İyi bir yaşam ve eşitlik mücadelemiz sürüyor

8mart

Göçmen Kadınlar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Mehtap Çallı, 8 mart dolayısıyla, Almanya’da kadınların öne çıkan sorunları ve talepleri konusunda gazetemizin sorularını yanıtladı.

 

Göçmen Kadınlar Birliği olarak bu yıl 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nünde hangi konuları öne çıkarıyorsunuz?

Bu yılki şiarımızı, “İyi bir yaşam için güvenceli iş ve eşit haklar” olarak belirledik. Uluslararası Emekçi Kadınlar günü olarak ilk kez kutlandığı 1910 yılından bu yana 8 Mart’ta kadınların ileri sürdüğü talepler özünde pek değişmedi. Yani 100 yılı aşkın bir süredir 8 Mart, kadınların hukuksal, siyasal, sosyal ve ekonomik eşitlik uğruna sürdürdükleri mücadelenin bir sembolü olmaya devam ediyor. Çünkü hala kadınlar üzerindeki cinsiyetçi ve sınıfsal baskılar sürüyor. Giderek daha çok kadın, sosyal güvenceden yoksun veya taşeron firmalarına kiralık işçi olarak çalışmak zorunda kalıyor. Aynı şekilde kazandığı yetmediği, daha ayın ortasında maaşı tükendiği için ek iş yapmak zorunda kalan kadınların sayısı da hızla artıyor. Düşük ücretli işlerde çalışanların yüzde 70’ini kadın işçiler oluşturuyor. Türkiyeli göçmen kadın işçilerin üçte birden daha azı sosyal güvenceli bir işte çalışıyor. Verilen tüm vaatlere rağmen kadınlar, aynı işi yaptıkları erkeklerden dörtte bir daha düşük ücret alıyor.

Bu sorunlar katlanarak sürerken, eşit işe eşit ücret ödenmesi, sigortasız işlerin yasaklanması, asgari ücret sistemine geçilmesi gibi taleplerimize kulak tıkayan Federal Hükümet çıkardığı yeni Çocuk Bakım Parası Yasası (Betreuungsgeld) ile başımıza yeni bir çorap ördü. Bu yasa ile bize adeta “Evinizde oturup çocuğunuza bakmak varken çalışmak sizin neyinize?” diyerek, biz kadınları çalışma yaşamının dışına itmeye, bize geleneksel annelik rolünü yüklemeye çalışıyor.

 

Türkiyeli göçmen kadınlar bu sorunlardan nasıl etkileniyor?

İstatistikler, Türkiyeli göçmen kadınların daha derinden etkilendiğini gösteriyor. Özellikle güvencesiz iş konusu kadınların, özellikle de Türkiyeli kadınların iş yaşamında karşılaştıkları sorunların başında geliyor. Türkiyeli göçmen kadın işçilerin üçte birlik bölümünden daha azı sosyal güvenceli bir işte çalışıyor. Verilen tüm vaatlere rağmen kadınlar, aynı işi yaptıkları erkeklerden dörtte bir daha düşük ücret alıyor.

 

Peki genel olarak göçmen kadınların hukuksal ve toplumsal konumu bu sorunları büyüten bir etken oluyor mu?

Elbette, eşit haklara sahip olmamak, dil bilmemek, kalifiye olmamak gibi nedenler göçmen kadınların bu sorunlardan daha yoğun etkilenmesine yol açıyor. Federal Hükümet’in yıllardır uyguladığı ayrımcı ve dışlayıcı politikalar, göçmen kadınların sosyal, ekonomik ve politik yaşama katılmalarının önüne engeller çıkardı. Öte yandan Türk hükümetleri ile varlıklarını dine, dile ya da milliyete dayandıran Türkiyeli örgütlenmeler de önyargıları körükleyerek, göçmen kadınları içe kapanmaya teşvik etti, milliyetçiliği kışkırtmaya çalıştı.

 

GKB olarak 8 Mart  kutlamaları için hazırlıklarınızdan bahseder misiniz?

Her yıl olduğu gibi aylar öncesinden konuyu gündemimize aldık ve bu yıl da 8 Mart için 20’den fazla şehirde şenlikler düzenleyeceğiz. Bu çalışmaları birçok yerde, diğer uluslardan kadın örgütleri, sendikalar, semtlerdeki yerel kadın girişimleri ile birlikte sürdürüyoruz. Bazı işletmelerde de ayrıca kutlama hazırlıkları var. Bunun dışında çalışmalarımızın sürdüğü kentlerde yürüyüş veya gösteri gibi etkinlikler varsa buralarda yer almaya da özen gösteriyoruz.

Bizim için en önemlisi, bu hazırlık çalışmalarında oldukça geniş sayıda kadının yer alması. Programların oluşturulmasından etkinliklerin duyurulması için atılan afiş asma, bildiri dağıtma, bilet satma gibi adımlara kadar, çalışmanın her safhasında kadınların aktif rol alması için çaba içerisindeyiz.

 

Bu pratik adımların kadınlar üzerindeki somut etkileri konusunda neler söyleyeceksiniz?

Bu çalışmaların içerisinde küçük de olsa bir görev alan arkadaşlarımız, kısa süre içerisinde en aktif arkadaşlar haline geliyorlar. Birlikte hareket etmenin tadına varıp, elele verildiğinde yapılamayacak gibi görülen işlerin ne kadar kolaylaştığını ve başarıyla üstesinden gelebildiklerini görüyorlar. Şiir gruplarında yer alan, skeçler yazıp oynayan, korolar oluşturan kadın arkadaşlar, kültür-sanat alanında sadece izleyici olmaktan çıkıp üretebildiklerini görüyorlar ve özgüvenleri gelişiyor.

Son olarak eklemek istediğiniz nedir?

8 Mart’ı emekçi kadınların mücadele günü olarak kutlamak için hazırlıklarımız neredeyse tamam. Göçmen kadınlar olarak hayatımızı karartan sorunlar dağ gibi büyürken sessiz kalmamız gerektiğini biliyoruz. Türkiyeli göçmen kadınları önümüzdeki haftalarda 8 Mart kutlamalarında, ardından yaşamımızın her anında ve alanında yerlisiyle-göçmeniyle emekçi kadınlar olarak “Eşit işe eşit ücret!”, “Asgari ücret sistemine geçilsin!”, “Sigortasız işlerde çalışan kalmasın!” gibi talepler uğruna mücadeleye katılmaya çağırıyoruz. Hep birlikte ayrımcılığa ve dışlanmaya karşı çıkalım. Göçmen kadınlara eşten bağımsız oturma ve çalışma izni verilmesi; çocuk bakımı sağlanarak ücretsiz kurslarla Almanca öğrenmeye teşvik edilmeleri için sesimizi yükseltelim. Bütün kadınların Emekçi Kadınlar Günü’nü şimdiden kutluyoruz.