Silah ve sömürüyle büyüyen çelik devi Krupp 200 yaşında

alfred krupp ve teker

Almanya’nın Türkiye’ye Patriot füze sistemi göndermesi iki ülkede de geniş yankı buldu… Ve bir kez daha Almanya ile Türkiye arasındaki tarihsel “silah arkadaşlığı’”nın hatırlanmasına vesile oldu… O arkadaşlık ki, sözcüğün gerçek anlamıyla “çelikten bir dostluktu’! Anadolu’nun bir baştan bir başa demiryolu ağı ile örülmesi, ordunun top, tüfek, mermi ve torpido ile donatılması için çelik gerekiyordu. Silah ve savaş sanayi için vazgeçilmez olan çelik diyince ilk akla gelense dünyaca tanınmış Alman şirketi Krupp oluyordu tabii ki.

1800’lü yılların ortasından itibaren  Almanya’nın emperyalist amaçlarla Osmanlı ile kurduğu yakınlık ve dostluktan en çok yararlananlardan biri işte ünlü çelik tekeli Krupp.

 

SAVAŞ VE SÖMÜRÜNÜN DE TARİHİ

Bir zamanlar dünyanın en büyük maden ve demir-çelik sanayi bölgelerinden biri olan Ruhr Bölgesi’nin önde gelen kentlerinden Essen’deki Ruhr Müzesi bir süredir ilginç bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Bu ay sonuna kadar ziyarete açık olan sergiyi şimdiye kadar 50 binden fazla insan gezmiş. Krupp Efsanesi adını taşıyan sergi, ismi Essen kenti ve Ruhr Bölgesi’yle özdeşlemiş çelik şirketinin sahibi Krupp Ailesi’nin tarihini anlatıyor. Tabii sıradan bir aile tarihi değil bu. 300-400 yıl önce Hollanda’dan Almanya’ya gelen tüccar bir aile olan Krupp’ların tarihi, bir yandan Almanya’nın sanayileşme tarihinden; bir yandan maden ve çelik emekçileri üzerindeki sömürünün ve bir yandan da Almanya’nın başrolünde olduğu dünya savaşlarının tarihinden kesitler içeriyor.

 

ÇELİĞİN GÜCÜ

Sergiyi dolaştığınızda Krupp Ailesi’nin nasıl olup da 200 yıldır gücüne güç katabildiğini ve çeliğin gücünü daha iyi anlayabiliyorsunuz. Krupp’lar herhangi bir nesne değil, sanayinin ve özellikle de savaş sanayinin temel hammaddesi olan çeliği üretiyordu. Ve her savaş, atılan her top, sıkılan her kurşun, ölen ya da öldürülen her asker Krupp’un kasasını biraz daha şişiriyordu!

Kurulduğu 1811 yılından Almanya ve Avrupa coğrafyası  pek çok savaşa sahne oldu. 1800’lerin ikinci yarısından itibaren giderek büyüyen şirket dünyanın en büyük çelik döküm şirketi haline geldi.

İçinden ünlü politikacılar, devlet adamları, akademisyenler, sporcular çıkaran Krupp Ailesi bir eşitsizlik ve güç sembolü oldu. Ve ister Prusya, ister Cumhuriyet isterse faşizm döneminde olsun her iktidarla iyi ilişkiler içinde olmuş; silah ve savaş sanayi canlı tutacak politikalar izlenmesini teşvik etmiştir.

 

TEKERLEĞİN YENİDEN KEŞFİ

Tekerleğin icadı insanlık tarihi için ne kadar önemli olmuşsa, kaynaksız tek parçalı, kırılmaz lokomotif tekeri de Krupp için bu denli önemli bir buluş ve kar aracı olmuştur! Ailenin ikinci kuşak patronu Alfred Krupp zamanında geliştirilen bu özel tekerlek, Krupp’ların bütün dünyanın çelik patronu olmalarında büyük rol oynadı. Öyle ki, bu tekerlek, şirketin hala kullanılan logosuna konuldu. Tekerlek dışında her türlü lokomotif parçası ve ray da üreten Krupp’a büyük karlar sağlayan önemli demiryolu projelerinden biri de Berlin-Bağdat Demiryolu Hattı oldu. 2. Wilhelm döneminde Osmanlı ile kurulan yakın ilişkiler sayesinde demiryolu hattının bütün yapım hakları Almanya’ya verildi ve 1913 yılında yapımı tamamlanan projenin her türlü çelik ihtiyacı Essen’deki fabrikalardan karşılandı.

Anadolu’nun Krupp çeliği ile donatılmasının en önemli ayağını ise silah sanayi oluşturuyordu. Hem Osmanlı hem de yeni Türkiye Cumhuriyeti döneminde ordunun en önemli silah ve cephane tedarikçilerinden biri Krupp’tu. Anadolu köylüsü yemeye ekmek bulamazken, borç harç bulunan paralar Krupp’un ürettiği tanklara, toplara harcanıyordu. Öyle ki, bir dönem büyük mali zorluk yaşayan Krupp şirketi, Osmanlı devletinden alınan büyük miktardaki silah siparişi sayesinde düzlüğe çıkabilmiştir.

Ve o tarihlerde Krupp çeliği ile üretilen demiryolu ve lokomotifler kullanılarak cepheye-savaşmaya gönderilen ve ellerine Krupp’un ürettiği silahlar verilen Anadolu insanı, gün dönecek, bu kez Essen’de, Duisburg’da, Dortmund’ta Krupp’un fabrikalarında çalışmaya geleceklerdi!

 

Alfred Krupp birlikte silah üretimine başlayan ve kömürden demire madencilikle çelik üretim sürecini tek elde toplayan Krupp, savaş ve çatışmaların yoğunlaştığı 20. yy. başlarında hızla büyümeye devam eder. Bu tarihlerde 100 bin işçi çalıştıran Krupp, Almanya’nın yenilgisi ve Versay Anlaşması gereği silah üretimine yasak getirmesi yüzünden zor yıllar geçirir. Krupp, eski günlerine ancak Hitler faşizminin işbaşına gelmesiyle kavuşur. Kan ve ölüm getiren silahlarıyla Hitler faşizminin önemli destekçilerinden olan Krupp’lar, bu yüzden 1948’te mahkeme önüne çıkıp yargılanırlar ve göstermelik de olsa kısa süreli hapse mahkum edilirler.

Krupp’lar, 2. Dünya Savaşı’nın izleyen yıllarda da yeni Almanya’ya uyum sağlamada zorluk çekmedi. Kısa zamanda toparlanarak, yine dünyanın en önemli çelik şirketlerinden bir olarak boy göstermeye devam etti. Ve, 1999 yılında en büyük rakibi Duisburg’lu bir başka çelik devi Thysen’i yutarak gücüne güç kattı.

 

 

Ruhr Müzesi görevlilerinden Ingo Wuttke, sergi ile ilgili gazetemize şu bilgiler verdi:

 

Krupp Efsanesi Sergisi, Krupp’un 200 yıllık endüstri geçmişini ve bununla birlikte çok ünlü olan Krupp ailesini anlatıyor. Sergiye Krupp işletmesinin kuruluşunun 200. yılı ve işletmenin asıl kurucusu Alfred Krupp’un 200. doğum yılı vesile oldu.

Toplam 1500 parça bulunuyor ve bunların yarısı Krupp’un özel arşivinden alındı.

Sergi esas olarak üç bölümden oluşuyor.

Biri endüstrinin temel madeni olan ve Krupp’un geliştirdiği çelik üzerine. Örneğin, demiryolunun gelişmesinde çığır açan kaynaksız tekerler. Yine modern silah sanayine yeni standartlar getiren, demirdöküm topları Krupp’un dünya çapında büyük başarı elde etmesine neden oldu. Bu buluşlar Krupp’un “İmparatorluğun Demir Dövücüsü” ünvanını almasına vesile oldu.

Çelik, Krupp efsanesinin üç ayağından biriydi… Bir diğeri de, Krupp Ailesi’nin kendisiydi. Krupp ailesi 200 yıl boyunca, çeliğin hükümranı olmak için büyük çaba sarf etti. İşletmenin çıkarları ve başarısını herşeyin üstünde tuttular..

Diğer bir mit de, “Kruppçu”lar.  “Kruppçu”lar topluluğu, işletmede çalışanların tümüdür. Alfred Krupp, çelik işçilerine sadece yüksek ücret değil, daha fazla sosyal hakların verilmesi gerektiğini de erken anlamıştı. Bu da çalışanlarla, işletme arasında çok özel bağlar kurulmasına neden olmuştur. Öyle ki, kentte sadece Krupp çalışanlarının alışveriş yapabildikleri alışveriş merkezleri, hastaneler vs. açılmıştır.

 

 

Savaştıkça büyüdü, büyüdükçe savaştı

 

Burada bir top önünde duruyoruz. Alfred Krupp tarafından 1860-1870’li yıllarda geliştirildi. Bunun özelliği daha öncekiler gibi bronzdan değil, tamamen çelik dökümden yapılmış olmasıdır.

Krupp’u büyük yapan, bütün dünyaya sattığı çelik oldu. Krupp çeliği kullanmak için hep yeni alanlar aradı. Dökümden yapılan top böyle bir boşluktu örneğin. Arkamızda görülen bu top, hem az yıpranıyor hem de isabetli atış yapıyor. Bu topun 1870-1871 Alman-Fransız savaşını Almanların kazanmasında tayin edici rol oynadığı söylenir. Yani silah sanayinde bir devrim niteliği taşıyordu. Bu buluşlar Krupp’un “İmparatorluğun Demir Dövücüsü” ünvanını almasına vesile oldu.

 

SIRADIŞI BİR MÜZE

Essen kentinde, eskiden büyük bir kömür madeni ve kömür işleme merkezi olan binalar bugün oldukça kapsamlı ve ilginç bir müze olarak hizmet veriyor…

Müze, bir zamanlar dünyanın en önemli maden ve demir-çelik sanayine ev sahipliği yapan Ruhr Bölgesi’nin ekonomik sosyal ve kültürel tarihini anlatıyor… 60’lı yıllardan itibaren bölgeye gelen Türkiyeli göçmen işçilerin hayatı da müzede yer bulan konulardan biri. Müzenin en dikkat çekici özelliği ise mekan olarak eski bir sanayi kompleksinin kullanılması.