Ansiklopedik bir çalışma: Kadın ve Sosyalizm

Ekim Devrimi’nin ilk yılları,  Lenin derme çatma bir odada  çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Lenin’in kapısındaki nöbetçi genellikle küçük bir masada oturup  kitap okuyan bir komsomol. Almanya ile barış yapıldığı için Almanya Büyükelçisi Kont Mirbach Rusya’ya geldiğinde, Halk Komiserleri Kurulu Başkanı Lenin’e geleneksel ziyaretini yapıyor. Lenin’in odasının kapısındaki nöbetçi, oturmuş okuyor ve Mirbach kapıya yaklaştığında ona bakmıyor bile. Mirbach şaşırmış halde görevliye bir göz atıyor. Daha sonra içerden çıktığında, okuyan nöbetçinin yanında duruyor, okuduğu kitabı alıyor ve tercümanından kitabın adını Almanca’ya çevirmesini istiyor. Kitap, Bebel’in „Die Frau und der Sozialismus“ (Kadın ve Sosyalizm) adlı eseri. Büyükelçi tek kelime söylemeden kitabı nöbetçiye geri veriyor. (Lenin’den Anılar- Krupskaya)

Almanya’da işçi sınıfı ve kadınların özgürlük mücadelesi denilince en çok dikkat çeken isimlerden biri August Bebel’dir. Onun resmini 1878’li yıllardan sonra basılan her afişte görmek mümkün. Bebel’in Kadın ve Sosyalizm kitabı, kadının, erkeğin ve gencin elinde adeta mücadele bayrağı olmuştur.

31 YILDA 50. BASKI

İnsanlık tarihinde özel mülkiyetin doğması, aynı zamanda kadının erkeğin kölesi olmasını da beraberinde getirdi. O gün bugündür kadınlar özgürlük, eşitlik ve gelecekleri için mücadele ederek nice bedeller ödediler. Ansiklopedik bir kaynak olan „Kadın ve Sosyalizm/Die Frau und der Sozialismus“, ilk yayınlandığı 1878 yılında büyük bir yankı yarattı. 1878, Almanya’da aynı zamanda Bismark’ın gelişmekte olan işçi hareketini kırmak için Anti-Sosyalistler Yasası ’nı çıkardığı yıldır. Parti kapatılmış, örgütlenme hakkı rafa kaldırılmış ve sosyalist yayınlar yasaklanmıştır. İşte böylesi bir süreçte zor bela yayınlanan kitabın işçi ve emekçilerin, aydınların saflarında yarattığı etki, kısa sürede değişik dillerde 25 baskıya ulaşılmasını sağladı. İlk baskısının yapıldığı dönemde kitabı okuma ve bulundurmanın cezası altı aya kadar hapis idi.

Kadın ve Sosyalizm kitabının ellinci baskısında (Ekim 1909) August Bebel bir şeye dikkat çeker. „Kadın hereketi, -hem burjuva hem de proleter- kitabımın yayınlanmasından bu yana geçen sürede çok şey elde etti, hem de dünyanın tüm uygar ülkelerinde. Bu kadar kısa zamanda bu kadar elverişli sonuşlar elde eden ikinci bir hareket yoktur.“ Kitap yayınlandığı andan itibaren neredeyse her baskısı işçilerden gelen mektuplar, aydınların uyarıları dikkate alınarak yenilendi.

Kadın ve Sosyalizm kitabının Türkçe’ye çevrildiği 1980 yılında Türkiye’de askeri faşist darbe oldu ve her türden sol kitap toplatılmaya başlandı. Sabiha Zekeriya Sertel’in bu çevirisi nedendir bilinmez ama özet şeklinde olmuştur. Daha sonra İnter Yayınları 1991’de orjinal baskısından olduğu gibi Türkçe’ye çevirerek okuyuculara sundu. Ansiklopedik bir çalışma olan kitap, geçmişte kadın, günümüzde kadın, devlet ve toplum, toplumun sosyalizasyonu gibi başlıklar altında toplanan otuz bölümden oluşuyor.

Insanlık tarihi boyunca görülen kadın erkek ilişkilerini bütün yanlarıyla sorgulayan, bilimin sözgecinden geçirerek bizlere aktaran kitap, bugün de anlamından bir şey kaybetmemiş.

Antik Yunan çağından, ortaçağın karanlık yıllarına ve ücretli kölelik düzeni olan kapitalizme kadar kadın hareketinin tarihini rahatlıkla görebiliriz.  İnsanlığın geçmişinde ilk kez kadın köleleşti. Yunan mitlerinde anlatıldığı üzere, analık hukukunun, babalık hukukuna yenilmesi, kendi cinslerinden Atena’nın ihanetiyle olmuştur. Böylece kadınlar neredeyse tüm haklarını kaybetmiş ve upuzun karanlık dönem başlamıştır. Sınıflı toplumlardan bu yana devam edegelen koşullar kadınlar için kanıksanmış, neredeyse tüm toplum tarafından kabul görür olmuştur. Ancak, kadınlar o gün bugündür büyük bir sevda ile özgürlük timsali güneşe yürümeye devam ediyorlar.

Kadın ve Sosyalizm kitabı sadece kadını anlatmıyor. Kitapta insana dair ne varsa, daha doğrusu, ekmeğini alınteriyle yiyenlere dair ne varsa aktarılmaya dikkat edilmiş. Yayınlandığı yıllar, kadın hareketinde ve işçi hareketinde çığır açmış bir etki yaratmayı başaran Kadın ve Sosyalizm kitabı, sadece her kadının değil, aynı zamanda asıl olarak mücadele içindeki erkeklerin okuması gereken bir kaynak.

Kadın hareketi ve sınıflar mücadelesi sonucunda edinilen haklar sayesinde kadınların yaşam koşullarındaki bazı iyileşmeler aldatıcı olmamalı. Kapitalizm kadının yükünü hafifletmedi. Şimdilerde durum kuşkusuz eski yıllara göre iyi, ancak kadının köleliği hala devam ediyor. Kadının erkekle her bakımdan her alanda gerçek manada eşitlik elde etmesi, insanlık açısından büyük bir ilerleme olacaktır.

Yazımızı, Kadın ve Sosyalizm’den kısa bir alıntıyla noktalayalım: „Güzel bir günün şafağı güçlü biçimde doğuyor. İnsanlık için yeni, daha iyi bir zamanın sınır taşlarının ’nerede‘ ve ’ne zaman‘ konacağı kaygusundan uzak, durmadan ileriye doğru çabalayalım ve mücadele edelim. İnsanlığı kurtaracak bu büyük mücadelede düşersek, arkamızdan gelenler yerimize geçecektir.“

Ali Çarman