10 milyonluk ülkede 1.5 milyon neden sokağa çıktı?

Euro Bölgesi’nde ortaya çıkan “borç krizi”ne karşı Portekiz’de verilen mücadele 2 Mart’ta bir kez daha doruğa çıktı. 10.5 milyonluk ülkede bazı kaynaklara göre 1.5 milyon, bazı kaynaklara göre ise 1 milyon emekçi alanlara çıkarak AB, Avrupa Merkez Bankası (AMB) ve IMF’den oluşan Troyka tarafından dayatılan acı reçetelere karşı sesini bir kez daha yükseltti. Daha önce de Portekiz’de yapılan gösteri ve mitinglere 1 milyonun üzerinde emekçi katılmıştı.

Avrupa sermayesi adına emekçilere acı reçeteleri dayatan “Troyka”nın şeytan ilan edildiği gösterilerde en çok iki talep öne çıkıyordu. Bunlardan birincisi “Hayatımızı geri verin”, ikincisi de “Her şeye halk karar verir” idi.

Sadece başkent Lizbon’da yarım milyon insanın bir araya gelerek, son bir kaç yıldır izlenen politikaların halkın yaşamını çekilmez hale geldiği, bu nedenle de “yaşamımızı geri istiyoruz” demesi, Portekiz’in de hızla Yunanistan’ın durumuna düşürüldüğünü gösteriyor. Nüfus bakımından küçük, ancak mücadele gücü açısından dinamik olan bu iki ülkede de sendikalar ve değişik siyasi akımlar, Troyka tarafından dayatılan acı reçetelere karşı güçlü bir direniş cephesi oluşmuş görünüyor.

Gösteriler sırasında Portekiz’in devrimci geleneğinin sembolü olan “Grândola, Vila Morena” (Grândola, kahverengiye boyanmış şehir) şarkısının hep bir ağızdan söylenmesi, ülkede yeni bir isyan dalgasının kabardığını gösteriyor. Devrimci mücadelenin yükseldiği, 1970’li yıllarda Portekiz’de dilden dile dolaşan bu devrimci marş, aradan yıllar geçmesine rağmen söylenmeye devam ediyor. Lizbon’daki Terreiro do Paço Meydanı’nı inleten bu marş bundan sonra da söylenmeye devam edecek.

 

 İSYAN ETMEMEK MÜMKÜN MÜ?

Halkın neredeyse beşte birinin sokaklara çıktığı Portekiz’de hem şimdiki hem de ondan önceki hükümet tarafından “bütçe açığı” gerekçesiyle dayatılan açı reçeteler, yaşamı neredeyse olanaksız hale getiriyor. Bu nedenle de sokağa çıkmaktan başka çare yok.

AB, AMB ve IMF’nin oluşturduğu Troyka, daha önce Portekiz’e verilmesine karar verilen 78 milyar Euro’luk kredinin bir diliminin daha ödenmesi için yeni kesintilerin yapılmasını talep ediyor. Bu yılın bütçesinden tam 5.3 milyar Euro’luk kesintiye gidildi. Bunun için de çalışanların maaşları düşürüldüğü gibi, her çalışandan yüzde 3.5 daha fazla “ücret vergisi” kesildi. Yine işsizlik parasından yüzde 6, 1350 Euro’nu üzerindeki emeklilik maaşından ise yüzde 3.5 kesintiye gidildi.

Bütün bunlar çalışanlar ve emeklilerin gelirinde önemli oranda azalmaya yol açtı, alım güçlerini düşürdü, milyonlarca insanı işsizlik ve yoksulluğun içine itti. Krizin yaşandığı diğer Euro Bölgesi ülkelerinde olduğu gibi Portekiz’de de gençlik arasındaki işsizlik ortalamanın çok üzerinde. Son rakamlara göre 25 yaşından küçük gençlerin yüzde 38.6’sı işsiz. Bunlar arasında çok sayıda üniversite mezunu da bulunuyor. Ülke genelindeki işsizlik oranı ise yüzde 18.

Bu aynı zamanda 10.5 milyonluk ülkede yaklaşık olarak 2 milyon insanın işsiz kalması anlamına geliyor. 82 milyonluk Almanya’da resmi olarak işsizlerin sayısı 3 milyon olduğu göz önüne alındığında, Portekiz’deki durumun “felaket” olduğu daha kolay anlaşılıyor ve dolayısıyla sokağa çıkmaktan başka bir yol bulunmuyor.

 

YENİ KESİNTİLER PLANLANIYOR

Çünkü; mevcut hükümet kesintileri durdurma yerine yeni kesinti paketleri ilan etme hazırlığı içinde. Önümüzdeki iki yıl içinde bütçede 4 milyar Euro’luk tasarrufu hedef olarak ilan eden hükümet, bunun için de başta sağlık ve çalışma alanları olmak üzere, halkın yaşamını zorlaştıracak yeni kesintiler planlıyor.

Ülke genelinde hükümete karşı yükselen tepkileri değerlendiren sendikalar ve sol partiler, mevcut muhafazakar liberal hükümetin halk nezdinde itibarını kaybettiğine dikkat çekiyorlar.

5 Haziran 2011’de dayatılan acı reçetelere karşı yükselen tepkilerden dolayı yapılan erken genel seçimleri liberal-muhafazakar çizgideki Sosyal Demokrat Parti (PSD) kazanmış ve menajer Pedro Manuel Mamede Passos Coelho Başbakanlık koltuğuna oturmuştu. Birbuçuk yıldır ülkeyi yöneten Coelho, bütün grev ve gösterilere rağmen geri adım atma niyetinde değil. Ancak, siyasi gözlemciler, ülkede yükselen parlamento dışı muhalefetin başbakanı zorunlu olarak erken seçime götürebileceğine dikkat çekiyor. (YH)

 

İspanya’da yüzbinler işsizlik ve yolsuzlukları protesto etti

 

İspanya’da 60 kentte sokağa çıkan yüzbinler, yüksek işsizlik oranı ile yolsuzluğu protesto ederek, hükümetten kemer sıkma politikasını değiştirmesini istedi.

Ülke genelinde protesto eylemlerine 300 binden fazla kişi katıldı. Gösterilerin en büyüğü ise Barcelona’da gerçekleştirildi. Buradaki gösteriye 65 bin kişi katıldı. Başkent Madrid’de yapılan gösteriye ise 50 bin kişi katıldı.

Değişik sendikalar ile onlarca sivil toplum örgütü tarafından organize edilen gösterilerde, Başbakan Mariano Rajoy’un muhafazakar hükümetinden, kemer sıkma politikasında ‘radikal değişim’e gitmesi istendi.

Ağır bir ekonomik kriz içinde bulunan İspanya’da işsizlik oranı yüzde 27’yi aşmış durumda. Bununla birlikte ülke siyaset alanında yaşanan yolsuzluklarla çalkalanıyor.