Yolsuzluğun başı büyük tekeller

Almanya’da geçtiğimiz yılın son haftalarında, Deutsche Bank ve Thyssen-Krupp gibi büyük şirketlerin adının karıştığı yolsuzluk skandalları, gözleri bir kez daha büyük sanayi ve finans kuruluşlarında dönen dolaplara çevirdi.

Yüzlerce polis ve maliye görevlisi, Deutsche Bank’ın Frankfurt’taki merkezine ve bazı yöneticilerin değişik kentlerdeki ev ve bürolarına baskınlar yaptılar. Konu, vergi kaçakçılığı ve kara para aklama. Hedefteki isimler, bankanın ikinci adamı konumundaki Jürgen Fitschen ve mali işlemlerden sorumlu yöneticisi Stefan Krause.

 

ŞİRKETLER BÜYÜDÜKÇE YOLSUZLUK DA BÜYÜYOR

Deutsche Bank, 2011 yılında da mahkeme tarafından, bir müşterisinin 300 milyon Euro’luk bir vergi kaçırma olayına bilerek  göz yummak ve yardımcı olmakla suçlanmıştı.

Deutsche Bank’la ilgili bunlar yaşanırken, demir-çelik sanayinin bir numaralı ismi Thysen-Krupp, ray, yürüyen merdiven ve asansör alanında fiyat karteli kurmakla ve Deutsche Bahn’ı milyonlarca Euro zarara uğratmakla suçlanıyor.

Yine yakın dönemde de, ünlü otobüs ve kamyon imalatçısı MAN, özel ve resmi ihaleleri kazanmak için birçok ülkede milyonlarca Euro rüşvet dağıtmış, Daimler’in 22 ülkede para yedirdiği ortaya çıkarılmıştı.

Volkswagen, işçi temsilcilerini pahalı hediyeler, lüks seyahatler ve seks partileriyle yola getirmiş, sigortacılık devi Ergo başarılı elemanlarını lüks randevuevlerinde ağırlamıştı. Almanya tarihinde (ortaya çıkan) en büyük rüşvet olayına imza atan Siemens ise, bundan dolayı Almanya ve ABD’de 1milyar Euro’dan fazla para cezası ödemişti…

Yani, şirketler büyüdükçe, rüşvet, kara para aklama ve yolsuzluk konusu olan paranın miktarının da arttığı görülüyor..

 

AHLAKSIZLIK İSTİSNA DEĞİL, KURAL

Elbette olan biten bu olaylar, birkaç yönetici ya da sermaye sahibinin „ekonomi ahlakını“ çiğneyen, ahlaksız ve hırslı davranışı olarak açıklanamaz. Çünkü, amansız bir rekabet ortamı yaratan kapitalist ekonomi, sermaye sahiplerini ayakta kalabilmek, rakiplerini saf dışı edebilmek için her yol ve yöntemi kullanmaya, hukuk dışı ya da gayri ahlaki davranmaya zorlamaktadır. Ve bu, birkaç gözü açık şirketin değil, rekabet arenasına giren bütün sermaye sahipleri için oyunun kuralı haline gelen sıradan bir davranış durumundadır. Büyük şirketler nasıl ki araştırma geliştirme bölümü için bir bütçe ayırıyorlarsa, rüşvet, rakibi zora sokma vb. faaliyetler için de gizli bir bütçe oluşturmaktalar. Şirketlerin başvurduğu bu „ahlaksız“ ve „hukuksuz“ davranışların tek sınırı, diğer sermaye sahiplerinin çıkarının başladığı yerdir.

İşçi üzerinde her türlü haksızlığı ve sömürüyü yasal ve ahlaki sayan sistem için rüşvet, kara para aklama, vergi kaçırma gibi faaliyetler zerre kadar günah içermeyen, ekonomik faaliyetlerdir! (YH)