Noel’den yeni yıla anlamsız mesajlar

Almanya’da hem Noel hem de yeni yıl dolayısıyla yapılan açıklamaların çoğunda  sosyal adaletsizliğe dikkat çeken mesajlar verildi. Mesajlarda ülkedeki “sosyal bölünmüşlük” öne çıktı.

Katolik ve Protestan mezhepleri 24 Aralık’ı 25 Aralık’a bağlayan geceyi Hz. İsa’nın doğum günü olarak kutluyor. Ortodoks mezhebi ise 6 Ocak’ta Noel’i kutluyor.

Noel, Avrupa’da dini öğelerinin yanı sıra artık bir kültürel gelenek haline de gelmiş durumda. Kentin en eski pazar yerlerinde Noel Pazarları’nın açılması, aile bireylerinin, arkadaşların karşılıklı hediyeler alması ve bunları çam ağacının altına dizmesi, birlikte yemek yemesi, küskünlerin barışması, daha hümanist ve misti bir havanın öne çıkmasıyla dikkat çeker.

Her ne kadar, Noel gibi dini bayramlarda kasvetli mistik hava esse de, Katolik ve Protestan mezheplerin eşit oranda olduğu Almanya’da en büyük “mezhebi” hiç bir mezhebe bağlı olmayanlar oluşturuyor. Din Bilimleri Medya ve Enformasyon Dairesi tarafından yapılan araştırmaya göre 80 milyonluk Almanya’da halkın yüzde 37’si kendisini hiç bir dini mezhebe mensup görmüyor. Ama buna rağmen Noel Bayramı’na bir şekilde eşlik ediyor.

Bu yılki Noel mesajlarında ülkedeki “sosyal bölünmüşlük” öne çıkarak dikkat çekti.

Hem Katolik hem Protestan hem de eski bir papaz olan Cumhurbaşkanı Joachim Gauck’ın mesajında, ülkedeki sosyal uçuruma dikkat çekerek, buna bir çarenin bulunması istendi.

Hatta Alman Başpiskoposlar Konferansı Başkanı Robert Zollitsch işi biraz daha ileriye götürerek, “Yoksullar sürekli geride kalıyor ve zenginlik sürekli daha az kişinin elinde toplanıyor. Bu tehlikeli bir gelişmedir” dedi.

Servetin bir avuç zenginin elinde toplanması, milyonlarca insanın yoksulluk içinde hayatını sürdürmek zorunda kalması gerçeği elbette ilk kez Noel Bayramı’nda gündeme gelmiyor ya da kiliseler ve cumhurbaşkanı tarafında ilk olarak dile getirilmiyor.

Uzunca bir süredir bu gerçek Almanya’da “toplumun vicdanı” olan kurum ve kuruluşlar tarafından dillendirilmiyor.

Çünkü sınıflar arasındaki uçurumundaki derinlik ya da makastaki açılma kör olmayan herkes tarafından net bir şekilde görülüyor.

8 milyona yakın insan bir işte çalıştığı halde ailesini geçindirecek düzeyde bir gelire sahip olmadığı için devletten yardım alıyor. Hükümetin rakamlarıyla söylemek gerekirse halkın yüzde 15.1’i yüksek derecede yoksulluk riskiyle karşı karşıya. Bu demektir ki, Almanya gibi Avrupa’nın en zengin ülkesinde 13 milyon insan yoksulluk içerisinde yaşamını sürdürmek zorunda.

Sosyal adaletsizliğe karşı verilen mesajlar, hükümet cephesinde adeta “üç maymun” edasıyla karşılandı. Hatta, hükümet Noel Bayramı sırasında, önümüzdeki genel seçimlerden sonra hangi alanlarda ne türden kısıtlamaların yapılacağına dair sır gibi sakladığı bir plan üzerinde çalışıyor.

Yani; toplumun vicdanı Noel Bayramı’nda adil paylaşımdan yana olurken, hükümet temsilcilerinin derdi paylaşımdaki adaletsizliği nasıl derinleştirileceğindeydi.

Benzer bir duruma yeni yıl mesajlarında da tanık olduk. Nerede olursa olsun, içinde geçtiğimiz dönemde halkın en büyük dileği “dünyada barış” olurken, egemen sınıflar, emperyalist devletler ve onların işbirlikçileri “savaş” planları üzerinde çalışmaya devam ediyorlar. Sürekli savaş planları üzerinde çalışıyorlar. Sonra da çıkıp hiç utanmadan sıkılmadan “yeni yılın barış getirmesi” temennisinde bulundular.

Bu nedenle Noel ve yeni yıl vesilesiyle bu düzenin temsilcileri tarafından geleceğe dair verdikleri “iyimser mesajlar”ın tümü ikiyüzlülük ve sahtekarlıktan başka bir şey değil.

Bu nedenle, bu düzenin ayakta durması için her açıdan büyük bir gayret içinde olan kilise temsilcilerinin ve politikacıların verdiği mesajların içi boştur. Egemen sınıflar ve onların her çeşit sözcüleri tarafından hem yoksulluğa ve sosyal adaletsizliğe hem de savaşa karşı yaptıkları açıklamalar sadece “vicdan rahatlatması”ndan başka bir şey değildir.

Gerçek anlamda sosyal adalet ve barış, eşitlik ve özgürlük verilen sahte, ikiyüzlü, vicdan rahatlatan mesajlarla değil, halkın mücadelesiyle, dayanışmasıyla, örgütlenmesiyle ancak mümkündür.

 

Yücel Özdemir