İnsanlık tarihine farklı bir yolculuk

 altn mask

 Bir süredir Bonn’da ziyarete açılan ‘Dünya Kültürler Hazinesi’ adlı sergi, dünya kültürleri arasında böyle bir kıyaslama yapılamayacağını, insanlığın ortak bir mirasa sahip olduğu gerçeğini bir kez daha gözler önüne seriyor..

 

„Medeniyetler/Kültürler çatışması“, son yıllarda medya ve siyaset dünyasında sıkça duyduğumuz bir deyim. Buna göre, ‚farklı dinler, kültürler, coğrafyalar arasında uyumsuzluk ve çatışma kaçınılmazdır… Çünkü kültürler, ileri ve geri olarak ayrışmışlardır.‘

Ne bilim ne tarih ne de insanlık açısından bir gerçeklik içermeyen bu görüşlerin arkasında yatan, günümüzdeki emperyalist politikalara haklılık ve meşruluk kazandırmaktan başka birşey değil kuşkusuz.

Bir süredir Bonn’da ziyarete açılan bir sergi, dünya kültürleri arasında böyle bir kıyaslama yapılamayacağını, insanlığın ortak bir mirasa sahip olduğu gerçeğini bir kez daha gözler önüne seriyor..

Bonn Sanat Müzesi (Bundeskunsthalle) bugünlerde ilginç bir sergiye ev sahipliği yapıyor..

Londra’daki Britisch Museum tarafından hazırlanan ve nisan ayı ortasına kadar Bonn’da kalacak sergi geçmişten bugüne ve bütün dünyadan özenle seçilmiş kültür eserlerini içeriyor…

Özenle seçilmiş, çünkü organizatörler, tam 7 milyon eseri tarayarak, bunlar arasından sadece 250’sini dünya kültür hazinesi olarak ziyarete sunmuşlar.

1’den 250’ye kadar numaralanan ve herbiri paha biçilmez değer taşıyan eserler, Afrika, Asya, Amerika, Avrupa… gibi her kıta için ayrılan bir odada sergileniyor.

Sergide yer alan parçalar dünyanın değişik kıtalarında, kültürlerin nasıl geliştiği konusunda ziyaretçilere fikir verirken, serginin hemen girişinde yer alan 1 ve 2 numaralı iki parça, insanlığın geçmişinin ne kadar derinlere uzandığını göstermesi bakımından görenleri hayrete düşürüyor…

Biri yaklaşık iki milyon, diğeri ise 800 bin yıl öncesine ait bu iki parça, bugüne kadar ilkel insanların kullandığı tespit edilebilen ilk aletler çünkü.

KÖKENİMİZ AFRİKA

Serginin en gözde odalarından biri Afrika odası. En eskiye ait eserlerin burada yeralıyor olmasının yanısıra, Mısır uygarlığından çarpıcı eserler ve orjinal bir kadın mumyası ziyaretçilerin hayli ilgisini çekiyor.

Emeğin, zerafetin ve estetiğin buluştuğu eserlerin bulunduğu odayı gezerken, insanlık öyküsünün başladığı Kara Afrika’nın bugün ne hale getirildiğini, nasıl yağmalanıp sömürüldüğünü düşünmeden edemiyor insan.

Binyıllar önce, bugün bile parmak ısırtan eserlere imza atan yaşlı kıtada insanların suya, ekmeğe muhtaç hale getirilmesi; uygarlık adına köleleştirilip savaşlardan savaşlara sürülmesi, insanlığın ilerleyişinin ne kadar çelişkili ve zahmetli olduğu gerçeğini hatırlatıyor diğer taraftan.

Nisan ayı ortasına kadar sürecek sergide yer alan eserler bu tarihten sonra kalıcı mekanları olan Brtische Museum’a geri dönecek. 1753 yılında kurulan Britisch Museum, dünyanın ilk ulusal müzesi olma ünvanını taşıyor. (BONN/YH)

 

YÜCEL ÖZDEMİR

TONGUÇ KARAHAN

 müze görevlisi kubasik

Kültürler arasında bir hiyerarşi bulunmuyor

 

Bonn Sanat Müzesi’nin sergiden sorumlu yöneticisi Dr. Katharina Chrubasik, Dünya Kültürler Hazinesi sergisiyle ilgili sorularımızı yanıtladı.

 

Neden böyle bir sergi hazırlandı?

Londradki Britis Museum, işbirliği yaptığımız önemli müzelerden birisi. Bu sergiyi iki yıl önce planladık ve aslında, Londra’daki serginin tamamını buraya getirmeyi istiyorduk…  Maalesef mümkün olmadı. Müzemizin kuruluşunun 20. yılı dolayısıyla planladığımız bu sergiyle, 20 yıldır açtığımız bütün sergilerin bir yansımasını sunmayı hedefliyorduk. Öyle de oldu.

 

Daha çok kimler geliyor? Nasıl bir ziyaretçi profiliniz var? Bugüne kadar kaç kişi izledi?

Arkadaşlarımızın yaptığı tasnife göre, gerçekten insanlık tarihini merak edenler bu sergiye geliyor. Gruplar halinde otobüslerle gelenler var. Yaşlılar daha fazla. Günümüzde bu türden tarihi sergilere asıl olarak yaşlılar ilgi gösteriyor. Açılışından bu yana toplam 35 bin kişi Dünya Kültürleri Hazinesi’ni ziyaret etti. Günde ortalama 400-500 ziyaretçimiz var.

 

Sergi için ‚insanlık tarihine bir yolculuk‘ diyebilir miyiz?

Elbette. Tabi ki belli açılardan. Burada insanlık tarihinin bütün alanlarını konu edinmek ve sergilemek zor. Ancak, burada farklı coğrafyalarda meydana gelen gelişmelerin birbirine benzediğini görüyoruz. Ve biz de sergiyi hazırlarken, bu coğrafyalar arasında bir hiyerarşinin olmamasına özel olarak dikkat ettik.

Bu demektir ki, bir bölgeden, örneğin Afrika’dan Asya’ya, Avrupa’ya hareketler, geliş-gidişler söz konusu. Sürekli bir yükseliş yok.

Sergide insanlık tarihine Afrika’nın Tanzanya bölgesinde yaklaşık 2 milyon yıl önce kullanıldığı tahmin edilen ilk aletle başlıyoruz.

İnsanın taşı bir parçalama aleti olarak kullandığını gösteren bu eser, bilinen eski teknik alet.

Alete baktığımızda bu belki hemen fark edilemeyebilir, ancak dikkatlice bakıldığına ele iyice oturduğu, üzerinde çalışıldığı ve ilkel insanlar tarafından kullanıldığı anlaşılıyor.

1930’lu yıllarda bulunan bu alet aynı zamanda insanların kökeninin Afrika oldugunu da gösteriyor. Yanı bütün insanlık tarihi orada başlıyor. Bu açıdan bakıldığında bu taşın anlamı çok büyük.

 

Burada özellikle sizin için ilignç olan eserler hangileri?

Öncelikli olarak Afrika bölümü gelenlerin büyük bir ilgisini çekiyor. En çok da orada incelemelerde bulunuyorlar. Burada da özellikle Mısır’da bulunan eserler dikkat çekici. Bunlar arasında gercek bir kadın mumyası var.  Afrika’nın yanı sıra diğer bölgelerden de harkulade eserler sergide yer alıyor. Bunların başında Ortadoğu geliyor.

Nemrut’tan getirilen tanınmış eserler büyük ilgi çekiyor. Ayrıca İznik’ten getirilen bir seramik de sergide yer alıyor. Coğrafik olarak 6 bölge üzerinden açtığımız sergide herkes kendisine göre pek çok hazine keşfedebilir.