım ayının ortasında başvurdu ve Hollanda’dan bir Almanya’dan iki batarya patriotun Türkiye’ye getirileceği, belki üç-dört batarya da ABD’den alınacağı açıklandı.
Patriotlarla birlikte bin dolayında Alman ve ABD askerinin Türkiye’ye geleceği de artık biliniyor.
Bu arada “tetiği kimin çekeceği” ve “bataryaların nereye yerleştirileceği” de tartışmalarda öne çıktı. Yetkililerin ilk tepkisi, ”Bunlar da sorulur mu elbette ki biz, yani füzelerin nereye konuşlandırılacağına Türk Genelkurmayı karar verecek, tetiği de elbette biz çekeceğiz. Başka türlü nasıl olur ki?” diyerek patriotların getirilmesini savundular.
Sonra gördük ki, bu füzelerin tetiği “ağızdan dolma av tüfeklerinden” biraz farklı! Bu yüzden de NATO, füzelerin tetiğinin Almanya’daki NATO komutanlığında olacağı ve başına da bir Amerikalı generalin atandığını duyurdu.
Yer seçimi konusunda ayrı bir gariplikler yaşandı. Bizimkiler, “Tabii ki yeri TSK belirleyecek. Bunu tartışılacak nesi var?” derken NATO’dan gelen yer belirleme heyeti, füzelerin Kürecik’teki ve İncirlik üssünü korumak üzere konuşlanacağını gösteren yerleri belirledi. Bu arada patriotları üreten silah firması Lokheed’in de bu füzelerin etki alanının 15-20 kilometre olduğunu açıklaması, öyle “sınır koruma” gibi yüzlerce kilometrelik bir hattının bu füzelerle yapılamayacağını da ortaya çıkardı.
Böylece Suriye’den atılacak bir kimyasal başlıklı füze ancak Kürecik ve İncirlik’e gelirse patriotlar tarafından vurulabilecektir. Geri kalan 776 bin kilometrekarelik Türkiye ise Allah’a emanet!
Ancak bu vesileyle iki şey daha öğrendik:
1-) Bu güne kadar üstünde yaşadığımız, Türkiye toprakları sandığımız toprakların gerçekte NATO toprağı olduğunu ve TBMM’nin bir kararı olmadan NATO’nun istediği yere istediği silahları yerleştirme hakkına sahip olduğunu, Başbakan Erdoğan’ın ağzından öğrendik.
2-) Ama aynı NATO’nun üyesi Almanya’nın topraklarının NATO değil Alman toprakları olduğunu bu yüzden de Almanya’nın bazı füze bataryalarının ve bir grup Alman askerinin Türkiye’ye gelmesi için Almanya Parlamentosunun kararı gerektiğini de öğrendik.
Kısacası geçen iki ay içinde patriotların Türkiye’ye gelmesi için yapılan tartışmalar ve uygulamalar içinde, patriotların NATO’nun, ABD’nin silahları olduğunu ve Türkiye’ye getiriliş nedeninin Türkiye’nin Suriye’nin kimyasal silahlarından korunması değil ama NATO ve ABD üsleri olan merkezlerin korunması olduğu, bu yüzden yerlerinin belirlenmesi ve ateşleme merkezlerinin de tamamen NATO’nun ilgili komutanlıklarının yetkisinde olduğu açıkça ortaya çıktı.
Bu durum da ortaya koydu ki patriotların Türkiye’ye konumlandırılması sadece NATO üslerinin korunması değil aynı zamanda bölgede silahlanmanın kışkırtılması ve daha etkin silahların bölge ülkelerine satılması için bir girişimidir. Erdoğan Hükümeti patriotların Türkiye’ye getirilmesine balıklama dalarak bölgedeki silahlanmayı daha da hızlandıran bir girişim yapmıştır.
”Barış mücadelesine hız verme”, “silaha değil, sağlığa, eğitime, sosyal güvenliğe bütçe” talebi bugün daha da önem kazanmıştır. Patriotların Türkiye’ye getirilmesi süreci bunları da yeniden öğretmiştir.