Alman silah tekelleri rekor üstüne rekor kırıyor

Almanya, diktatörlükle yönetilen Körfez ülkeleri Bahreyn, Katar, Kuveyt, Uman, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’a silah ihracatında rekor kırıyor.

 

Son haftalarda Almanya’nın başta Suudi Arabistan olmak üzere Körfez Ülkeleri’nde sattığı silahlar yeniden gündemde. İnsan haklarının ihlal edildiği, toplamsal muhalefetin kanla bastırıldığı bu ülkelerde Alman silahları, gerici rejimlerin ayakta kalması için önemli bir rol üstleniyor. Dahası, Alman silahları olmadan gerici diktatörlüklerin halk isyanlarını bastırması zor görünüyor.

Durum bu kadar açık olmasına rağmen Almanya’nın, diktatörlükle yönetilen Körfez ülkeleri Bahreyn, Katar, Kuveyt, Uman, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’a silah ihracatı rekor kırıyor.

Sol Parti tarafından yöneltilen bir soru önergesine hükümet tarafından verilen yanıtta, söz konusu 6 ülkeye 2012 yılında toplam 1 milyar 420 Euro’luk silah satılmış. Bu silahların isyancıların diktatör rejimlerini devirmek için kullanmadığı ortada. Tam tersine gerici rejimler, isyanları bastırmak ya da isyan eğilimindeki halkın gözünü korkutmak için Almanya tarafından tepeden tırnağa silahlandırıldılar.

2011’de Almanya’nın bu altı ülkeye sattığı silah miktarı 570 milyon Euro iken, bunun bir yıl sonra tam iki katına çıkması, isyan hareketlerinin söz konusu ülkelerin rejimlerine büyük bir korku verdiğini de gösteriyor. Keza aynı şekilde Kuzey Afrika’da bulunan Cezayir de geçen yıl, bir önceki yıla göre Almanya’dan aldığı silah miktarını artırdı.

Ama bütün bu ülkeler arasından Almanya’nın silahla ayakta tuttuğu rejimlerin başında, demokrasiden, insan haklarından eser bulunmayan Suudi Arabistan geliyor. Federal Hükümet tarafından verilen bilgilere göre, geçen yıl Suudi Arabistan’a 1 milyar 240 milyon Euro’luk silah satışına onay verildi. Bir önceki yıla göre 9 kat fazla olan bu miktar hem Alman silah tekellerinin ağzını sulandırırken, diğer taraftan da petrol zengini Suudi rejimini rahatlatmakta.

Aynı yıl içinde halk ayaklanmalarının olduğu Bahreyn’e verilen silah miktarı 4.3, Katar’a verilen silah miktarı da 17.6 milyon Euro’ya yükseldi.

En çok silahın satıldığı ülkeler olarak görülen Suudi Arabistan ve Katar aynı zamanda Suriye’deki rejimi değiştirme iddiasıyla pek çok terör eylemi gerçekleştiren muhalif grupları silahlandırmalarıyla da dikkat çekiyor. Dolayısıyla Almanya tarafından bu ülkelere verilen silahların bir bölümünün Suriye’de kullanılması, kuvvetli bir ihtimal olarak görülüyor.

 

KANLA BESLENİYORLAR

Almanya’nın silah satışı elbette sadece verilen bu bilgilerden ibaret değil. ABD ve Rusya’dan sonra dünyanın en çok silah satan üçüncü ülkesi olan Almanya, yıllardan beri bu çizgisini sürdürüyor. Bugün muhalefette olan SPD ve Yeşiller her ne kadar insan haklarının ihlal edildiği ülkelere silah satılmasını eleştirseler de, hükümet oldukları 1998-2005 yılları arasında onlar da silah satmaya devam ettiler.

SPD-Yeşiller koalisyonun işbaşında olduğu 2003 yılında, “üçüncü ülkeler” olarak adlandırılan NATO ve AB üyesi olmayan ülkelere, 1.6 milyar Euro’luk silah satıldı. “Üçüncü ülkelere” en fazla silah satışı ise CDU/CSU-SPD “büyük koalisyonu”nun işbaşında olduğu 2008’de (3.140 milyar Euro) satıldı. Sözkonusu yıl, en büyük alıcı Güney Kore idi.

Ülkelere göre tasnif edildiğinde son yıllarda Almanya’dan en çok silah satın alan ülkelerin başında Suudi Arabistan geliyor. 2011’de 140 milyon, 2010’da 153 milyon, 2008’de 170 milyon Euro’luk silah satın alan Suudi Arabistan, SPD-Yeşiller koalisyonunun olduğu 2004’de 56 milyon Euro’luk silah almış. Alınan silahların başında sahil güvenlik botu, kurşun geçirmez araç parçası, uzun namlulu silahlar ve panzerler bulunuyor. Suudi Arabistan’a verilen Boxer tipi panzerler geniş tartışmalara neden olmuştu.

Başta Jürgen Trittin olmak üzere bir çok Yeşil politikacı bugün Suudi Arabistan’a silah satılmasını “hata” olarak değerlendirse de, yarın aynı durumun ortaya çıkmayacağının da güvencesini veremiyorlar. Çünkü, silah satışında asıl belirleyici olanın silah tekelleri olduğu gerçeğini gizleyemiyorlar. Kasalarını kan üzerinden dolduran bu tekeller, işbaşına gelen büyün hükümetlere istedikleri anlaşmaları ve izinleri imzalatıyorlar.

 

ALMANYA İHLALLERE ORTAK

Silah satışına dair somut veriler, Almanya’nın başta gerici ve diktatör rejimlerin olduğu Suudi Arabistan, Bahreyn, Katar gibi pek çok ülkede halka yönelik gerçekleştirilen katliam ve baskılarda sorumluluk taşıdığı gerçeğine işaret ediyor. Bu nedenle silah satışıyla ilgili her ayrıntı ortaya çıktığında, doğal olarak geniş yankı ve tartışma yaratıyor. Ama hükümet ve silah tekelleri cephesinde bu tartışmalar hep görmezden gelindi ve gelinmeye de devam ediyor.

Kendisiyle ters düştüğü ülkelere insan hakları dersi veren, hatta Libya’da, Suriye’de olduğu gibi bunu işgal için bir neden olarak gösteren Alman sermayesi ve basını, Körfez ülkelerine gelince tersi bir tutum içine girmekte sakınca görmüyor! Dahası rejimi devirmek için harekete geçen kitlelerin hareketinin kanla bastırılması meşru görülüyor ve bunun için her türlü askeri ve politik destek sunuluyor.

Peki bu ikiyüzlülük daha ne kadar sürecek? Bunu engellemenin başta gelen yollarından biri, ülkedeki silahlanma ve savaş karşıtı hareketin hükümet ve silah tekellerine karşı yaratacağı demokratik baskı olacaktır… Dolayısıyla, genel seçimlerin yapılacağı bu yıl içerisinde pek çok talebin yanına, Almanya’nın  silah satışının yasaklanmasının konulması  büyük bir önem taşıyor.

 

Türkiye’ye 9 yılda 1.8 milyar Euro’luk silah satıldı

 

Almanya’dan en çok silah satın alan ülkeler arasında Türkiye de bulunuyor. Sol Parti tarafından daha önce yöneltilen bir soru önergesine hükümet tarafından verilen yanıta göre, 2000-2009 yılları arasında Türkiye’ye toplam 1.8 milyar Euro’luk silah satışı yapıldı. Bu süre içerisinde Almanya’dan Türkiye’ye toplam 354 Leopard panzeri gönderildi.

Gönderilen bütün bu silahların önemli bir bölümü Kürt illerinde kullanıldı.

 

Arap Emirlikleri’ne vize muafiyeti planı

 

Alman hükümeti, en çok silah satılan Körfez ülkeleri arasında yer alan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) vatandaşlarına vize uygulamasını kaldırmak için AB Komisyonu’na resmen başvurdu. Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle ve İçişleri Bakanı Hans-Peter Friedrich’in, BAE vatandaşlarına 90 güne kadarki ziyaretler için uygulanan Schengen Vizesi’nin kaldırılması için AB Komisyonu’nun içişlerinden sorumlu üyesi Cecilia Malmström’e resmi başvuruda bulunduğu bildirildi. Dışişleri Bakanı Westerwelle’nin ayrıca BAE’li mevkidaşı Şeyh Abdullah bin Zayed Al Nahyan’ı telefonla arayarak konuyla ilgili bilgi verdiği de açıklandı.

Böylece Birleşik Arap Emirlikleri, vize muafiyeti getirilen ilk Arap ülkesi olacak. Alman Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, BAE’nin son yıllarda Almanya ve AB için artan önemine vurgu yapıldı ve ülkenin ekonomik ilişkiler ve güvenlik politikaları açısından önemli bir partner haline geldiği kaydedildi. (YH)